24 Ekim 2014 Cuma

ÇOCUK OLMAK

Çocuk olmak her yaşta güzeldir.
Sonraki saniyeyi hesaplamadan, içimden geldiğince davranmak demektir çocuk olmak... Özgürce burnumu karıştırabilmek, mahalle duvarına korkusuzca işeyebilmektir çocuk olmak  
Çocuk olmak, annemin tabakla arkamdan dolaşması, sebze veya et yemiyorsun diye bana kızması, oyun oynarken sırtıma ter bezi koyması demektir. Yolda hızlı hızlı yürüyen babama yetişebilmek için her 10 saniyede bir depar atıp, yine de geride kalmaktır çocuk olmak 
Çocuk olmak, bir dilim sarelleli ekmeği dünyalara değişmemektir...
Kapının önünde yeni icatlar peşindeyken, içeriden kuzuum diye seslenen anneme, meee diye cevap verebilmektir çocuk olmak 
Çocuk olmak, çocuk olup büyümeyi istemek ve büyüyünce çocukluğunu özlemek, en güzeli ise her yaşta çocuk kalabilmektir  Not: Arabalarıma sulananı vururum 





***************************************************************

Yazının sahibi Ümit adında bir arkadaşım. Kendisine blog açması konusunda çok ısrar etmeme rağmen bunu yapmamış biri. Harika şiirleri ve hayata farklı bir bakış açısı var. Aslında yazsa okunacak bir adam. Ben de bu yazısını çok beğendim ve sizlerle paylaşmak istedim.

23 Ekim 2014 Perşembe

Akbank Sanat ile Marcel Broodthaers Sergisi'nde Buluşuyoruz!

Belçikalı şair, heykeltraş, film yapımcısı ve sanatçı Marcel Broodthaers’ın işlerinin sergilendiği  Sözcükler, Nesneler, Kavramlar sergisi Akbank Sanat’ta açıldı. 

20.yüzyılın en önemli sanatçılarından olan Broodthaers, 40 yaşına kadar sadece şiir ile ilgilenmiştir, satmayan  Pense-Bête şiir kitabının 50 kopyasını alçıyla kaplayarak okunamaz hale getirmiş ve kitabıyla aynı adı taşıyan Pense-Bête (Anımsatıcı) başlıklı ilk sanatsal eserini üretmiştir. Aynı sene, 1964’te; ilk sergisinin kataloğuna şöyle yazmıştır:  “Ben de bir şeyler satıp hayatta başarılı olamaz mıyım, diye düşündüm. Ne vakittir işe yarar, beş para eder bir tek şey yapmamıştım. 40 yaşına gelmiştim ... Ve nihayet aklıma, sahte, samimiyetten uzak bir şey icat etme fikri geldi; hemen işe koyuldum. Üç ay sonra, ortaya çıkan ürünü Galerie St Laurent’in sahibi Philippe Edouard Toussaint’e gösterdim. “İyi de, bu sanat” dedi Toussaint, “ve onu seve seve sergilerim”. “Anlaştık” dedim. Satılan bir eser olursa, Toussaint paranın %30’unu alacaktı. Öyle anlaşılıyor ki bu, standart anlaşma şartlarından biri; %75 alan galeriler bile var. Peki eser nedir, diye sorarsanız: Aslına bakılırsa, nesneler.” 

Marcel Broodthaers’ın  ilk sanat objesi Pense-Bête (Anımsatıcı)’i Akbank Sanat’ta görmeniz mümkün. Kavramsal sanatın en önemli isimlerinden olan Broodthaers, eserlerinde; yazılı dil kullanımı ve kelime oyunlarına sıklıkla yer vermiştir. Belçikalı sanatçı René Magritte ve Fransız şair Stéphane Mallarmé etkisi eserlerinde açıkça hissedilmektedir. 

Belçika’nın popüler bir yemeği olan midyeler, yumurta kabukları, süt şişeleri gibi gündelik objelere yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. 289 yumurtadan oluşan 289 Oeufs, 20x13=260, 2x14=28, +1=1, = 289 Oeufs.

Müze, eser, sanatçı ve seyircisi arasındaki ilişkiyi irdeleyen birçok eser vermiş ve bu ilişkiyi derinlemesine sorgulamıştır. 1968 senesinde Brüksel’de kendi evinde, kavramsal bir müze olan Musée d'Art Moderne, Départment des Aigles (Modern Sanat Müzesi, Kartallar Bölümü)’i kurmuş, davetiyeler bastırıp açılış yapmıştır. Eser röprodüksiyonları, eser kutuları, kartpostallar, duvar yazılarının sergilendiği müzeye; 1968-1971 arasında farklı mekanlarda farklı bölümler de eklemiştir. Müzenin herhangi bir koleksiyonu yoktur, belirli bir lokasyonu yoktur. Eserleri, MOMA_New York, TATE Modern_Londra, Stedelijk Van Abbemuseum_ Eindhoven, Centre Pompidou _  Paris and MACBA_Barselona koleksiyonlarında yer almaktadır.

Sergi hakkında daha detaylı bilgi almak için www.akbanksanat.com sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

20 Ekim 2014 Pazartesi

İZLEMEDEN GEÇME

Dünyanın kirletmediğimiz hiç bir köşesi kalmadı artık.
İnsanoğlu olarak dünyaya geldiğimizden beri yakıp yıkmadığımız, incitmediğimiz canlı kalmadı sanırım.
İnsanlık tarihi yıkımlar, savaşlarla dolu.
Halbuki daha güzeli, daha kullanışlıyı yapmayı da biliyoruz. Ama hayır biz bizden başkasına yaşam hakkı tanımıyoruz ki daha düşünceli olalım.
Sokakta ki kediyi sevmeyelim, çiçekleri koparalım, hayvanları sırf zevk için öldürelim, suyu bitirelim, çevreyi geri dönüşümsüz kirletelim, ağaç dikmeyelim. Ne gerek var burda hayat biterse gider uzayın başka bir köşesinin içine ederiz.



Yukarıda sizlerle paylaştığım filmi blog sayfalarını gezerken gördüm. İsmini hatırlamadığım bir blogger arkadaşım paylaşmıştı. İzledim. Bir kez daha insanlığımdan utandım. Çocuklarıma izletmek üzerede kaydettim. Şimdi sizler de izleyin istiyorum. Aman canım nolcak ki deyip sağa sola attığımız şeyler başka canlıları bakın nasıl yokediyor. Ne olur biraz daha insan olsak!!!

15 Ekim 2014 Çarşamba

HİÇ BİR ŞEY

     


Dünyada ki hiçbir şey kaydadeğer değil
Senin sesin dışında...

                                                                                14.10.2014 / Yalova / Sevda

Bİ BAKSANA:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...