14 Ocak 2019 Pazartesi

RÜZGARIN ADI / BİLGE ADAMIN KORKUSU / SESSİZLİĞİN MÜZİĞİ


Fantastik öyküleri hiç sevmem sanıyordum. Okuması sıkıcıdır, gerçek olmayan bir dünya ne kadar etkileyici olabilir ki diyordum sürekli. Hatta bir arkadaşım Yüzüklerin Efendisi serisini mutlaka izle, kitabını oku der durur yıllardır. Ben de sevmiyorum diyerek hiç bulaşmam o tarz kitaplara ya da filmlere. Ancak Kvothe ile tanıştıktan sonra bu fikrimin değiştiğini söylemeliyim. İlk fırsatta dünyanın hayranlıkla izlediği tüm fantastik hikayelerin kitaplarını bulup okuyacağım. 

Rüzgarın Adı ile tanışmam çok sevdiğim bir abimin sayesinde oldu. Oku seveceksin dedi. Elimde uzun kış gecelerinde yapacak başka bir şey olmadığı için aldım kitabı. Hatta önce koydum bir kenara epeyce bekledi. Dirençliydim. Sonra sihirli kapağı açtım. İyi ki açmışım. Muhteşem hikayesiyle Kvothe beni kendi dünyasının içine alıverdi. 

Rüzgarın Adı yani ilk kitap Avrupa'da yayımlanalı aslında 12 yıl olmuş. Kitabın çılgın bir hayran kitlesi mevcut. Hatta 10. yıla özel kitap için karakterler illüstrasyonları çizilmiş. Hayalimizde canlandırdığımız kahramanlar ete kemiğe bürünmüş.


Kitap benim bayıldığım ana karakter olan Kvothe'nin hayatını anlatıyor. Çocukluğundan başlayarak başından geçenleri kendi ağzından bir tarihçiye anlatırken sizde onunla birlikte yaşıyorsunuz.


Kumpanyada mutlu geçen bir çocukluk, başından geçen kötü olaylar sonrasında sokaklarda geçen yıllar, ardından fark edilen dehası sayesinde Üniversite yılları ve aşk ve müzik ve dostluk ve başka alemler, başka başka yaşamlar...


İnternette dolaşırken kitabı yorumlayan herkes istisnasız MUHTEŞEM olarak bahsetmiş. Ben de aynı fikirdeyim sanırım. Çok etkileyici bir masal. İlk kitap özellikle çok çok iyi. Hemen 2. kitabı bulmak ve okumak istiyorsunuz. Hikaye devam etsin, hiç kesilmesin. 2.Kitap olan Bilge Adamın Korkusu daha kalın daha derin bir kitap. Ancak bazı bölümlerde itiraf etmeliyim ki sürekli aynı şeyi anlatıyormuş gibi hissettim ve sıkıldım. 1136 sayfalık kitabı elimde görenler "emin misin" diyerek gözlerime baktılar. Ancak tamı tamına 1 haftada kitabı yuttum :))


Eğer sizde kitap okumaktan hoşlanıyorsanız mutlaka ama mutlaka okumalısınız. Hemen sipariş verirseniz pişman olmayacağınızı garanti ederim.



NOT: Kitapta Kvothe'nin yanında yaşayan Bast adında bir yardımcısı, yoldaşı var. Onun bir haltlar yiyeceğinden şüpheleniyorum ama 3. kitabı okuduğumda bahsederim size de :)

Siz 💗 Ben



7 Ocak 2019 Pazartesi

HADİ OYUN OYNAYALIM / SORU BENDEN CEVAP SİZDEN


Bu dünyada görüp göreceğiniz en büyük mutluluk nedir diye sorsam ve  .................................... boşluğu doldurun desem ne yazardınız?

Merakla cevaplarınızı bekliyorum..
Sevgiler 💖💖 

4 Ocak 2019 Cuma

2018 EN ÇOK OKUDUKLARINIZ...

Blog reytinglerime baktım da 2018 yılı için en çok okunan 5 yazımı sizlerle paylaşayım istedim.  Bloggerlar Paylaşıyor grubuna dahil olduğumdan beri sayfa istatistiklerim hareketlenmeye başladı ama yine de reytingler çok çok yüksek değil...

İlk 5 yazımda BEŞİNCİ sırada ANNEM yazım var...

Annemi çok özlediğim ve ayrı olduğum bir dönemde yazmıştım bu yazıyı...194 kişinin dikkatini çekmiş. Sağolsunlar...

DÖRDÜNCÜ sırada İÇ DÖKME YAZISI :( var.

Kardeşimin bebeğinin yoğun bakımda yattığı günlerde kendimi yalnız hissettiğim bir anda yazmıştım bu yazıyı. 202 kişi yazımı okumuş...

ÜÇÜNCÜ sırada BU ARALAR BEN yazım var...

Aslına bakarsanız bir seri haline getirmeye çalışıyordum Bu Aralar Ben başlıklı yazıları. Yazıyı yazdığım dönemde en sevdiklerim, okuduklarım, izlediklerimi paylaşıyorum sizlerle. 232 kişi beni merak edip yazımla ilgilenmiş.

İKİNCİ sırada 3 GÜNE 2 KİTAP BİR FİLM BİRDE ALBÜM SIĞDIRDIM yazım var. 275 arkadaş yazımla ilgilenmiş.

Ve BİRİNCİ sırada eşim doğum günü pastası var :) 50.DOĞUM GÜNÜ PASTASI  yazım var. 277 kişi pasta tarifine ilgi göstermiş. El emeği göz nuru ellinci yaş günü pastam blog sayfasının 2018 yılı starı olmuş :))

Dediğim gibi eğer blog dünyası olarak birbirimizi desteklemezsek çok fazla trafik ummak zor. Hele ki belli bir hedefte yazmıyorsanız. Yemek, makyaj ya da moda yazmak biraz daha blog dünyasında tercih edilen yazılar. Benim tarzımda günce gibi yazarken dikkat çekmek için Pucca yeteneğinde falan olmak gerekiyor. Ama biliyorum bir gün bu cevher keşfedilecek :))

                                                             Siz 💓 Ben

2 Ocak 2019 Çarşamba

CANIM AMCAM

Amcam..
Adı Hasan'dı.
Dün doğum günüydü.
Resmi kayıtlara geçirilen ama gerçek olmayan doğum günü...
Zaten gerçek bir ailesi yoktu abisi dışında.. O ve babam resmi çocuklardı.
Resmi çocuk ne demek dediğinizi duyar gibiyim.
Resmi Çocuk: yurtta büyüyen, erken büyüyen çocuk demek...

Neyse konumuz bu değil. Konu amcam. Yılbaşı gecesi evde toplandığımızda amcama mutlaka bir pasta alırdı babam. Doğum gününü kutlayalım diye. Şarkılar, türküler eşliğinde tam yeni yıla girdiğimizde pasta mumunu üfler, çikolatalı pastayı midemize indirirdik. Ahh çocukluk nasılda sevinirdik...

Canım amcam...Hayatında başarılı olamayanlardandı. Tek büyümenin acısını atamamıştı içinden. Çoğunlukla bizimle birlikte yaşardı. Bazen ortadan kaybolur aylar sonra çıkagelirdi. Yetenekli bir ressamdı. Sokaklarda "çilekeş" mahlasıyla tabelalar yapar, duvarlara resimler çizerdi. Sinop'ta onu tanımayan çocuk yoktu. Çocukları çok severdi. Herkes ona "emmi" diye seslenirdi.

Zordu...Hayatı hep zordu. Babamı ve annemi de zorlardı çoğu zaman. Ama biz çocuktuk. Renklerle oynayan, denize dalınca kıyıdan mendireğe kadar soluksuz yüzen, çocukların sevgilisi Hasan bizim amcamızdı.

Bu yılbaşı onu çok özlediğimi anladım. Çocukluğum geçti gözlerimin önünden. İki damla yaş düştü kimse görmeden. Birde Fatiha yolladım ruhuna...

yalnız adam ile ilgili görsel sonucu

28 Aralık 2018 Cuma

UZUN ZAMAN SONRA MİM

Bloggerlar Paylaşıyor grubunu hala duymadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz benden söylemesi. Çok tatlı insanlar bir araya gelerek blog dünyasında neler yaptığını birbirimiz ile ve elbette sanal alemin uzandığı her yer ile paylaşıyoruz...
                                       Ä°lgili resim
Bu gruba üye olduğumdan bugüne pek çok güzel arkadaş edindim. Sevgili renkliblogsayfam  beni MİMlemiş. 

2019 yılından beklentilerimi sizlerle paylaşmamı istemiş. Aslında daha önce https://sevdadanyazilar.blogspot.com/2018/12/yilbasi-dileklerim.html  yazımda 2019 dan istediğim şeyleri yazmıştım. Ama söz konusu MİMse tekrar edeyim sizlere...

2019 yılında en çok HUZUR istiyorum insanlık adına. Kimse yatağa aç girmesin, çocuklar ve kadınlar zulüm görmesin istiyorum. Sokak hayvanlarına, ağaçlara kimse zarar vermesin istiyorum. Dünya YAŞANILASI bir yer olsun istiyorum. ÇOK MU ŞEY istiyorum?

Kendimle ilgili kısmına gelirsek ailemle mutlu ve sağlıklı geçirebileceğim bir yıl olsun. DAHA ÇOK GEZELİM, daha çok görelim. PARAmız bitmesin, çoğalsın..EYT çıksın emekli olalım.  BEŞİKTAŞ şampiyon olsun. BLOG sayfam alsın yürüsün. Birileri bende ki cevheri keşfetsin.

Hepimizin gönlüne göre versin ALLAH..( iyi gönüllülerden bahsediyorum elbette)

Gelelim kimleri MİMlediğime...




Hadi KIZLAR sıra sizde :) Sevgiler...

22 Aralık 2018 Cumartesi

DOLAP UYGULAMASI

Çok sevdiğim bir dostum bana Dolap uygulamasından bahsetti geçenlerde.
İkinci el kıyafet alıp satış yapılabilen bir sistem. Evde kıyıda köşede bekleyen ama elimin bir türlü ayıklamaya varmadığı giyisilerimi ben de satışa sundum..

Sizlerden bu uygulamayı kullanan var mı?
Merak ettim.

17 Aralık 2018 Pazartesi

YILBAŞI DİLEKLERİM


Sevgili dostlar, çocukluğumdan beri özel günleri önemser ve onun ruhuyla yaşamaya çalışırım. Doğum günlerini önemserim. Etrafımdaki insanların özel günlerini atlamamaya özen gösteririm. Evlilik yıl dönümü, meslek günleri, bayramlar...Aklınıza gelebilecek kutlamaya değer ne varsa benim nazarımda kıymetlidir. Karşılığında benim özel anlarım hatırlanmasa da inatla ben kutlamaya devam ederim.

Yılbaşı da çocukluğumuzun bize kattıklarındandır. Eve bir sürü yiyecek alınan, sofranın donatıldığı, televizyon karşısında çekirdek çitleyerek geçirilen, erken yatılması gerekmeyen nadir günlerden biri. Çok severdik kardeşimle ben. Rahmetli amcamın doğum günü aynı zamanda. Onu da birlikte kutlardık. Babam, annem mutlaka bize hediyeler alırlardı. Ahh çocukluk ne güzeldi.

Şimdi kocaman insanlar olduk. Yılbaşı kutlayanlara sanki dünyanın sonunu getiren yaratıklarmış gibi davranan insanlar var. Oysa ben yeni bir başlangıcı sevgiyle karşılamayı, yeniden yaşamak için umut yaratmayı seviyorum. Tüm ev halkı olarak bazen büyük aile ile, bazen eşle dostla bir araya gelerek yemek yiyor, sohbet ediyor, eğleniyoruz. 

Ben de biliyorum bir gecede dünyaya iyilik inmeyecek, savaşlar bitmeyecek, adalet gelmeyecek..Her şey akışında devam edecek. Acılar silinmeyecek. Ama umut işte. Nasrettin Hoca misali "ya tutarsa"

Benim 2019 yılı dilek listem hazır; sizlerle paylaşmak istiyorum...

1- Savaşlar, acılar bitsin. Gözyaşları dinsin. Adalet olsun.
2-Açlıktan, susuzluktan kimse ölmesin.
3-Dünyayı çocuklar ve kadınlar yönetsin.
4-Allah yurdumuza zeval vermesin. Türkiye büyüyen, üreten güçlü ülkelerin başında olsun.
5- Çocuklarım, eşim ve büyük ailem mutlu,huzurlu,sağlıklı ve şanslı olsun.
6-İşim de kıymetim bilinsin.
7-Başarı dolu bir yıl olsun. Hayalini kurduğum kitabı bu sene bitirebileyim.
8-Param pulum çok olsun :))
9-Bu yaz iyi bir tatil yapma şansım olsun.
10-Mutluluğum daim olsun. Kem gözler uzak dursun.
11-Daha çok gezeyim, daha çok göreyim.
12-Blog sayfam tıklanma rekorları kırsın.
13-EYT çıksın, emekli olayım :))

10 Aralık 2018 Pazartesi

HAFTA SONU KAÇAMAĞI

           Bu aralar her şey üzerinize üzerinize geliyorsa hiç korkmayın, atlayın arabaya ve şehrin dışına köylere doğru yol alın.
Hafta sonu havaya aldırmadan eşim ve ben vurduk kendimizi köy yollarına. Yalova'nın bu konuda çok şanslı bir şehir olduğunu daha önceki yazılarımda da paylaşmıştım sizlerle. Şehrin %60'ı hala ormanlık arazi ve Samanlı Dağlarının muhteşem güzelliklerine sahip. Arabayla sadece beş dakika gidince köylere, ormanlara ulaşabiliyorsunuz.

Arkadaşlarım arasında çok gezenti olarak bilinirim. Ama yaşlanıyorum ve her geçen gün ömrümden gidiyor. Bunun farkında biri olarak ne kadar çok gezersem, ne kadar çok şey görürsem, ne kadar çok temiz nefes alabilirsem kar sayıyorum. Ve her fırsatın küçük maliyetlerle birleştiği büyük mutluluklara dönüşmesini sağlıyorum. Elbette bu konuda en büyük desteğim hatta önderim sevgili eşimin de hakkını teslim etmeliyim.

     Ev her zaman kirlenecek, her zaman temizlenecektir. Kendinizi hafta sonu ev duvarlarına, hafta içi ofis duvarlarına hapsetmeyin. İnanın pazar günü sadece 2 saat içinde öyle güzel anlar yaşadık ki biz. Eve döndüğümde evimi de süpürdüm, yemeğimi de yaptım hatta misafir bile ağırladım. Yani isterseniz her şey için vakit var.



      Bu pazar evde pinekliyorken Kapılı Çınar bize fısıldadı ve yanına çağırdı. Hemen çağrıya uyduk. 


        Kapılı Çınar çok çok yaşlı bir çınar ağacı. Gövdesi 4 metre civarında ve yaşlılıktan içi boşalmış durumda. Öyle ki kötü hava şartlarında koyun sürülerinin içine sığındığı biliniyor. Orman içerisinde ve akarsu kenarında bir yerde yıllara inat yaşıyor hala. Kışın iyice kendini hissettirdiği, suyun coştuğu bu günlerde, Yalova merkezde görmediğimiz yağmurunda bize eşlik etmesiyle oldukça mutlu  ve ıslak :)) bir gezinti yaptık. Gördüklerimizle büyülendik. 


    
KISSADAN HİSSE : 
Hikayemizi duvarlara değil sulara, ağaçlara,denizlere,bulutlara yazalım.
Ve bu güzellikler için Allah'a şükredelim.



4 Aralık 2018 Salı

Leenane'in Güzellik Kraliçesi / Tiyatro Oyunu

Yalova'da yaşamanın en güzel yanlarından biri de İstanbul'da gösterime giren pek çok tiyatro oyununun eş zamanlı olarak sahnelenmesi ve İstanbul'dan çok daha uygun fiyata ( İstanbul'da 60 Tl YAlova'da 30 Tl) bu oyunları izleyebilmemiz derdim.

Belediyenin katkısı ile her ay kültür sanat etkinliklerine katılabiliyoruz.

Geçen hafta başrollerinde Sumru Yavrucuk,  Rüçhan Çalışkur, Hakkı Ergök ve Yurdaer Okur (kendisi bu oyunda yoktu) , Serdar Yeğin'in yer aldığı Leenane'nin Güzellik Kraliçesi oyununu izledim. 

İnternetten incelediğimde iyi bir seyir olacağını tahmin etmiştim. Oyun pek çok ödül almış. 

İrlanda'da annesiyle yaşayan psikolojik sorunlu bir kız olan Maureen , bencillikte tavan yapmış anne, eskilerde kalmış ama unutulamamış bir aşk. Oyunun kısaca özeti bu. 

Hikaye beni çok açtı diyemem. Hatta ağır bile geldi bir ara bayılacağım sandım. Ama oyunculuk harika. O ruh halinden geçişler, sahnede yaşanan akış insanı büyülüyor. Kendini sinema izliyor gibi hissediyorsun. Ben en çok Serdar Yeğin'i sevdim. Çok eğlenceli o kadar tatlı ki anlatamam. Elbette rolünün eğlenceli olmasının etkisi çok fazla :)

                         Ä°lgili resim


Tiyatroyu çok seviyorum ancak ben kesinlikle komedi izleyicisiyim. Net olarak gülmeyi ağlamaya tercih ediyorum. Oyun beni ağlatmadı da üstelik. Çok gerdi. Ruhum daraldı. Hele ruh hastası annenin sürgüye işeyip işeyip mutfak lavabosuna dökmesi beni verem etti :)) Elbette sahnede o büyük oyuncuları görmek, dekor, müzik derken tiyatronun varlığına şükrediyorsun. Büyülenmemek mümkün değil. Dram seviyorsanız izlemelisiniz. O kadar ödülü kara kaşına kara gözüne vermemişlerdir. 




3 Aralık 2018 Pazartesi

SENİ ÖZLEDİM

Seni özledim.
Hayal edemiyorum artık gözlerini,
Sesini hatırlayamıyorum.
Şimdi olsa şunu derdi, şöyle yapardı diyemiyorum.
Unuttum sana dair ne varsa,
bir yolu olsa, 
gelsen 
ve yeniden başlasa her şey.

                                                                Sevda/Yalova/03.12.2018

NOT: Bu bir dostluk mesajıdır :) ama isteyen aşkına hediye edebilir.

Ä°lgili resim

29 Kasım 2018 Perşembe

BUĞDAY EKOLOJİK YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİNDEN MUHTEŞEM ÖNERİLER

Uzun zamandır facebook üzerinden Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneğini takip ediyorum. O kadar güzel paylaşımları var ki anlatamam. Kendileri ile henüz tanışmamışsanız mutlaka takibe alın ve önerilerini, verdiği bilgileri bir yere not edin. En son yaklaşan yılbaşı için yaptıkları hediye önerilerini görünce bu güzel insanlarla sizleri tanıştırmam gerektiğine kanaat getirdim.  Bakın yılbaşı hediyeleri için neler öneriyorlar;



"Tüketmeyelim, türetelim! 

Yılbaşı için düşünceli, tüketmeyen 10 hediye fikri:


Gelin bu yılbaşında tüketim çılgınlığına kapılıp, gereksiz, ruhsuz hediyeler alma alışkanlığını hep birlikte bitirelim!

İşte ellerinizle yapacağınız, içine ruh katacağınız, hem sizin hem de sevdiklerinizin içini ısıtacak, tüketmeyen türeten yılbaşı hediyesi fikirleri:

*Hiçbir şey vermeyin, ama dünyaları verin: Onun için bir şarkı besteleyin, şiir yazın...

*Bir ay boyunca her hafta kendi elinizle yaptığınız ekmeği hediye edin. 

*Konser, tiyatro bileti alın.

*Yetenekli olduğunuz bir konuda ders verin (Gitar, yabancı dil, bahçecilik…)

*Birlikte çekilmiş fotoğraflarınızdan bir albüm veya takvim yapın ve her fotoğrafın altına, size hatırlattığı duyguları yazın.

*Gitmek istediği bir atölyeye, kampa kaydını yaptırın.

*Sempati duyduğu bir sivil toplum kuruluşuna, onun adına bağış yapın.

*Ekolojik pazarlardaki sağlıklı gıdalarla güzel bir sepet yapın.

*Her ailenin kendine özel yemekleri vardır. Bu yemek tariflerini toplayın ve tahta bir kutu içerisinde sunun.

*Alışverişte kullanmaları için bez çanta dikin (Dikiş bilmeye gerek yok, ihtiyacınız olan tek şey farklı kumaşlar, bir iğne ve iplik.)

Ve hatta en iyisi, bunları yapmak için yılbaşını da beklemeyin..."

Sanırım ben fotoğraflarımızdan oluşan bir takvim yapacağım :))
Siz hangisini tercih edeceksiniz?
Bana yazın olur mu?





27 Kasım 2018 Salı

BİTEN BİR MASAL DAHA...

Dünden beri gündeme bomba gibi düşen Acun-Şeyma boşanma davası hepimizin bir şekilde merakını cezbetmeyi başardı. Bir sürü şeyi bırakıp Şeyma'yı Acun'u stalklamaya başladık. Aman nolmuş, kim kime napmış...mış mış mış mış................

ACUN ŞEYMA ile ilgili görsel sonucu

Bitmeyen yorumlar, çirkinlikler, ithamlar...

Ben bambaşka bir yerden bakıyorum bu ilişkiye. Şahsen ben aşka inanıyorum arkadaş. Aşk diye bir şey var ve onun ne zaman ne şekilde kapınız çalacağını bilemezsiniz. Kapıyı çaldığı anda toplumsal statünüz, yaşamınız ne durumdaysa bir karar vermek zorunda kalırsınız. Ya her şeyi göze alıp bu işe balıklama atlarsınız ya da şartlar uygun değil deyip görmezden gelir hayatınıza devam edersiniz. Ve bazen ömrünüz boyunca karşılaşamazsınız bile aşkla.

Şeyma ve Acun. Şartların uygun olmadığı bir durumda karşılaştılar, adam genç kadının güzelliğinden, enerjisinden etkilendi. Kadın adamın sevgisinin büyüsüne kapıldı, hayatına sunduğu güzelliklere alışması hiçte zor olmadı ve boom...Sosyal çevreleri senin benim gibi bir sınıf olmadığından, etraflarında da bu tarz çok fazla durum yaşandığından bir yolunu buldular ve aşklarını yaşamaya başladılar. Öyle ki evli bir adamdan çocuk sahibi oldu kadın. 

Tasvip ediyor muyum? Hayır. Ama anlıyor muyum? Evet.

Acun'un mevcutta devam eden evliliği üzerine de pek çok röportajını dinlemiştim. Kot mağazasında bir anda gördüm ve çarpıldım, Zeynep'i tavlamak için çok uğraştın falan diyordu. Sonra Şeyma için hayatımın enerji kaynağı, onsuz olamam gibi açıklamaları olmuştu. Her fırsatta birbirlerine duydukları sevgiyi, aşkı anlatıyorlardı. 

Ama her şeyin olduğu gibi aşkında bir ömrü var. Hızlı yaşadılar ve tükettiler. Sevgiye, birlikte yaşamaya ayırdıkları zaman azalmaya başladı. Çünkü ortak zevkleri yoktu. Adam düğününde bile karısının önünde put gibi donuk donuk bakmıyor muydu? Ya o adam hep öyle demeyin, instagramda gördüğümüz kadarıyla evinde yaptığı playstation partilerinde bile daha çok eğlendiğini hepimiz biliyoruz.

Bence evlenmeselerdi, Acun eşinden ayrılsaydı ( belli ki kafasında bitirmiş Zeynep'i) ve ikisi arkadaş hatta yakın dost olarak kalsalardı. Birlikte çalışmaya devam etselerdi. Survivor , diğer yarışmalarda stil danışmanlığı yapsaydı, Esat ve Acun gibi kardeş olurlardı. Çünkü Şeyma'da Acun'un istediği her şey var. Kadın sporu seviyor, kadın futbolu seviyor, kadın güzel, kadın enerjik, kadın dünyayı keşfetmeyi seviyor... 

Sosyal medyada, televizyonda, gazetelerde ikisi için yapılan yorumlara bakıyorum da herkes paranın, Acun'un etkisi altında kadına saydırıp duruyor. Az önce bahsettiğim gibi tasvip etmiyorum ama bu kadarına da kızıyorum. Sonuçta evli barklı bir adam gencecik bir kıza hayatında sahip olamayacağı imkanları sunarak, sevgiye boğarak kendine aşık ediyor ve kendi olmazlarının farkında olduğu halde bu duruma sahip çıkıyorsa kadından ziyade adama bakmak gerekiyor bence...

Elbette tanımam, bilmem, İkisi de televizyonda gördüğümüz kadarlar hayatımızda. Ben sadece kendi anlağıma düşen kısmını sizlerle paylaşmak istedim. 

                                       Sizce kim haklı Şeyma mı Acun mu Ben mi?



13 Kasım 2018 Salı

GÜZEL ANADOLU'M

İnsan devlet memuru olunca yıllık izinlerin tadı başka oluyor. Geçen hafta ben de kısa ama dolu dolu geçen bir tatil yaptım. Evde bolca dinlenerek, yazarak, çizerek, kitap okuyarak ve elbette gezerek geçen bir hafta öyle iyi geldi ki anlatamam.

Sizlere perşembe günü yaptığım geziden biraz bahsedeceğim. Biz Yalova'da yaşıyoruz. Türkiye'nin en şanslı kentlerinden biri olan Yalova'nın %60'ı hala ormanlık arazi. Şehirden beş dakika uzaklaştığınızda kendinizi doğanın içinde buluyorsunuz. Biz de eşimle birlikte düştük yola. Önce Yalova'nın güzel köylerini gezdik. Bol bol dağ çileği yedik. Yeni mekanlar keşfettik. Ama tüm bu güzelliklerin en güzeli Orhangazi Hamzalar Köyü yol güzergahında zeytin hasadı yapan güzel Anadolu çiftçileri ile karşılaşmak oldu. 

Bahçenin yanından geçerken eşim hadi gel, tanışalım dedi. Önce biraz çekindim. İnsanlar işinde gücünde boş ver dedim. Ancak o ısrarcı oldu. İyi ki olmuş. Selam verip bahçeye girdik. Kadınlı erkekli bir aile genciyle yaşlısıyla birlikte zeytin topluyordu.


Bizim memlekette fındık zamanı bahçeler dolar taşar. Bahçede sofralar kurulur. Herkes çıkınında ne varsa ortaya döker, birlikte yenir, içilir. O günleri hatırladım ben de. Hemen bizleri sofralarına davet ettiler. Sağ olsunlar. Sıcak bir selamın hala güzel gönül kapıları açabildiğini görmek çok güzel. Ahh benim güzel Anadolu'm, güzel Anadolu insanım. İyi ki varsınız.


Zeytinin toplanışını ilk defa gördüm ben de. Tarak benzeri bir aletle dallar tek tek taranıyor. Ağacın altına serilen filelerin üzerinde birikiyor zeytinler. Toplanan zeytinler yağ olacakmış. Siyah, yeşil, mor. Öyle güzeller ki.




İnsan bahçeye girince kendini çok iyi hissediyor. Toprağın, bereketin hücrelerine işlediğine tanık oluyor. 
Şehirlerin mahkumu olduğumuz dönemlerin çocuklarıyız. Hepimiz ağaca yeşile maviye hasret yaşlanıyoruz. Büyük metropollerde yaşayanları hayal bile edemiyorum. Ufak kaçamaklarla hayatınızı mutlaka renklendirmelisiniz. Yoksa gerçek bir nefes almadan göçüp gideceğiz.

Sevgiyle kalın ...