Follow by Email

19 Ocak 2021 Salı

ŞAŞKINIM / SENAN KARA

İnsan kendini neden hep genç zannediyor. Sanki herkes büyüyor da sen büyümüyorsun hiç. 

Nerden çıktı şimdi diyeceksiniz ama konuyu bağlayacağım bir yere merak etmeyin :))

Televizyona takılıyorum bu aralar. Bazı dizilerde dolanıp dolanıp, aman ne uzun, aman ne çok reklam verdiler deyip uzaklaşıyorum ekran başından. Bir dizi var bilmiyorum izliyor musunuz ? Doğduğun Ev Kaderindir diye. İşte o diziye takıldık eşimle bir kaç hafta. Zeynep karakterinin zengin olan annesi Nermin Hanım'a bayıldım. Kadın ne kadar hoş. ( rolünden bahsetmiyorum kendi zarafetinden vs)




Sonra kadıncağızı hatırladım Atiye dizisinde de o psikopat adamın karısı rolündeydi. Hemen instagramda aradım Senan Kara buldum, takibe aldım. Bi bakayım bu kadın kimdir, kaç yaşındadır. Ay bakmaz olaydım. Aynı yaştaymışız. ( Bu arada ay olarak benden küçük ) Yani hasbelkader bir dizide falan oynayacak olsam Demet Özdemir'in annesini oynayacak yaştayım :(( Kendimi bir fena hissediyorum. Gerçi Senan Hanım kesinlikle çok zarif, çok taş bir insan ama yine de Demet Özdemir'in annesi olacak yaşta olmak fikri nedir ya?

Ben bunu bir süre atlatamam :))



30 Aralık 2020 Çarşamba

KELİME OYUNU 5

 ...

Bir romantik komedi FİLMi çekilseydi bu kadar olurdu diyeceğim süratle ilerliyordu her şey. Bu şehre geleli daha üç gün olmuştu ama sanki üç yıl gibiydi. George beni otelime bırakıp yanımdan ayrıldı. Gitmeden önce seni görmek isterim diyerek telefonumu istemeyi unutmadı. Vedalaşırken arkasından uzunca bir üsre baktım. Bizim oralarda olsak annem beni mutlaka uyarırdı.

- Kızım erkek milletine öyle hemen güvenilmez.Telefon falan vermekte ne öyle!

Annem haklı çıkmasın bu sefer diye geçirdim içimden. Buralarda tanıdığım ilk insanı saçma sapan bir sebeple hayatımdan çıkarmak istemedim. Bana kalsa da ne gerek vardı ama işte yabancı bir memlekette sıcak bir gülümseme iyi gelmişti bana. Otelin kapısından girdiğimde resepsiyonda duran genç ve alımlı kız -Akya Hanım bir notunuz var. dedi. İş yerimden geldiğini düşündüğüm not beni şaşırtmadı " Sevgili Akya; yeni hayatına başlamamış bulunuyorsun. Aramıza katılmış olmandan dolayı oldukça mutluyuz. Yarın sabah saat 08:00'da sizi almaya gelecek olan aracımızla ofisimize bekliyoruz. Tekrar hoş geldin."

İşte bütün maceranın sebebi olan gerçeğim yeni işim başlıyordu. Koşarak odama çıktım. Müzik çalarımdan bir KEMAN resitali açtım ve duşa girdim. Çocukluğumdan beri duş alırken müzik dinlemeyi severim. Sanki su sesiyle birlikte beni alıp bambaşka diyarlara götürür. Banyoda çok hayal kuraraım ben ya siz? Ruhumu ordan oraya sürükler giderim. Mesela şimdi yanımda annem ve babamla birlikte memleketteyiz. Sinop'ta. Akliman'da her zaman oturduğumuz AĞACın altındayız. Babam keyifle mangalı hazırlarken annem sofrayı hazırlıyor. Ben babamın özenle hazırladığı etlerden alıp kaçıyor ve kokuya gelen KEDİleri besliyorum.  Annem kızıyor, babam gülüyor. Yaa canım çocukluk ne kadarda uzaksın artık  Ne demişti büyük şair, "Memleket mi , yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak" Sanırım tam da şu anda bana hepsi uzak. Daha üç günde bu ne HASRET bu ne efkar. Ama bakmayın siz bana ben çok hazırım bu yeni duruma. Yıllardır hayallerini kurduğum ilaç firmasında insanlık için güzel şeyler başaracağım ben. Duştan çıktıktan sonra üzerime rahat bir şeyler giydim ve annemi aradım hemen. Uzun uzun konuştuk, tabi ona henüz George'den bahsetmedim. Kesin aklı çıkar. Ne gerek var.


24 Aralık 2020 Perşembe

KELİME OYUNU 4

 ...

Kaç saat uyudum bilmiyorum. Öyle derin uyumuşum ki uyandığımda nerede olduğumu anlamak için uzunca bir süre düşünmem gerekti. İşe başlamadan önceki son boş günümde şehri gezip, kesfetmek istiyordum. Dışarıda mis gibi bir bahar havası vardı. 

Kahvaltı için yemek salonuna inmek için hazırlandım. Annemin bana çok yakıştığını söylediği elbisemi giydim. YEŞİL gözlerin ortaya çıkıyor bu elbiseyle derdi hep. Aynada kendime baktım. Kendimden bir makas aldım ve aşağıya indim. 

Filtre kahve ile güne başlamayı seviyor Avrupalılar. Bana göre değil. Oysa ben SABAHları demleme çay seviyorum. Ama yok.  Öyle muhteşem kahvaltı sofraları yok. Umduğumu değil bulduğumu yedim ve kendimi Dublin sokaklarına attım.

Oldukça gösterişli binaların arasından kıvrıla kıvrıla ilerleyen YOLlarda dolaştım durdum. Şehrin bazı bölgeleri kargaşa, bazı bölgeleri ŞİİR gibiydi. Cep telefonuma bana lazım olacak mekanların konumlarını işaretlemeye başladım. 

Nerelerden geçtim, ne kadar yürüdüm bilmiyorum. Bir kafeteryada bir şeyler yemek için mola verdim. Bir dilim kek ve kahve söyledim kendime. Siparişimin gelmesini beklerken omzuma dokunan el ile irkildim. Kafamı kaldırdığım George ile karşılaştım. "Yok artık, nasıl yani" iç sesim duruma benden daha çok şaşırmıştı. 

-Oturabilir miyim Akya.

-Tabi ki

-Bu bir tesadüf olamaz değil mi? Koskoca şehirde karşılaşmamız yani

-Bence de olamaz ama sence de garip değil mi? Öyle şaşkınım ki.

George uzun boylu, atletik yapılı ve oldukça dikkat çekiciydi. Gözlerimi ondan kaçırmadan konuşamıyordum. Baktıkça insanı kendine çeken bir ruh hali vardı. Hani bizim oralarda derler ya şeytan tüyü var bunda diye .İşte tam olarak öyleydi. Konuştukça konuştuk. Kahvenin biri gitti bir diğeri geldi. Burada yaşıyormuş ama aslen İngilizmiş. Türkiye'de İngilizce öğretmenliği yapmış bir süre. Ancak artık İrlanda'da devam edecekmiş görevine. Evet evet aklınızdan geçeni ben de sordum bekarmış. Kız arkadaşından Türkiye'ye giderken ayrılmış. Uzun hikayeymiş, sonra anlatırmış. Akşam olmaya başladığında artık otelime dönmem gerektiğini, yarın yeni işime başlayacağımı söyledim. Sana eşlik edebilir miyim yol boyunca dedi. Çok sevindim. Birlikte gelirken tek yürüdüğüm yolları birlikte adımlamaya başladık. Yanımdayken burnuma dolan kokusu oldukça etkileyiciydi. BAHARAT kokulu bir parfüm seçmişti. Derin derin çekerken kendimi Anadolu'da gibi hissettim. 

..............

23 Aralık 2020 Çarşamba

SİZE 2021'DEN HABERLERİM VAR :)) KOŞ SEVİMM KOŞŞŞ

Vay be ne seneydi 2020. 

Hayatımızı baştan sona değiştirdi ve gidiyor.

2021'in gelen gideniz aratır sözünü doğru çıkarmaması için hepimiz dua ediyoruz muhtemelen. Gelsin ve bize 2020'yi aratmasın İnşallah. 

Dolayısıyla bir hayli merak uyandıran yeni yıl için astrologlar pek çok tahminde bulunuyorlar. Benim takip etmeyi en çok sevdiğim Astrolog Dinçer Güner ve Aygül Aydın youtube kanalında denk geldiğim bir videoda 2021 yılıyla ilgili tahminlerini söylediler. Ben de sizler için notlar aldım.

2021 YILI



- Dijital dünyaya geçiş tam anlamıyla uzay hızında olacak. Sağlık, ekonomi ve sosyal hayat artık büyük ölçüde dijitalleşecek.

-2021 yılı Hava Elementi Çağı olacak. Bu dönemde "insan hakları" tanımı oldukça değer kazanacak. Özellikle tüm dünyada kadın hakları, hayvan hakları konularında büyük olumlu değişiklikler olacak.

-Satürn ve Uranüs sert geçişler yapacak. Bunun etkisiyle deprem ve devrimler olacak. Deprem gerçek anlamında olabileceği gibi pek çok alanda büyük değişimler olarak yorumlanabilir.

-Tüm dünyada düzenler değişecek. En büyük sorun iklim değişikliği olacak ve bu nedenle dünyada büyük göç hareketleri görülecek. Beklenmedik yerlerde volkanik patlamalar gerçekleşecek.

-Dünya ikiye bölünecek. Yeni Dünyacılar ve Eski Dünyacılar olmak üzere. Birileri değişimin kaçınılmaz olduğunu kabullenerek devam edecek, bir grup eski dünya düzeninin değişmemesi için direnç gösterecek.

-Teknolojik şirketler ve hükümetler arasında büyük çatışmalar yaşanacak. En çok sosyal medya kullanıcıları etkilenecek. Ülkeler düzeyinde sosyal medya yasakları artacak.

-Alışageldiğimiz yönetici yüzleri değişecek. Biden sağlık sorunları nedeniyle başkanlık görevini tamamlayamayacak.

Gelelim Burçlara;

BALIK: Kendi iç dünyasını keşfedecek, ne istediğini bilerek yeni eğitim fırsatları yakalayacak.

YAY: Eğitim hayatları değişecek. Belki yurtdışında okuma hayalleri gerçek olacak.

OĞLAK: Paraya para demeyecek :)) Son 12 yılın en iyi dönemini yaşayacaklar

KOÇ: Arkadaşlık ve dostluk yılı olacak. 

BOĞA: İş ve kariyer hayalleri gerçekleşecek. Mantıklı adımlar atmalarını tavsiye ediyor.

İKİZLER: Tıpkı balıklar gibi hayat amacını bulacak, kendini keşfedecek.

YENGEÇ: Daha iyi para kazanma fırsatları doğacak. Yeni iş teklifleri, yeni kapılar açılacak.

TERAZİ: Hayatının aşkını bulacak, evliler belki yeni çocuk sahibi olacak.

AKREP: Evlilik, ev alma, mülk sahibi olma şansları yüksek olacak.

ASLAN: Evlilik, ortaklık, yeni ilişkilerle sınanacağı bir yıl yaşayacak.

BAŞAK: Sağlıklı bir yıl olacak. İş koşulları düzelecek, belki kendisi iş kuracak.

KOVA: Bu yılın en şanslısı. Çünkü 2021 Kova Yılı. Bolluk, bereket, şans, talih kovalarla beraber olacak. 



22 Aralık 2020 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #70

 Ağaç Ev Sohbetlerine fırsat buldukça eşlik edebiliyorum. Baktım Kelime Oyunu 4'ün kelimeleri henüz yayınlanmamış ben de Ağaç Ev'e yazayım dedim.

Bu haftanın konusu " KONUSU NE OLURSA OLSUN KİŞİ VEYA NESNELERE İKİNCİ ŞANS VERİLMELİ Mİ?"


Ben bu konuda yüksek sesle VERİLMEMELİİİİİİ diye bağırabilir ancak kendi hayatımda uygulayamam. Bende kredi bu anlamda çok geniş. Kolay kolay vazgeçemem. Bana kötü geleceğini bilsem bile söz konusu o kişiye döner durur geri dönerim mutlaka. Kimseyi benden ötürü yarı yolda bırakmak istemem çünkü. ( hatalı O olsa bile) Ne saçma.


Nesnelerle ilgili durum daha vahim. Çünkü ben hiçbir şeyi takip edemem. Ne fiyat bilirim ne de doğru düzgün marka. Bu konularla eşim ilgilenir. O markanın ürününü daha önce almıştık kötüydü, ya da ordan birşey alınmaz gibi uyarılar hep ondan gelir. Benim balık hafızam pek marifetli değil bu konuda.


Zaten ikinci şans verilmeyecek ne olabilir ki. Cana kast, sadakate kast olmadıktan sonra. Çok şükür şimdiye kadar bu tarz bir kötülükle karşılaşmadım. Umarım kimse karşılaşmasın...



16 Aralık 2020 Çarşamba

KELİME OYUNU 3

 .....Uçaktan iner inmez yabancı olduğum kokusu ile farklı olan bu memlekette başıma neler gelebileceğini HAYAL ederken buldum kendimi. Kulağımın dibinde " hadi neyi bekliyorsun, valizlerini almalısın" diyen George'nin sesini bile zorla duydum. Kendime gelememiş olmalıyım ki " heyy senin gidecek bir yerin var mı? diye sordu George. 

-var, elbette var. Firmadan almaya geleceklerdi beni. teşekkür ederim.

-Tamam o zaman. Kendine dikkat et. Görüşürüz.

Arkasından el sallarken bu topraklarda tanıdığım tek insana veda etmek canımı acıtmıştı. Sonrası hep bilindik şeyler işte. Valizleri alma eziyeti, o kapıdan bu kapıdan geçerek ulaşılan son kapı. Hava alanından dışarıya adım atar atmaz derin bir nefes çektim içime. Kafamda deli sorular vardı ama inanılmaz bir ÖZGÜRLÜK hissi de yanımaydı. Bilmediğim DİYARlarda bilmediğim maceralar beni bekliyordu. 

Annem hep az konuşup çok düşündüğümü söylerdi.

-Kızım biraz kafandan geçenleri benimle de paylaş. Bu yaşta bu ne esrarengiz haller.

Oysa ben esrarengiz değildim. Hayaller kurar, kendimi bu hayale kaptırır onunla yaşardım uzunca bir süre. Ondan sıkılınca yenisini hayal eder, yeni hayatımla yaşardım. Bir bakardım prenses olmuşum, bir bakarsın ormanda kampçı. Başka ülkeleri merak ederdim. Başka insanları. Bilgisayar başına geçtiğimde oralarda yaşamak nasıl olur diye saatlerce düşünürdüm. Üniversite tercihlerimi yaptığımda bir biyolog olmaya kara vermiştim. Annem ve babam istememişlerdi. Atanamazsın diyorlardı. Ama ben bir hayal kurmuştum ve buna kendimi inandırmıştım. Babannem "bir DİLEK tut ve zamanının gelmesini bekle kızım" derdi hep. Ben onun dediğini yaptım ve şimdi bir biyolog olarak İrlanda'da hayatımın bambaşka bir evresindeyim.

-Akya YILMAZER yazılı kağıdı görünce beni karşılamaya gelen kızıl saçlı, kırmızı suratlı görevliye doğru hamle yaptım.

-Merhaba. Ben Akya.

-Hoşgeldiniz Akya Hanım. Buyrun bu taraftan.

Arabada benim dışımda kimse yoktu. Usulca gelen motor sesiyle beraber Türkiye'nin tam aksine hiç yoğunluğu olmayan trafikte akmaya başladık. Sokaklar, caddeler yabancıydı ama artık burası benim evimdi. Alışmaya başlasam iyi olur dedim kendi kendime. 

Yarım saatlik bir yolculuktan sonra kalacağım otele geldik. Tarih kokan taş bir butik otel. Bahçesinde kocaman beyaz ZAMBAKlar. 

Odama çıkar çıkmaz kendimi yumuşacık yatağa atıverdim. İçimden yüksek sesle şarkı söylemek geliyordu. Heyecan, korku ve heves hissettiğim en büyük duyguydu.

NOT: Devamı haftaya... 

14 Aralık 2020 Pazartesi

PAZAR KAHVALTISI POĞAÇASI

 Pazar günleri ailece kahvaltı yapabildiğimiz, çocuklarımızla vakit geçirdiğimiz en tatlış sabah...

Bu hafta sonu uyandığımda hemen alt komşumun balkonundan yükselen miss gibi hamur kokusu burnuma dolduğunda hemen mutfak önlüğümü taktım ve bir poğaça yapmaya başladım.


Mayalama derdi falan olmasın diye instagram sayfalarında mayasız poğaça hamuru diye aradım.

Aklıma en çok yatan tarif  "nefisyemektarifleri" instagram sayfasında bulduğum Dışı Kıyır İçi Yumuşacık Mayasız 5 Dakika Poğaçası tarifi oldu.


MALZEMELER:

1 su bardağı yoğurt

1/2 su bardağı sıvı yağ

2 yumurta ( 1'inin sarısı üzerine )

1 çay kaşığı toz şeker

1 tatlı kaşığı tuz

1 paket kabartma tozu

1 çay kaşığı karbonat ( evde yoktu. Ben 1,5 paket kabartma tozu kullandım)

Aldığı kadar un


İÇ:

Peynir ( ben tuzsuz lor kullandım )

Maydanoz


ÜZERİNE: 

Susam / Çörek Otu


200 derecede üzeri kızarana kadar pişirdim.

Yanına çayımı demledim. Siyah zeytinle birlikte afiyetle yedim.






10 Aralık 2020 Perşembe

KELİME OYUNU 2

Blog dünyamızın yeni oyunu başlamış ve ben ilkini kaçırmışım. 

Ama ikinciyi yakaladım.

Oyunun kuralları basit. Size verilen 5 kelimeyi kullanarak bir öykü yazıyorsunuz.

Bu haftanın kelimeleri KIRMZI, TUTKU, İRLANDA; VİSKİ ve KİTAP


İşte bu da benim öyküm:

Merhaba ben Akya. Büyüyüp kocaman bir kız olduğumda evlenip, 2 çocuklu mutlu yuvamda annem gibi yaşlanmayı haya ediyordum. Tabi o zamanlar hayallerin çoğunun gerçekleşmeyeceğini bilmiyordum. Bugün 24 yaşında üniversiteden yeni mezun olmuş genç bir biyolog olarak ilk yurtdışı uçak yolculuğumu gerçekleştiriyorum. Hem de hayatımı artık orada geçirmek üzere. İRLANDA kimin aklına gelirdi ki? İşine aşık, mesleğine TUTKU ile bağlı genç bir biyolog hemen fark edilecek ve iş için başka bir ülkeye gönderilecek. Bunu bana bir başkası anlatsa kesin torpillidir derdim. Ama oldu. O hikayenin şanslısı ben oldum. Heyecandan etrafıma bakınıyorum sürekli. Belki bir tanıdık yüz görürüm diye. Ama yok. Hemen yanımda KIRMZI süveteri ile tipik bir İngiliz olduğu belli olan kırklı yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim bir adam oturuyor. Suratsız biraz. Ahh ne olurdu yanımda bir Türk olsa. Yolculuk nereye kızım diye sorsa. Ama yok bir başıma yollardayım işte. Yan koltuktan medet umuyorum ama adam bir elinde VİSKİ bir elinde KİTAP bu dünyada değilmiş gibi davranıyor. Kitabın dışı kaplanmış, ne okuduğunu anlayamıyorum. Enteresan bizim memleketten başka memleketlerde de kitap kaplanıyor muymuş? Adamı o kadar dikkatle süzdüm ki ona baktığımı fark ederek önce viskiyi üzerine döktü, ardından kitabı düşürdü. Ve ben ne yaptım? Bastım kahkahayı. Kafasını hışımla bana çevirdi, ben nefesimi tuttum, göz göze geldik ve benimle beraber gülmeye başladı. Canım George ile böyle tanıştık işte. İrlanda'da bir İngiliz ve bir Türk. George ve Akya...

9 Aralık 2020 Çarşamba

BANA NE OLDU?

BUGÜN BİR ARKADAŞIM TELEFONLA BENİ ARADI VE BENİMLE GÖRÜŞMEK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ. MERAKLA YANINA GİTTİM. SOSYAL MESAFELİ VE MASKELİ SOHBETİMİZ ESNASINDA FİZİKSEL MESAFENİN DIŞINDA ASLINDA RUHSAL OLARAK NE KADAR YAKIN OLDUĞUMUZU FARKETTİK.


BANA DEDİ Kİ: - BU ARALAR IŞIĞIN VE ENERJİN ÇOK GÜZEL. GÖZLE GÖRÜNÜR BİR İYİLİK HALİ VAR ÜZERİNDE, NOLDU?


ÜZERİMDE ETKİSİ OLAN DEĞİŞİM SÜRECİNİN GÖZLE GÖRÜNÜR OLMASI BENİ OLDUKÇA ŞAŞIRTTI AÇIKÇASI. ÇÜNKÜ BEN BANA OLAN ŞEYİN SADECE BENİM HİSSETTİĞİM BİR ŞEY OLDUĞUNU SANIYORDUM.


NELER OLDU HAYATIMDA?


ÖNCELİKLE 2019 YILI EYLÜL AYINDA KUZENİMİN LÖSEMİ SEBEBİYLE 20 GÜN İÇİNDE HAYATIMIZDAN ÇIKIP GİTMESİ, ONUN GENCECİK TOPRAĞA GİRMESİ BENİ İNANILMAZ ETKİLEDİ. HAYATIN NE OLDUĞUNU, ADALET SİSTEMİNİ UZUNCA BİR SÜRE SORGULADIM KAFAMDA. VE MAALESEF CEVABI BULAMADIM.


KAYBOLMAYA BAŞLADIM. SÜREKLİ AĞLAMAK VE HAYATIN BİR AN ÖNCE BİTMESİNİ DİLEMEYE BAŞLADIM. OLDU BİTTİ İŞTE DAHA NE YAŞAMAM GEREKİYOR Kİ DİYE SORMAYA BAŞLADIM. YORGUNDUM. HAYATLA İLGİLİ ÇOCUKLUKTAN BU GÜNE KADAR GETİRDİĞİM NE VARSA BANA YÜK OLMAYA BAŞLADI. ARDINDAN PANDEMİ SÜRECİ BAŞLADI. KISITLANMAK, DÖRT DUVAR ARASINDA SIKIŞIP KALMAK, ÇOCUKLARIMIN EN GÜZEL YAŞLARININ DENK GELDİĞİ BU SAÇMA ZAMAN DİLİMİNE SÖVMEKLE GEÇMEYE BAŞLADI HER ANIM.


SAĞLIĞIM BOZULMAYA BAŞLADI. KENDİME ABUK SUBUK TEŞHİSLER KOYUP DOKTOR DOKTOR GEZMEYE BAŞLADIM. HER KAPIDAN BİR ŞEYİN YOK SÖZLERİ İLE ÇIKIYORDUM AMA İYİ DEĞİLDİM.


SONRA YOUTUBE SAYESİNDE BİLİNÇ TEMİZLEME, GEÇMİŞTEN ARINMA VİDEOLARINA SARMAYA BAŞLADIM. KENDİ KENDİME KAFAMI RAHATLATMAYA, İÇSEL DÜNYAMA YOLCULUK ETMEYE KARAR VERDİM. NEFES EGZERSİZLERİ, MEDİTASYON, YOGA VE SON OLARAKTA ARALIKLI ORUÇ BESLENME DÜZENİNE GEÇTİM.


SABAHLARI 05.30'DA KALKIYORUM. ÇETİN ÇETİNTAŞ İLE YOGA YAPMAYA BAŞLIYORUM.  KOCAMAN BİR BARDAK ELMA SİRKELİ SU İÇİYORUM. SONRA İŞE GELİYORUM. İLK ÖĞÜNÜMÜ SAAT 12:00'DA YİYORUM. SON ÖĞÜNÜMÜ AKŞAM 20:00'DA YAPIYORUM. ERKEN UYUYORUM. ALDIĞIM NEFESE ŞÜKREDİYORUM. MASKEYLE YAŞAMAK ZORUNDA OLDUĞUMUZ BU GÜNLERDE ASLINDA ENGELSİZ TEMİZ HAVAYI DERİN DERİN İÇİMİZE ÇEKEBİLMENİN NE DENLİ BÜYÜK BİR NİMET OLDUĞUNUN FARKINA VARIYORUM. DERİN NEFESLER ALARAK NEFESİMİN VÜCUDUMDA YAPTIĞI YOLCULUĞU TAKİP EDİYORUM. HAYATA SADECE  BİRİLERİNİN ARKASINI TOPLAMAK İÇİN GELMEDİĞİME OLAN İNANCIM SON DERECE ARTTI BU SÜREÇTE. KENDİMİ KEŞFEDİYORUM. YETENEKLERİMİ, HAYALLERİMİ GÖZDEN GEÇİRİYORUM. UZUN YILLARDIR HAYALİNİ KURDUĞUM KİTABI YAZMAYA BAŞLADIM. YENİDEN ÜNİVERSİTEYE KAYIT OLDUM. YÜZ YOGASINA BAŞLADIM.


 BAKALIM BU GÜNLER BENİ NERELERE GÖTÜRECEK.


YAKALADIĞIM IŞIĞI SÖNDÜRMEDEN UZUN YILLAR DEVAM EDEBİLMEYİ DİLİYORUM. TASAVVUF VE MEDİTASYONLA İÇİMDE YEŞEREN KIVILCIMI SİZLERLE PAYLAŞMAYA DEVAM EDECEĞİM. BANA ŞANS DİLEYİN.


SEVGİLER...

1 Aralık 2020 Salı

KORKUYORUM

 2020 yılını hiç unutmayacağız belli ki.

Eğer sağ kalmayı başarabilirsek yıllar sonra bu günlerin acılarını, travmalarını konuşacağız.

İki gün önce Gelibolu'da yaşayan babamın korona pozitif olduğunu öğrendim.

Kendisi ile konuştum.

Sesi iyi.

Keyfi iyi.

Çok şükür ki ciddi bir problemi yok.

Kendimle konuşurken "tamam " diyorum "tamam, bir sorun yaşamayacak babam. Gelip geçecek".

Annemle konuşuyorum.

Kardeşimle konuşuyorum.

Onlara da moral veriyorum.

Kendime de moral yüklüyorum.

Ama yine de kendimi kandıramıyorum.

Çok endişeliyim.

Çok korkuyorum.

Dün gece uykumdan "BABA" diye çığlık atarak uyandım.

İki dal sigara içtim.

Uzunca bir süre yatakta döndüm durdum.

Ne kadar zor zamanlardan geçiyoruz.

Ne kadar acı, ne kadar hasret dolu.

En sevdiklerimize hasret...

Bu hastalık çok yalnız bir hastalık.

Pozitifi öğrendiğin itibaren kendinle başbaşasın.

Hastanede, evde, yoğun bakımda yapayalnızsın.

****************************************************************************

Allah bu süreçte canla başla görev yapan sağlık çalışanlarına güç kuvvet versin. Hepsinden Allah bin kez razı olsun.





26 Kasım 2020 Perşembe

BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUN KORKTUĞU AMA BENİM KORKMADIĞIM 5 ŞEY

 

1- DİŞÇİ

Sağlık çalışanı olduğumdan mıdır nedir sağlıkla ilgili hiç bir müdahaleden korkmuyorum. Kiminle konuşsam ay dişçi mi valla korkudan gitmiyorum cümlesini duyuyorum. Ama inanın hiç korkum yok, gider o koltuğa oturur ne yapılması gerekiyorsa gık demeden yaptırırım.
                                                                                        
                                          


2- YILANLAR

Çocukluğumuz belgesel izleyerek geçti. Babam ve annem aşırı derecede belgesel izlemeyi severdi. O zamanlarda bile 3 hayvan dikkatimi çekmişti. Timsahlar, yılanlar ve katil köpekbalığı. Yılan dışındakileri Türkiye'de görme şansım olmadığından korkup korkmayacağımı bilemiyorum. Ama yılanı defalarca gördüm ve korkmadım. Hatta bir kaç kez elime alıp sevmişliğim bile var.



3- MEZARLIK 

Biz çocukken mezarlığın hemen yanında oturuyorduk. Cenazeleri gider büyük bir heyecanla kimselere görünmeden izlerdik. Önceleri ürkütücü gelen olay sonradan o kadar sıradanlamıştı ki akşamları saklambaç oynarken mezarlığa gider saklanırdım. Diğerleri korktuğu için beni bulamazlardı.



4- GÖKGÜRÜLTÜSÜ VE ŞİMŞEK

Aslında bu ikiliden korkarak büyümek için çok müsait bir ortamda büyüdüm ben. Annanem korkudan evin bütün elektrikli cihazlarını kapatır, pencerelerden uzaklaşır, yüksek sesle dua okurdu. Annem onun kızı olmasından mütevellit korkardı. Ama ben balkona çıkıp o gücü izlemeyi, o renkleri görmeyi hep çok sevdim. Kendi çocuklarıma da korkmamayı bu güzelliğin tadını çıkarmayı öğrettim.



5- UÇAK

İlk uçak yolculuğumu küçücük bir çocukken askeri bir uçakla Sinop üzerinde tur atarak yapmıştım. O heyecanımı hiç unutmadım. Şimdi ne kalkışta ne inişte ne de gökyüzünde ne olursa olsun korkmuyorum. Sadece heyecanla beraber bir sevinç kaplıyor içimi. Her şeyi kuşbakışı görmenin mutluluğu.





















24 Kasım 2020 Salı

UNUTULMAZ ÖĞRETMENLERİM

 Bugün öğretmenler günü. 

Bugün sizlere hayatımı değiştirdiğine inandığım öğretmenlerimden bahsetmek istiyorum.


İlk bahsedeceğim kişi Ramazan Öğretmenim. ( maalesef soyadını hatırlamıyorum) Kendisi Sinop Gazi İlkokulunun en kıdemli öğretmenlerinden biriydi. Tatlı sertti. Bize matematik anlatmaktan çok zevk alırdı. Matematik bilen hayatı daha kolay anlar derdi. Hafta sonları kendi evinde bize ücretsiz kurs verirdi. Evine gittiğimizde eşinin bizim için hazırladığı poğaçalar, kekler eşliğinde matematik dersi yapardık. Okulun bahçesinde bize bir bölüm ayarlamıştı. Hangi mevsimde ne ekilir, ne dikilir onları uygulamalı olarak gösterirdi. Muhteşem bir insandı. Maalesef bir kaç yıl önce rahmetli oldu. Mekanı cennet olsun.


İkinci öğretmenin ortaokul yıllarında tanıştığım Firdevs Öğretmenim. Hem Türkçe dersimize girerdi hem de okulun müdür yardımcısıydı. O yılların tipik kadınları gibi giyinir, makyajını eksik etmezdi. Okul yıllarına geri döndüğümde pek çok arkadaşım O'nu daha ziyade agresif ve sert biri olarak tanımlıyor. Ama benim aklımda bana okumayı, yazmayı öğreten insan olarak kaldı. Onun sayesinde o kadar çok kitap okudum ki anlatamam. Beni sürekli yazmam konusunda da desteklerdi. Sayesinde pek çok yarışmadan ödüller almıştım.


Lisede Duygu Öğretmenim ile tanıştım. Kendi hayatında bedbaht ama bize karşı oldukça tatlıydı. Onunla sıkıcı sağlık dersleri dışında şiir konuşur, tiyatro konuşurduk. Birlikte pek çok oyun sahneye koyduk. Hem sahnede hem de sahne arkasında görevler aldım. Bugün tiyatroya olan aşkımın sebebidir kendisi. O da maalesef amansız bir hastalık sonucu aramızdan ayrıldı.


Bir de nasıl unuturum Mehmet Ali öğretmenim ve İbrahim Öğretmenim. İkisi siyaseten zıt kutuplarda iki farklı insandı. İkisini de ayrı ayrı sahiplenmiş öğrenci gurupları vardı. Ama ben ikisini de çok severdim. Ailemden ayrı kaldığım süreçte bana gerçekten babalık yaptılar. Hakları ödenmez.


Çok sevdiğim ancak adını bu yazıda anmadıklarım lütfen bana kırılmasın. Hepinizin hayatımda rolü elbette yadsınamaz. Ama en unutulmazları yazmadan olmazdı.




 

18 Kasım 2020 Çarşamba

EN SEVDİĞİM ON

1- Sabahları işe gitmek için erkenden uyandığımda o günün hafta sonu olduğunu hatırlayıp tekrar uykuya dalmak



2- Hafta sonu kahvaltı sofrasında abartmak




3- Bir kitaba başladıktan sonra içinde kaybolup kitaptan kopamamak



4- En sevdiğim kız arkadaşlarımla akşam yemeğinde buluşup uzun saatler boyunca laflamak



5- Deniz kenarında güneşin altında uyuyakalmak



6- Tam mesaiden çıkacakken "hadi bu akşam yemeğe bize gelin" diye arayan dost / anne



7- Konsere gidip deli gibi şarkılara eşlik etmek, sesim kısılana kadar şarkı söylemek





8- Bütün evi temizledikten sonra evi saran koku




9- Gecenin köründe acıkıp dışardan kokoreç söylemek



10- Keyifle bir sade kahve içmek, fal kapatmak ama fala bakmamak



ORTAK NOKTAMIZ VAR MI?
HADİ YORUMLAYIN