Follow by Email

11 Ekim 2019 Cuma

DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ

Bugün Dünya Kız Çocukları Günü..

                                                           Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, çocuk ve yakın çekim

Bu güzel gözlünün adı Avuçiçi...Suriyeli bir güzel...Savaştan kaçmış ailesiyle birlikte. Yaşadıkları sebebiyle artık konuşmuyor. Sadece ihtiyacı olduğunda tek kelimelerle onu anlatabiliyormuş.

*********************************************************************************

                                            işid zulüm kadın ile ilgili görsel sonucu

Işid zulmüne uğrayan yezidi kızlar. Yıllarca tutsak tutulup, her türlü işkenceye her türlü taciz ve tecavüze uğradılar.Uğramaktalar.

*********************************************************************************

                                   okutulmayan kızlar ile ilgili görsel sonucu

Kızını okutmayı reddeden bir baba ve onu ikna etmeye çalışan devlet görevlisi. Halbuki kızlar daha çok okumalı, daha çok desteklenmeli. Yarın öbür gün köle olacağına birey olma şansları ellerinden alınmamalı.

*********************************************************************************

                       okutulmayan kızlar ile ilgili görsel sonucu

Çocuk gelinler...Kanayan yaramız. Orta doğunun ve maalesef ülkemizin bir gerçeği.

*********************************************************************************

                                             çocuk pornosu ile ilgili görsel sonucu

Çocuklara yapılan eziyetten zevk alan mahluklar var. Bunları yapan, yaptıran,izleyen ve uygulayan kocaman bir grup var...

*********************************************************************************

                                     İlgili resim

Çocuk işçiler. Ağır işlerde çalıştırılan, kazandıkları ellerinden alınan, çalışsın diye okutulmayan, evde kardeşlerine, ahırdaki hayvana bakıcılık yaptırılan...

*********************************************************************************

Dünyada tek Çocuk Bayramına sahip ülkemizde umarım bir gün her alanda olduğu gibi kız çocuklarının nezlinde tüm çocukların daha adalaletli, daha güvenilir, daha özgür yaşamaları sağlanır.

                                                     atatürk ve çocuk, ile ilgili görsel sonucu

Onun kadar düşünebilseydik keşke...




7 Ekim 2019 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #6

Bloggerlarlar her pazartesi Ağaç Ev Sohbetleri yapmaya devam ediyor. Bu hafta ne yazsam derdine son veren bu tarz etkinlikleri seviyorum. Bu haftanın konusu düğünlü dernekli  :))

"Söz, nişan,çeyiz alışverişi, kına gecesi, fotoğraf çekimleri, düğün salonları ve hepsinin arkasındaki şatafat düşkünlüğü...Ülkemizdeki düğün adetleri hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizin hayalinizdeki düğün nasıldır?"

düğün ağaç ev ile ilgili görsel sonucu

Ülkemizin düğün gelenekleri ile bugün yapılan instagram etkisinde ki düğünler arasında bir bağlantı olmadığını belirteyim. Bizim zamanımızda ( 1996'da evlenmiş biri olarak yazıyorum :)) ) böyle cafcaflı şeyler yoktu. Bir kına gecesi kız evinde sonra erkek evi nereyi tutmuşsa orada düğün. Zaten o zamanlarda salon için falan bu kadar seçenekte yoktu. Ya evde, sokakta ya da bir salonda evlenebilirdin. Şimdi daha seçenekli olması, gençlerin hayallerini yaşaması çok güzel kesinlikle. İsteyen havuz başında, isteyen kumsalda, isteyen salonda evlensin. Ancak fiyatlar, pazarlama dünyasının acımasızlığı, gençlerimizin bir diğerine hava olsun diye yaptırmaya çalıştığı o kadar saçma sapan şey var ki. Anlamakta zorlanıyorum. Kulağının üzerine patlatıp "Yani düğünden sonra o ödenecek para tomarlarının size gireceğini bilmiyor musunuz çocuum..." diye bağırmak istiyorum.

Geçenlerde bir düğüne katıldım. Orta halli iki ailenin çocukları evleniyorlar. Allah mutlu mesut etsin, etsin de nasıl olcak. Gelin hanım tam 3 adet gelinlik giydi. Nikah için bir tane, düğün için bir ve düğün sonrası parti için bir gelinlik daha. Ya varsa olsun ama yoksa zorlama olmasın. Gerçekten o harcamaların bir anlamı yok. Paranızı saklayın. Düğünden sonra tırım tırım borç ödeyeceğinize ya da ananıza babanıza mahçup kalacağınıza, gezin, dünyayı görün. O düğün, kına, fotoğraf için ödeyeceğiniz binler, onbinler size bambaşka ne fırsatlar sunar bir düşünün.

Ya diyeceksiniz ki sen de amma ruhsuzsun. Fakir olan hayal kurmasın mı? 
Anlatmak istediğim bu değil. Beni anladınız dimi? Ben gereksiz harcamalar yapmayın diyorum. 3 gelinlik yerine hayalinizde ki 1 gelinliği giyin mesela...

Ne bileyim. Herkes mutlu olsun.
Hayalleriniz makul olsun ve dualarınız kabul olsun...

Evlenmeden önce danışmanlık isteyen beni bulsun :))

























2 Ekim 2019 Çarşamba

DÜNYA YÜRÜYÜŞ GÜNÜ

Bundan bir kaç yıl önce engelliler için dağıtılan bir tekerlekli sandalye törenine katılmıştım. Orada sandalye verilen engelli bir beyefendi şöyle demişti;

- Ben bir trafik kazasıyla engelli olduğumda 32 yaşındaydım. Ve bacaklarımı kullanamadığım bu yaşa kadar tembelin tekiydim. Çok nadiren yürür, çok nadiren hareket ederdim. Oysa bugün o günlerimi çok özlüyorum. Sizlere tavsiyem şudur, yürüyebiliyorken yürüyün koşabiliyorken koşun. Bacaklarınızın, sağlığınızın kıymetini bilin.

Çok etkilenmiştim. Şimdi sizlere 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü sebebiyle aynı tavsiyelerde bulunmak isterim.

                                                   koşabiliyorken koş ile ilgili görsel sonucu

1 Ekim 2019 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #5


                         ağaç ev çizgi film ile ilgili görsel sonucu




Hayatınızda sevdiğiniz ve şükrettiğiniz şeyler, sizi gün içerisinde mutlu eden küçük detaylar nelerdir?

Ben her gün ama her gün sağlığım için şükrediyorum. Bunu gerçekten söylüyorum. Çünkü bu yıl başından beri kendimle biraz fazla uğraştım, korkularım oldu. Ama hepsi geçti gitti. Çok şükür iyiyim. Sadece korkmak bile beni kendime getirdi. Sağlığıma duacıyım :))
Ailem için şükrediyorum. Mutlu bir yuvam var. Çocuklarım bence muhteşem insanlar. Onların varlığına, eşime, anama babama kardeşime yeğenlerime eşimin ailesine sahip olduğum için şükrediyorum.
Dostlarım için şükrediyorum. Her zaman varlıklarıyla yanımda oldular. İyi ki varlar.
Mesleğim için şükrediyorum. İyi ki çalışabilecek kapasitem ve bir gelirim var.
Doğru zamanda, doğru yerde durduğum için, kafam çalıştığı için şükrediyorum.
*************************
Gelelim ikinci kısma. 
Gün içerisinde beni en mutlu eden anlar pat diye uzaktan gelen, seni özledim diyen telefonlar...
Bilgisayarı açtığımda blog sayfama gelen yorumlar...
Sade Türk Kahvesi...
Çikolata...
Huzurlu bir şekilde evime dönmek...
Daha ne olsun ki :=)












30 Eylül 2019 Pazartesi

ÇOK PARAM OLSA...(hep beraber amin diyelim)

                Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar

Çok param olsa ne yaparım diye hayaller kurarken buluyorum kendimi. Kendime özel hayallerimi süsleyen tek bir şey var dünyayı gezmek. Afrika'dan başlıyorum önce. Çocukları görüyor gözlerim en çok. Dünyanın her köşesinde ki fakir, aç, yalnız çocuğa ulaşıyorum. Seviyorum, doyuruyorum, arkadaşı oluyorum. Ahh çocuklara hiç kıyamıyorum...

Kadınlar sonra. Zulüm gören kadınlar. Koyundan, inekten sonra gelen kadınlar. Baş tacı denen ama ayaklar altında ezilen kadınlar. Çocuk kadınlar. Yaşlı kadınlar. Fakir kadınlar. Ahh kadınlar...

Hayvanlar var birde. İşkenceye uğrayan, sirklerde çalıştırılan, aç bırakılan, terk edilen. Sessiz ortakla. Biliyorum öldükten sonra Allah'ın ilk sorusu bu olacak. Emanetlerime neden bakmadınız diyecek bize.

********************

Her seferinde hayalimde gezip tozacam bu sefer diyorum. Kendimi ordan oraya gezerken görmeye başlıyorum. Sonra hayal hayal olmaktan çıkıyor. Mutlaka bir dertliye çarpıyorum. Dünya ne biçim bir yer. 
Ağız tadıyla gezdirmiyor bile beni...

25 Eylül 2019 Çarşamba

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #4

Özgür olduğunuzu düşünüyor musunuz? Özgürlük sizin için ne anlam ifade ediyor? Size göre özgür olmanın sınırı nedir?

                      ÖZGÜRLÜK KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu

"Özgürlük" Türkçe'de en sevdiğim kelime olabilir.
Hatta geçenlerde arkadaşlarımızla eğer bir dövme yaptırsak ne yazdırırız diye sohbet ederken ben özgürlük yazdırırım demiştim. K harfinden kuşlar uçuyor gibi olsun hem de.

Özgür müyüm? Nispeten. Özgürlük anlayışımız neyse ona göre değişiyor.

Mesela devlet memuruyum ve sınırlarım belli. Dolayısıyla belirli çerçeve içinde özgürüm.

Anneyim, eşim. Evimde özgürüm. Herkes birbirine saygı duyar. Ama yapmak istediğimiz bir şey olduğunda mutlaka fikir alış verişi yaparız ve bazen uygun olmadığı olur.

Evladım. Anne ve babama sormadan onları ilgilendiren durumlarla ilgili karalar veremem.

Türkiye'de bir kadınım. Kendimi maalesef ki bir takım durumlardan korumak için her zaman tetikte ve dikkatli olmak zorundayım. Toplumsal baskının izin verdiği kadar özgürüm.

Ama sorarsanız ruhum ÖZGÜRLÜKLER KRALİÇESİ...Sınırları yok. Dünya hatta evren bile sınırlarımın içinde kaybolabilir.


23 Eylül 2019 Pazartesi

GÜLE GÜLE CANIM KARDEŞİM :(


Böyle gözlerimizin içinin güldüğü son fotoğraf bu...
Acılar içinde bile bana gülerek bıraktı son hatırasını...

Birlikte büyüdüğün birini hepi topu 23 gün içinde, daha hastalığına alışamamışken kaybetmek ne kadar zormuş.
Sonay'ı kaybettik. Lösemi dedikleri 23. günün akşamında artık dayanamadı ve gitti.

Size bu fotoğrafı anlatmak istiyorum;

Hastaneye yattığını öğrendiğimde ( kendisi bilmiyordu ama biz biliyorduk lösemi dendiğini ) duramadık buralarda. Samsun'a doğru bastık gaza. Cumartesi gecesini onula geçirecek pazar günü geri dönecektim. O gece yanında kalmak istedim. Uyuyordu. Uykusunda acı çektiği belliydi. Dayanamadım. ( sen nasıl dayandın o acılara canım kardeşim ) Uyandırdım. Gecenin üçüne kadar sohbet ettik. Eskilerden konuştuk. Çocukluğumuzdan en çok. Sonra uykum geldi dedi. Tekrar uyudu. Sabah vedalaştık. Ben yola düştüm. Umutluydu. Çıkarım buradan 2 aya diyordu. Çıkamadı. 

Yarım kaldı gülüşleri, yarım kaldı hayalleri.

Daha 40 yaşında. Hazana yoldaş oldu. Dünyada çektiklerin orada mükafat olsun sana canım benim.

 Biliyorum meleklere arkadaş oldun sen. 

Ardından yazmak, bu resme bakmak ne kadar zor.
Şimdiden özledim. 
Rahat uyu.
Seni çok seviyorum, seviyoruz.

NOT: Resmin altına koyduğum şarkı seni anlatıyor bana. Ağlayarak dinliyorum her seferinde. CANIM 💖 

11 Eylül 2019 Çarşamba

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #2

Ağaç Evin gölgesinde blogger buluşmasının ikinci haftasındayız.
Bu haftanın konusu DOĞAMIZ GİDEREK TEHLİKE SİNYALLERİ VERİYOR.KÜRESEL ISINMA VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ EN HAD SAFHADA.BUNLAR İÇİN GERİ DÖNÜŞÜM, SIFIR ATIK,DAHA AZ TÜKETİM HATTA POŞETLERİN PARALI OLMASI GİBİ ÖNLEMLER ALINIYOR. SİZ BU KONUDA NELER DÜŞÜNÜYORSUNUZ? GELECEĞİMİZ İÇİN DAHA YAŞANILIR BİR DÜNYAYI NASIL SAĞLAYABİLİRİZ?

                                       doÄŸa ve aÄŸaç ile ilgili görsel sonucu

Kişisel çabaları önemsemekle birlikte bu konuda devlet politikası hatta ülkeler arası ortak bir antlaşma olması gerektiğine, uymayanlar için büyük cezalar ve yaptırımlar olması gerektiğine inanıyorum. Nasıl 25 kuruş ödememek için herkes evinde bez çanta dikmeye başladıysa yere çöp atana zabıta kessin cezayı o cebinden para bir çıksın hele bak bakalım bir daha o kadar kolay çöp atabiliyor musun etrafa. 

Sahilde gezerken insanlığımızdan utanıyorum. Her yerde içecek kutuları, çekirdek kabukları, ambalaj atıkları. Hele gençler o kadar duyarsız ki üzülmemek elde değil. Biz çocukken çay bahçeleri vardı, akşamları ailece gider çay bahçesinde otururduk. Mutlaka çekirdek yenirdi o uzun sohbetlerde. Annem yanında hep yedek bir çöp poşeti bulundururdu, asla yere kabuk atmamıza izin vermezdi. Yürürken yiyorsan cebine biriktirir en yakın çöp kutusuna atardın. Bir süre sonra bu alışkanlık haline geliyordu elbette. Hala asla atamam mesela. 

Küçük oğlum yerde çöp gördüğü zaman mutlaka alır ve çöp kutusuna atar. Yere çöp atan birini görürse uyarır. Hayvanlara, onların yaşam alanlarına saygılıdır. Yetiştirmeye, annemden babamdan ne öğrendiysem aktarmaya çalıştım. Ama mesela büyük oğlumda bu kadar başarılı olamadım :(

Sıfır atık uygulamasını doğru bulmakla beraber sistemine inanmadığımı belirtmeliyim. Evde bir yıl çöpleri ayrıştırmaya başlamıştık. Belediye farklı renklerde poşetler dağıtmıştı. Ay evde nasıl bir özen nasıl bir itina ile çöp ayrıştıyoruz görmelisiniz. Aşağıya indirdik çöplermizi, çöp arabası geldi.Bütün poşetleri tuttuğu gibi aynı çöp konteynere attı, bir güzel ezdi ve bastı gitti. Eee naoldu yani? O kadar uğraş didin sistem daha ilk aşamadan işlemesin. Öyle kara verip, uygulama yapıyoruz deyip, kağıt üzeri projelerle olmaz. EĞİTİM ŞART.

Geçenlerde haberlerde çevre bakanının çevre temizliğine dikkat çekmek için yaptığı bir etkinlik vardı. Bakan gelene kadar bütün alan cillop gibi temizlendiğinden bakan gelince toplayacak çöp bulamamıştı. Sonra toplanmış çöpleri bakanın önüne döktüler, yeniden topladılar.  İşte Türkiye'nin sorunu budur. Yapmış olmak için yapmak.

Sonuç olarak her konuda olduğu gibi sadece duyar kasmak yetmez EĞİTİM ŞART!

10 Eylül 2019 Salı

KARACABEY LONGOZ GEZİMİZ


 2 hafta önce Mudanya- Tirilye ve akabinde Karacabey Longoz Ormanlarına gittiğimizden bahsetmiştim size. Bu yazımda biraz longozdan bahsetmek istiyorum.


Karacabey Longozu Türkiye'de bulunan 3 longozun 2.si. Kuş çeşitliliği ve doğallığı ile dikkat çekiyor. 250 tür kuşun ziyaret alanı olduğu tespit edilmiş. Longoz kelime anlamı olarak su basan ormanı demek. Susurluk Çay'ının önünde doğal set oluşmasına bağlı su denize kavuşamıyor ve alana yayılıyor. Orman su içinde kalıyor. 


Longoza giriş ücretsiz. Araba yoluyla gözlem kulesine kadar gidebiliyorsunuz. Ancak araba ile gitmek çok mantıklı değil, bir çok güzelliği görmeden geçersiniz. En güzeli bisiklet ya da uzun yürüyüşleri seviyorsanız yürümek olacaktır.




Longozun hemen girişinde kuralların yazılı olduğu tabelalar sizi karşılıyor. 
Longozun sürprizi ise ( bence ) koruma altında olan bok böcekleri. Yol boyunca tabelalar ile dikkatli olun bok böceklerini ezmeyin uyarıları var. Zaten nerede bir hayvan pisliği varsa etrafında bok yuvarlayan böcekleri görüyorsunuz. Bolluktan mıdır nedir bilemiyorum ama oldukça büyük boyuttalar.



                                          

Longoz içinde gezerken bir sürprizle karşılaşıyorsunuz. 
Bir ilkel kabile köyü. Recep İvedik 6 - Afrika filmi burada çekilmiş. Film çekimleri bitince set belediye tarafından çay, kahve içilebilecek bir ortama çevirmiş. Alanda gezip, fotoğraflar çektirebiliyorsunuz.




Karacabey Longoz gezimizi bitirdikten sonra kamp yapmak ve son kez denize girmek için bir alan aradık. Karacabey Malkara Plajında çadır alanı olduğunu öğrendik ve rotamızı oraya çevirdik. Denize sıfır, güzel bir alana kurduk çadırımızı.
Akşam meşhur kamp ateşimizi yaktık. Mısırlarımızı közledik. Çayımızı demledik. 


Sabah güneşin ilk ışıklarıyla denize girdik. 
Çok eğlendik.


Ve bütün bunları sadece bir hafta sonuna sığdırdık. Dediğim gibi hayatı yakalamak isteyenler için pek zor sayılmaz. Sadece istemek yeterli.
Sevgiler....
























6 Eylül 2019 Cuma

KIZ ARKADAŞLAR

Kural hep aynıydı nedense. 
Hayatıma rüzgar gibi girip rüzgar gibi çıktılar.


                                                 kız arkadaÅŸlar ile ilgili görsel sonucu
Tam 21 yıl önce hayatıma girdi. İsmi A......Yalova'da her şeyi birlikte yapar, nöbetleri ayarlayıp birlikte tutardık. Beraber tatillere gitmiştik. Birlikte yemek pişiriyorduk. Birlikte ağlıyor, birlikte gülüyorduk. Sanki herkes bir yana biz ikimiz bir yanaydık. Ben büyük oğluma hamileydim. O gelmiş evimi temizlemişti. Barkın için yelek örüyordu. Hayaller kuruyorduk. Yıllar sonra yine el ele kol kola olacaktık. Sonra deprem oldu. 17 Ağustos. Hepimizin ruhuna derin yaralar açtı. O erkek arkadaşından ayrıldı. Tayin istedi gitti. Giderken salya sümük ağladım. Olsundu, mesafeler ne yapabilirdi ki bizim kardeşliğimize. Aramadı hiç. Yazmadı hiç. Gelip görmedi ne beni ne bebeğimi. Ben ona mektuplar yazdım. Ne oldu, bilmeden kalbini mi kırdım? neden? diye sordum. Dönmedi. Ziyaretine gittim. Buz gibiydi. Sonra eşim dedi ki " vardır bir sebebi rahat bırak insanları. Herkes tercihini yapacak yaşta" ..Bıraktım. Ama çok özlüyorum. Baksanıza 23 yıl sonra bugün bile aklımda.

Sonra bundan 13 yıl önce bir başkası girdi hayatıma. Onun ismi Aslı. Ruh ikiziydik. O sarışın ben esmer. Birlikte ama çift yumurta ikizleri. O kadar çok şeyi paylaştık ki birbirimizle. Kimseye anlatılmayacak sırları paylaştık. Eşiyle egeye yerleşme hayalleri vardı, tayin istediler. Gittiler. Her yaz uğradım. Onunla geçirilecek vakitler için yazı beklerdim dört gözle. Bir süre sonra başka sorunlar çıktı ortaya. Hayatına kendisi ve kızıyla devam etme kararı aldı. Yaşadığı şehri değiştirdi. Biz hep görüşmeye devam ettik ama. Hatta kızını aldı bana geldi. Gezdik, tozduk ,konuştuk, ağladık, güldük. Sonra bir gün bir telefonla benimle görüşmek istemediğini söyledi. Sorunlarıyla beni yoruyormuş, bunu yapmak istemiyormuş daha fazla. Önce anlam veremedim. Sonra anlayış gösterdim. Sen bilirsin dedim. Sana ne iyi gelecekse öyle olsun. Ama iyi geldi mi bilmek istiyorum. Çok özledim.

Aslı için yazdığım bir şiirim vardı. Okumak isterseniz TIK TIK

Şu anda hayatımda dostlarım elbette var. Leyla var, Necla var, Nihal var, Ülkü var hem de iki tane, Canan var, Seval Abla var, Tekin var, Yeşim var...Başım sıkışsa koşa koşa gidebileceğim abilerim ablalarım var. 
Artık bir başkasını kaybedecek gücüm yok. Kimse beni bir yere bırakıp gitmesin. 



5 Eylül 2019 Perşembe

ACIL KAN LAZIM

Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesi Hematoloji Bölümünde yatan kuzenim için kan lazım dediğimde arayan tüm arkadaşlarıma, mesaj atan,destek olan herkese, aileme, Yalova Türk Sağlık Sen'e, Balıkesir Sağlık Sen'e, Samsun Kızılay Başkanı ve Kızılay çalışanlarına, Samsun Beşiktaş Derneği'ne teşekkür ederim. Uzun bir süreç yaşayacağız telefonunuzu her an tekrar çaldırabilirim. Allah hepinizden razı olsun. 
(A Rh pozitif kan vermek isteyen olursa 0534 241 60 57 Ayşe Yücel ile irtibata geçerse iyi olur. Çünkü taze kana ihtiyacımız var. Yığılma olduğunda geri çevrilebiliyor kişiler.)

                                        acil kan ile ilgili görsel sonucu

3 Eylül 2019 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #01

Blogger dünyasına gençlerin gelmesiyle bir atraksiyon bi hareketlilik başladı :))

Demek ki taze kan her zaman iyiyimiş...

Tabi biz yılların bloggerlarını bir kalemde harcamak istemem ben tamamen kendi motivasyonumdan bahsediyorum.

Edischar ve Taha bizlere her pazartesi ortak sohbet alanı açacaklar. Bir konu belirleyecekler bizler de kendi fikirlerimizi kendi bloglarımızda paylaşacağız.

İlk Haftanın konusu tam benlik.

TELEVİZYON İZLİYOR MUSUNUZ?  İZLİYORSANIZ VEYA İZLEMİYORSANIZ NEDENİ NEDİR?


Bu soru tam da dün yaptığım instagram paylaşımım üzerine denk geldi.  Tam da şunu paylaşmıştım ;


#Televizyonizliyorumdur 

Televizyonu hayatımdan çıkardım. Gerçekten ve gerçekten ne dizilerden ne haberlerden ne de herkesin izlediği gündüz kuşağı programlarından zevk almıyorum. Bunun daha ötesinde aslına bakarsanız yaşam tarzımı değiştirdim. Önceleri ( bundan 2 yıl öncesine kadar) akşam işten dönünce direk mutfağa dalar, yemek hazırlar, ailece sofraya oturduktan sonra oğlanlar odalarına çekilir, eşim derslerine gömülür ben de televizyon izlerdim. Öyle özel bir tercihim yoktu. Rastgele bir film, bir yarışma ne denk gelirse izliyordum. 

Fakat artık hayatı kaçırmak istemiyorum. Hiç bir anımı boş işlere harcamak istemiyorum. Akşamları yemekten sonra birer kahve içiyor ve bazen ailece bazen sadece eşimle beraber uzun yürüyüşlere çıkıyoruz. Yalova'da yaşadığımız için bu konuda şanslıyız. Uzun yürüyüş bantları, harika orman yolları mevcut. Yürüyüşlerimizin sonunda eş dost muhabbetine dalıyoruz. Ya bizde toplanıyor ya da bir başka arkadaşta. Uzun ve keyifli sohbetler yapıyoruz. Hele yaz akşamıysa deniz kenarında uzun sohbet gecelerimiz, hafta sonları kamplarımız oluyor. 

Bir de ( ki bence bu en önemli sebep) artık boş laflara karnım tok. Haberlere katlanamıyorum. Her şey olmadığı gibi anlatılıyor. Ve ben bunlara hiç inanmıyorum. Saygımı kaybettiğim bir medyanın seyircisi olmak istemiyorum.

Ve illa bir şey izlemek istiyorsam sinemaya gidiyorum.  







2 Eylül 2019 Pazartesi

MUDANYA - TİRİLYE / YERLİ TURİST OLMAK ZOR

Bu cuma hayattan bezmiş gibiydim. Nasıl bir baş ağrısı nasıl bir yorgunlukla uyandım anlatamam size. Evde dursam sanki daha da artacak gibi geldi. Temiz hava ve özgürlük istedi ruhum. Kahvaltı sofrasında "Hadi bi Tirilye, Mudanya yapalım, gezer geliriz" dedim kocama. Ve macera başladı...

Yalova'dan yola çıktık. Önce Mudanya'ya uğradık. Sokaklarını ve havasını seviyorum bu şehrin. Bana çocukluğumun Sinop'unu hatırlatıyor. Sokaklarında gezerken tesadüfün en güzeli 1. Mudanya Kitap Fuarına denk gelmek oldu. Her yerde bir kitapevi, her yer kitap. Uzun zamandır almayı düşündüğüm İlber Ortaylı hocanın Bir Ömür Nasıl Yaşanır kitabını %40 indirimle 20 TL'ye aldım.

                                             bir ömür nasıl yaÅŸanır ile ilgili görsel sonucu

Fuarda gezdikten sonra Tirilye'ye geçtik. Çok güzel ancak bir o kadar kalabalık olan şirin belde gezerken keyif vermekten ziyade insanı yoruyor. Nereye baksan insan var. 

                                                


Gezdik tozduk ve elbette acıktık. Balık yemeden olmaz diyerek sahil boyunda yer alan Çınar Balık Lokantasına girdik. Ben ve eşim levrek yedik. Porsiyonu 35 Tl. Yalova'da aynı balığı ( balık boyut olarak daha büyük bizde) 30 Tl'ye yiyoruz. Neyse çokta şey etmeden olabilir dedik ve levreklerimizi beklemeye başladık. Bu arada masaya ön ikram olarak siyah zeytin ve ekmek bıraktılar sadece. Balıklar geldi. Lezzetine diyecek yok. Yedik. Çayımız geldi. Hesap ödemeye geçtik. 30 Tl kuver  parası. Sadece masaya konan üç beş zeytin için işletme garsonun maaşınıda müşteriye ödetmeye başlamış. Çok sinirlendim. Her gittiğimiz mekanda söğüşlenmekten yorulduk. Sonra neden yerli turist gelmiyor. Yerli turist ne yapsın bu saçma sapan faturalara.
Allah'tan köylü ürünleri satan abiler, ablalar makul fiyatlara zeytin, incir vs satıyorlar. Yeter hanımın tezgahından sele zeytin aldık. Tavsiye ederim. Harika gerçekten.

                                                 

Tirilye denizin ve mavinin içiçe olduğu Bursa'nın en şirin beldelerinden biri. Yolunuz düşerse uğrayın derim. Biz daha önce mayıs ayında gitmiştik daha az insan vardı. Yazın gitmek pek akıl işi değil. Ne araç park yeri var ne de kalabalıktan gezecek yer. Zaten dar olan sokaklardan insan akıyor resmen.


Eski kilise, Taş Mektep ve Tarihi Çamlı Kahve görülmesi gereken yerleri. Kahve içmek için yer bulabilirseniz lezzetli kahvesi var. 

tirilye taş kahve ile ilgili görsel sonucu

Şimdilik anlatacaklarım bu kadar. Bir kaç gün sonra gezinin geri kalan kısmında Karacabey Longozu ve çadır kampımız anlatacağım sizlere. 
Sevgiyle kalın
Siz 💓 Ben