6 Temmuz 2018 Cuma

ANNEM

Annesini kaybetmiş dostlarım varsa onlardan özür dileyerek sizlerle bir durumu paylaşmak istiyorum. 

sevda ünlü ile ilgili görsel sonucu

Biz annemle çocukluğumdan ziyade büyüdüğümde birbirimizle daha çok vakit geçirme fırsatı bulduk. Çok eğlenceli çok keyifli bir çocukluk geçirmeme rağmen annemin çalışmasından dolayı çokça birlikte vakit geçiremezdik. Daha ziyade babamla denize, balığa, maça giderdik. Biraz erkek çocuk gibi büyümüş olmam bundandır ::))

Sonra ben 14 yaşında okul sebebiyle ailemin yanından ayrıldım. Onlar başka bir şehre ben başka bir şehre gittim. Okul biter bitmez de evlenince istediğimiz gibi olmadı aslında. 

Annemle birbirimize olan bağımız benim anne olmam  ve onun bizim yaşadığımız şehre taşınması ile kuvvetlendi. Artık ana kızdan ziyade iki dost iki sırdaş iki iyi arkadaş olduk. Birlikte kahve sigara keyfi yaparken konuştuğumuz şeyleri başka kimseyle paylaşma şansım yok. Her şeyi sonrasını düşünmeden konuşabilmenin tadı gerçek bir dostunuz yoksa anneniz dışında yaşamak zor olur.

Annem artık yanımda değil ve ben bu duruma alışmakta zorlanıyorum. Babamın Çanakkale'de işe başlaması sebebiyle ayrı gayrı kalmayalım diyerek tası tarağı toplayıp geçici bir süre için bile olsa ( 3 yıl ) Çanakkale'ye gittiler. Artık akşam sohbetleri, birlikte içilen kahveler, akşam yürüyüşleri, anne acıktım yemekte ne varlar bitti. Babam uzun zamandır il dışında çalıştığı için onun yokluğu biraz daha alıştığımız bir durum olmuştu ama maalesef annemin gidişi birazdan fazla zor oldu.

                                    Çok özledim hem de çok. 

27 Haziran 2018 Çarşamba

OKUDUĞUM İZLEDİĞİM EN İYİ FİLM / KİTAP ELBETTE BU SERİ

                      

Beni biraz tanıdıysanız kitap okumayı çok sevdiğimi, elime ne geçerse okumadan bırakmamaya çalıştığımı bilirsiniz. Geçenlerde kitapçıda dolaşırken en sevdiğim üçlemenin ( sonrasında dört olmuştu ) 5. kitabının yayınlandığını gördüm. İlk kitapların yazarı Stieg Larsson'ın vefatından sonra hikayeyi tamamlamaya David Lagercrantz ahdetmiş olacak ki üçlemenin ardından harika iki kitap daha gelmiş.

Lisbeth Salander bizi kendi büyüleyici hikayesinin içine öyle bir alıyor ki kitabı elinizden bırakmak için Allah korusun deprem falan olması gerekiyor. 5. kitaba başladım ve şu anda yemek yemeden, su içmeden kitabı bırakmadan okumak istiyorum :) Bu başarı için yazarı tebrik etmek lazım.

5. kitapla ( Göze Göz Dişe Diş Diyen Kız ) ilgili yorumlara baktığınız da The Wall Street journal yazarı Tom Nolan diyor ki; "Harika...Orjinal seriye bundan daha sadık bir devam kitabı olamazdı. Salander en dramatik, en karizmatik, en etkili araştırmacı haliyle karşımızda; sosyal becerilerden yoksun bir kadın olabilir ama iş, yozlaşmış güçlerin karşısında durmaya gelince ondan iyisi yok."

Kitabın film serisi de oldukça muhteşem. Mutlaka ama mutlaka Lisbeth ile tanışmalısınız. Müsadenizle ben kitabıma geri dönmek istiyorum...Kendinize iyi bakın.. Sevgiler...

19 Haziran 2018 Salı

SANATÇI NASIL OLMALI


Bugün gazeteleri dolaşırken Baha isimli sanatçının bir röportajına denk geldim. Kendisi demiş ki "sanatçı ulaşılmaz olmalıdır fikri bana ters geliyor".

                                   Baha: ‘Sanatçı ulaşılmazdır’ fikri bana göre deÄŸil

Şimdi elbette ben bir otorite değilim. Hayranı olduğum sanatçıların ulaşılabilir, ulaşılamaz olmasının ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğu üzerine düşündüm biraz.

Mesela en sevdiğim Mıchael Jackson'du benim. Yani onun ulaşılmaz olması daha doğruydu bence. Ne yani gelip metroda sıra mı bekleseydi pullu payetli :)) Yada moonwalk ile sokaklarda mı dolaşsaydı. Onun sesi, dansı sanki sahneye gökten zembille inmiş gibi durması daha güzel değil miydi sizce de.

                                                Ä°lgili resim

Sonra Metallica. O adamlara ulaşıp ne yapacaksın ki zaten. Birlikte ot çekip, içersin en fazla. Mazallah kötü yola düşersin. Uzaktan uzaktan hayranlıkla izlemek, şarkılarıyla dünyaya baş kaldırmak yeterli bence.

Ama ulaşılması gerekli sanatçılar da var elbette. oturup soru sormanı gerektiren, dinlemeni gerektiren. Ben yıllar önce Samsun'da Cezmi Ersöz ile tanışmıştım. Sorular, cevaplar harika bir sohbet etmiştik.  Sonra mesela Zülfü Livaneli'ye ulaşmayı çok isterdim. O harika kitapları nasıl yazdığını, o besteler o sözler...Uzun uzun sohbet edebilirdim. Ama mesela Tarkan'a ulaşmak istemezdim onun sahneden pırıltısını izlemek isterdim sadece. 

Yani elbette bu benim fikrim. Ulaşılmaz olanlarla ulaşılabilir olanlar farklı olmalı bence. Yazarlara çizerlere, mesela Cem Yılmaz'a ulaşılabilmeli insan ya da Tarık Akan'a ( Allah rahmet eylesin) sonra Sıla'ya,  Kerimcan Kamal'a ulaşmalı, ama popstarlara, show dünyasının mucizelerine ulaşmamalı.       ( zaten çoğuna ulaşıp ne yapacaksın) 

1 Haziran 2018 Cuma

#RamazandaNutellaSofranda

FikriMühim olduğumdan beri ara ara deneme ürünlerine ait kitler gönderildiği oldu bana. Birkaç çalışmada birlikte yaptıklarımız beğeniliyor olacak ki en son Nutella Türkiye ve FikriMühim işbirliği ile gerçekleştirilen RamazandaNutellaSofranda etkinli için seçildim.

İlk önce içinde kocaman bir nutella, tariflerin yer aldığı kartlar ve harika bir not defterinin olduğu kargom geldi.


İçindeki kartları eşimizle dostumuzla paylaşmamız ve nutellalı lezzetleri sofralarında denemelerini sağlamamız gerekiyordu. Ben de bu keyifli çalışmaya annemle başladım. Ona karları verdiğimde ilk fırsatta deneyeceğine söz verdi. Hatta biz bu fotoğraf karesi ile instagram üzerinden yapılan yarışmayı da kazanarak krep tavası almaya hak kazandık :)) Canım annem 


Ben de verilen söz tutulmalı diyerek hemen kargomun geldiği gün babamın çok sevdiği muhallebili kadayıf tarifimi nutella ile süsleyerek harika bir sunum yaptım.


Tarifine gelince: 
250 gr tel kadayıf ( hazır kavrulmuş aldım)
2 yemek kaşığı toz şeker
1 su bardağı ceviz içi
2 yemek kaşığı tereyağ

Bu malzemeleri tavada iyice birbirleri ile özdeşleştirdim.

Sonra 1 paket dr.outker muhallebiyi kutu üzerinde yazan ölçülerde pişirdim. Kuplarıma önce kadayıf sonra muhallebi sonra tekrar kadayıf olacak şekilde servise hazır hale getirdim. Sonrasında da krema enjektörüne doldurduğum harika nutella ile süsleme yaptım. Gerçekten ben yaptım diye demiyorum ama muhteşem oldu. Denemelisiniz.





22 Mayıs 2018 Salı

YILIN DÜĞÜNÜ / ROYALWEDDİNG

                      Prens Harry & Meghan Markle

Prenses Diana herkesin hayatına dokunmuş sanırım. Yaşı genç olanların bile merhum prenses ile ilgili bir fikri var. Ve çoğunlukla sevgi ve saygı dolu anılıyor kendisi. Toprağı bol olsun ne diyelim.

Onun tüm dünyaya emanet ettiği 2 oğlu William ve Harry büyüdüler. William biliyorsunuz hastası olduğum Kate ile evlendi. Ve sonunda sevimli havuç prens Harry'de kendisinden üç yaş büyük, saf kan ingiliz olmayan, aktrist, geçmişi karışık bir hatunla aşk evliliği yaptı. Bu maddeleri neden sıraladım diye bana sorabilirsiniz. 

Dünyada kimse kimsenin geçmişini kurcalamıyor. Koskoca sarayın bile kuralları söz konusu aşksa gevşetiliyor. Yıllar önce Prenses Diana'ya yapılan ayrımcılıktan ağzı yanan Kraliçe etliye sütlüye bulaşmıyor belli. Çünkü torun prensler gönüllerince evlilik yapıyorlar. Harry ve Megan çifti bir çok kurala inat büyük bir aşkla evlendiler. O Harry'nin düğünde gelini görünce kızarması falan ne kadar sempatikti.

ingiltere prens harry düğünü ile ilgili görsel sonucu

Ne diyelim Allah bir yastıkta kocatsın :))

O değilde
                                            david beckham royal wedding ile ilgili görsel sonucu

bu adam nedir arkadaş...İnsan sırf rol çalsın diye düğüne David'i çağırır mı? Durduk yerde insanın kafası karışır :))


18 Mayıs 2018 Cuma

İZNİK ASKANİA



Sanırım cennetten bir köşeyi Rabbim getirmiş İznik Gölü kıyısına bırakmış. İznik Askania tesislerini pek çok arkadaşımdan duymuş, instagram görsellerine imrenerek bakıp iç geçirmiştim. Sonunda geçtiğimiz hafta sonu gidip görmek bize de nasip oldu.  O kadar güzel ki mutlaka gitmeli ve görmelisiniz.


Yunan Mitolojisi'nde "İznik Gölü" anlamına gelen "Askania", İznik Gölü'nün kuzeyinde, gölün en temiz, en durgun koyunda, 8.000 m2 arazi üzerine kurulmuş, İznik Gölü etrafındaki en büyük, en nezih ve en doğal konaklama ve yeme-içme tesisi. 



  • Et ve balık ürünlerinin en tazesi, en lezzetlisini yiyebilirsiniz.
  • Ev yemeklerinden vazgeçemiyorsanız Anne'nin o güne özel ev yemeği ve ev tatlısını tercih edebilirsiniz.
  • Sabah gün doğumunu izlerken organik köy kahvaltısı yapabilirsiniz.
  • Balık tutabilirsiniz.
  • Hamaklara ya da çimlere yayılıp kitap okuyabilirsiniz.
  • Bisiklet kiralayabilirsiniz.
  • Yüzebilirsiniz.
  • Tekne kiralayıp göl turu yapabilirsiniz. (rezervasyon gereklidir)
  • Wakeboard (su kayağı) yapabilirsiniz. (rezervasyon gereklidir)
  • Zıpkınla su altında balık avlayabilirsiniz. (rezervasyon ve eğitim gereklidir)
  • Voleybol oynayabilirsiniz (ücretsiz)
  • Okey, tavla, iskambil oyunları oynayabilirsiniz. (ücretsiz)
  • Langırt, masa tenisi, atari oyunları, playstation oynayabilirsiniz (ücretli)
  • Göl manzaralı masaj koltuğunda vücudunuzu dinlendirebilirsiniz (ücretli)
  • Çocuklarınız oyun parkında dilediğince oynayabilir (ücretsiz)
  • İznik Askania'da tüm meyve ve sebzeleri dalından koparıp yiyebilirsiniz (ücretsiz)
  • Askania'daki tüm organik meyve ve sebzeleri ayrılırken satın alabilirsiniz.
  • İznik'in en doğal zeytin ve zeytinyağını İznik Askania'dan satın alabilirsiniz.
  • Sadece 2 km uzaklıktaki Keramet Ilıcası'nda yüzebilirsiniz.
  • Minik hayvanat bahçemizdeki minik hayvanlarımızı sevebilir, besleyebilirsiniz. (köpek, kedi, horoz, ördek, tavuk, tavşan, sincap, kuzu, kuş, vb.)


Harika fotoğraflar çekebilir, mis gibi havayı içinize çekebilirsiniz. Görsellerin hepsi bana ait. Gördüğüm güzelliği sizlerde görün istedim. İşletmenin sahibi kimdir bilmiyorum ama doğaya bu kadar saygılı, bu kadar nezih bir yer yaptıkları için kendilerini tebrik ediyorum.


8 Nisan 2018 Pazar

BANA FİKİR LAZIM...

Bir şarkı vardı Efkan Şeşen söylerdi...

Dokuz altı yollarında 
Bir düğüm boğazımda
Sıkar sıkar gevşetemem, ağlayamam
Ayda yılda bir kaçamak 
Kaçsak bile yaşamamak 
Dokuz altı yollarında
Gülmek yasak...

Ben de 21 yıllık devlet memuru olarak 8-5 mesaisine tabi olmaktan artık yorgun düştüm sanırım. Ben yeni bir fikre hatta maceraya atılmak istiyorum. Ne yapabilirim bilmiyorum. 

Ä°lgili resim


Size kendimden bahsedeyim biraz; hemşireyim aslında ebeyim ama hiç mesleğimi icra etmedim. Yazmayı, okumayı, düşünmeyi severim. Hayvan severim. Doğayı severim. Aceleciyim biraz. Aklıma estiği andan karar verir sonra pişmanlık duyabilirim. ( tipik koç burcu insanı) Arkadaşlık ve dostluğa değer veririm. Bildiğim ya da keşfettiğim hiç bir el becerim yok. ( etamin işlemek dışında) Ama mutfakta yeni tatlar denemeyi, sunum yapmayı seviyorum. Karadenizliyim ama Marmarada yaşıyorum. Evliyim.2 oğlum var. Ergen gençlerle iyi iletişim kurarım. İnsanları severim. Dar kafalı değilim. Özgürlüklere saygı duyarım. 

Şimdi bu bilgiler doğrultusunda siz bana fikir verin bakalım. Küçük bir şehirde ben kendimi bu çıkmazdan kurtaracak ne iş yapabilirim. Ben düşündüm taşındım konsept çikolata işini buldum. Ama önerilerinize açığım. Yalova'yı biraz tanıyorsanız bu şehirde ne yapılabilir bana yardımcı olun...


28 Şubat 2018 Çarşamba

Bu Aralar Ben ...

Blog sayfama yeterince zaman ayıramıyorum. İşler yoğun, hayat hızlı. Bilgisayar başından kalmadığım halde iki lafın belini kırıp yazı yazamıyorum.

Ne yapsam nasıl yapsam derken Bu Aralar Ben serisine epeydir yazmadığımı fark ettim. İşte neler yaptım neler gördüm yazısı :))

      

Hepiniz gibi ben de Ufak Tefek Cinayetler kervanına kaptırdım. Hiç izlemem, saçma sapan bir şey derken aman kim kime ne hinlik yapacak diye diye dizinin sarmalına kapıldım. Merve, Oya, Pelin ve Arzu beni de kendi Sarmaşık dünyalarına alıverdiler. Hiç birinden hoşlanmadığımı belirtmeliyim. Kadınların bu kadar fitne fücur olduğu, erkeklerin her fırsatta bir diğer kadına yürüdüğü tarzda ki diziler, filmler, yazılar beni cezbetmiyor. Ancak enteresan bir albenisi var. Kıyafetler, renkler, evler çok güzeller. Bakalım devamlılık gerektiren şeylerde çok başarılı değilim, kaç bölüm izlemeye devam edeceğim.

                             dr. now ile ilgili görsel sonucu

Kilo konusunda kendimi kötü hissettiğim bir süreçten geçiyorum. Aslında her zamankinden biraz fazlayım. 40 yaş sendromuna yakalandım galiba. Kiloların bir numaralı düşmanı Dr. Now tek çarem. Buzdolabının kapağına yapıştırdım resmini bakışıp duruyoruz :=))

                                             doğum günü ile ilgili görsel sonucu

Kutlu Mart ayının gelişi yirmili yaşlarda çok eğlenceliydi. Otuzlu yaşlarda eh işte.. Ama kırka son 24 gün kala pek hevesli değilim galiba. Evet her yaşın kendi güzelliği var. Evet kadın kırkında daha güzel vs sözlerle beni kandırmaya çalışanlar var. Bugün göz doktoruna gittim ve bana yakın gözlüğü verdiler. Ben şimdi bu kırk yaşın nesine sevineyim...

Gerçi yine de doğdum ben :)) 
Başlasın kutlamalar..Çiçek böcek yollamak isterseniz beni bulun :)) 

7 Şubat 2018 Çarşamba

50. DOĞUM GÜNÜ PASTASI


Size bu postumda eşimin 50. doğum günü için hazırladığım pastadan bahsedecektim ama bizim ufaklık ( Mehmetcan) rol çalmış...

3 Şubat eşimin doğum günü. Bu sene 50. yaşını kutladık. Arkadaşlarımız ve ailemizle birlikte güzel bir akşam geçirdik. Hep beraber babamızın yarım asırı devirişini kutladık.

Bu doğum gününde pastaneden pasta almayalım evde kendimiz yapalım istedim. Hem özel olsun hem de yenebilir olsun diye. Çünkü alınmış pastaların kremalarında beni rahatsız eden bir şey var. Bitiremiyoruz o pastaları. Günlerce evde sürünüyor sonrada çöpe gidiyor. Ve çöpe gidecek pastaya bir dünya para ödeniyor maalesef.

Marketten pastaban aldım. Sade olanından. Nescafe ile ıslattım. Araya bol muz ve ev yapımı klasik pasta kreması sürdüm. Üzerini kapatarak bol krema ile kapladım. Niyetim çilek yada böğürtlen ile süslemekti. Mahalle marketimize gittim ama ne çilek ne de böğürtlen vardı. Ne yapayım nasıl yapayım derken o en sevdiğim Eti Pufları gördüm. Pastanın etrafını pufladım :)  Üzerine de klasik pasta süslerinden doldurdum. 

Valla tadı harika olmuştu :))

14 Ocak 2018 Pazar

ELMALI KEK TARİFİM

Siz de filmlerde yapılan üzeri mis gibi elma dolu keklere özenenlerden misiniz ?

Valla ben elmalı pastayı kurabiyeyi çok ama çok severim. Elmanın pişince büyülü bir şeye dönüştüğüne inananlardanım.

Ben de bugün üşenmedim mutfağa girdim. Sizin ve kendim için iyi bir tarif arayışına girdim. Buldum da. Sonuç harika oldu. Deneyin derim.

Malzemeler :
4 yumurta
1 pk pudra şekeri
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
Kek kıvamına geldiğine inandığınız kadar un
1 su bardağı süt

Üzeri İçin:
6 minik elma
1 tatlı kaşığı tarçın
Bir avuç badem
Yarım limon

Yapılışı:

Önce elmaları soyup ince dilimler halinde kesiyoruz. Yarım limon suyunu sıkıyoruz ki kararmasınlar.Üzerine tarçın serpistiriyoruz.

Yumurtalar ve pudra şekerini çırpma teli ile iyice çırpalım. Sütü ve vanilyayı ilave edelim. Yorulmak yok çırpmaya devam. Un ve kabartma tozunu eleyerek ilave edelim. Kıvamı kek kıvamına gelince yağlanmış fırın tepsisine dökelim. Üzerine elmaları dizelim. Ben süs için badem kullandım ama siz ceviz de kullanabilirsiniz. 180 derece de ısıtılmış fırına koyalım. Uzeri kızarana kadar pişirelim. 45 dk kadar kaldı benim fırında...

Aslında daha yoğun elma olsun isterseniz 2 elmayı küp küp doğrayıp kek harcının içine ekleyebilirsiniz. Ben yapmadım ama yapsam süper olurmuş.

Hepinize afiyet olsun...

26 Aralık 2017 Salı

YENGEÇ SALATASI YAPTIM


Hayatımda ilk defa yengeç salatası yaptım...Misafirlerim için balık sofrası hazırlamak istedim. Mevsim balıklarından aldım onları fırında ızgara yaptım ancak sofrada değişik bir şeylerde olsun istiyordum. Ozdileke dolaşırken dondurulmuş gıdalar arasında yengeç stickleri gördüm. Kırmızı rengiyle çok tatlı görünüyordu. Balık reyon görevlisine sordum nasıl yapacağımı o da haslamam gerektiğini söyledi. Yine de internetten bakın siz dedi. 

Internette özellikle blog sayfalarında tarifler vardı. Ben de uygulaması en kolay olanı seçtim. 

Sticklerin buzu çözülene kadar bekledim. Daha sonra küp küp kestim. Salata tabağına aldım. Üzerine deniz tuzu, bir limonun suyu ve halis zeytinyağı koydum. En son süsleme için dereotu kullandım.

Hem görüntü olarak hem de lezzet olarak muhteşem bir şeye dönüştü...

Önyargılı değilseniz denemenizi tavsiye ederim. Bor paket yengeç stick 19.90 Tl.


7 Aralık 2017 Perşembe

KIŞ BAŞLAMIŞSA DEMEK Kİ...

Uzun ve soğuk kış akşamlarında yapılabilecek en güzel şey bir elinde sıcak çay ya da kahve, üzerinde battaniye ile film izlemek değil mi?

Valla ben öyle yapıyorum bir kaç gündür. Üst üste bir kaç film izledim. Sizlerle de paylaşmak isterim.


                                               İlgili resim
İlk izlediğim film Mahsun Kırmızıgül'ün son filmi Vezir Parmağı. Vizyona girdiğinde izleme şansım olmamıştı ve film zevkine güvendiğim bir arkadaşım sinema için fazla gürültülü bir film olduğunu söylemişti. Ben de bekleyeyim evde izlerim diye düşündüm.  Film çok kalabalık bir kadroyla çekilmiş. Giysiler, müzikler, görüntüler ben ce harika. Sanki sinema ekranında müzikal izliyormuşum gibi hissettim. Osmanlı-Rus savaşına kocalarını, köyün gençlerini gönderen kadınlar 15 yıldır dönmeyen erkekleri için yas tutmayı bırakıp evlenmeye karar verirler ve bu konuda vezirden yardım isterler. Vezir de İstanbul'dan 5 cengaveri alıp köye damat olarak götürmek üzere Müstesna Efendiyi görevlendirir. Müstesna'nın seçtiği cengaverler de yukarıda resimlerini gördüğünüz ekiptir :)) İzlenebilir mi evet, ama çocuklar olmasa iyi olur yanınızda...


           İlgili resim

İkimizin Yerine fragmanına bakıp hımm Nejat İşler varsa mutlaka gidip izlemeliyim dediğim bir yapım olmasına rağmen sinemada izleyemediğim bir başka film oldu. Aşk filmlerini dram olduğunda pek sevmem aslında. Ben romantik komedi sevenlerdenim. Bu filmin konusu da ne yalan söyleyeyim hiç ilgimi çekmedi. Öğretmenine aşık şımarık bir kız filmi işte dedim. İzlerken de fikrim çok değişmedi. Bir sır vardı ortada. Anne ve kız arasında. Çözümlemek için filmin sonuna kadar gitmek gerekiyor. Sevip sevmemek arasında bir film olmuş. Nejat İşler ne yapsa izlerim diyorsanız benim gibi katlanabilirsiniz bu filme...

                                            İlgili resim

Eski Sevgili filmini hiç duymamıştım. Televizyonda yayınlamış ona da denk gelmemişim. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine izledim. Çok eğlenceli geldi bana. Zaten romantik komedi severim demiştim ya size. Bu tam da bu tarzda eğlenceli bir film olmuş. Bence Tolgahan Sayışman bu türde Türkiye'de ki en yetenekli oyuncu. Hiç başka roller için uğraşmasın. Şaşkın, komik,biraz sakar ve çok aşık adam rolleri kendisi için biçilmiş kaftan. Filmi ve filmdeki karakterleri çok sevdim. Bence izleyin ve mutlu olun...

                                                   İlgili resim

Difret ülkemizde ki adıyla Cesaret filmi Angelina Jolie Pitt'in yönetmenliğini yaptığı bir film. Etiyopya'da yaşanan gerçek bir olayı anlatıyor bize. Hirut 14 yaşında bir kız çocuğudur. Kendisi ile evlenmek isteyen adam tarafından kaçırılır ve tecavüze uğrar. Hirut kaçmaya çalışırken bulduğu tüfekle adamı öldürür. Ve mahkeme 14 yaşında, tecavüze uğramış ve kendini kurtarmak için adam öldürmüş bu çocuğun idamını istemektedir. Ve cesur bir avukat bu olaya el atar. Tüm Etiyopya'da emsal olacak bir sürecin fitilini ateşler. Sizler de benim gibi gerçek yaşam filmlerini seviyorsanız mutlaka izlemelisiniz.

                                     artritli ressam filmi ile ilgili görsel sonucu

Maudie engelli olduğu için ailesi tarafından dışlanmış, bakımı için halasının yanına terkedilmiş  bir kızdır. Maudie erkek kardeşine söz geçiremez. Eve dönmek istediği her seferinde kabul edilmez. O da kendini ispatlamak için bir arayışa girer ve tesadüfen karşılaştığı bir adamın yanına hizmetçi olarak gider ve o adamla yaşamaya başlar. Aksi ve oldukça tuhaf biri olan ev sahibine alıştıkça en çok sevdiği şey olan resimlerle evin her köşesini boyar. Ve hikaye akar gider. Bu film de gerçek bir yaşam hikayesi...Ve film boyunca Sally Hawkıns'in muhteşem oyunculuğuna hayran olmadığınız tek bir an bile olmuyor. İzlemelisiniz....