13 Kasım 2018 Salı

GÜZEL ANADOLU'M

İnsan devlet memuru olunca yıllık izinlerin tadı başka oluyor. Geçen hafta ben de kısa ama dolu dolu geçen bir tatil yaptım. Evde bolca dinlenerek, yazarak, çizerek, kitap okuyarak ve elbette gezerek geçen bir hafta öyle iyi geldi ki anlatamam.

Sizlere perşembe günü yaptığım geziden biraz bahsedeceğim. Biz Yalova'da yaşıyoruz. Türkiye'nin en şanslı kentlerinden biri olan Yalova'nın %60'ı hala ormanlık arazi. Şehirden beş dakika uzaklaştığınızda kendinizi doğanın içinde buluyorsunuz. Biz de eşimle birlikte düştük yola. Önce Yalova'nın güzel köylerini gezdik. Bol bol dağ çileği yedik. Yeni mekanlar keşfettik. Ama tüm bu güzelliklerin en güzeli Orhangazi Hamzalar Köyü yol güzergahında zeytin hasadı yapan güzel Anadolu çiftçileri ile karşılaşmak oldu. 

Bahçenin yanından geçerken eşim hadi gel, tanışalım dedi. Önce biraz çekindim. İnsanlar işinde gücünde boş ver dedim. Ancak o ısrarcı oldu. İyi ki olmuş. Selam verip bahçeye girdik. Kadınlı erkekli bir aile genciyle yaşlısıyla birlikte zeytin topluyordu.


Bizim memlekette fındık zamanı bahçeler dolar taşar. Bahçede sofralar kurulur. Herkes çıkınında ne varsa ortaya döker, birlikte yenir, içilir. O günleri hatırladım ben de. Hemen bizleri sofralarına davet ettiler. Sağ olsunlar. Sıcak bir selamın hala güzel gönül kapıları açabildiğini görmek çok güzel. Ahh benim güzel Anadolu'm, güzel Anadolu insanım. İyi ki varsınız.


Zeytinin toplanışını ilk defa gördüm ben de. Tarak benzeri bir aletle dallar tek tek taranıyor. Ağacın altına serilen filelerin üzerinde birikiyor zeytinler. Toplanan zeytinler yağ olacakmış. Siyah, yeşil, mor. Öyle güzeller ki.




İnsan bahçeye girince kendini çok iyi hissediyor. Toprağın, bereketin hücrelerine işlediğine tanık oluyor. 
Şehirlerin mahkumu olduğumuz dönemlerin çocuklarıyız. Hepimiz ağaca yeşile maviye hasret yaşlanıyoruz. Büyük metropollerde yaşayanları hayal bile edemiyorum. Ufak kaçamaklarla hayatınızı mutlaka renklendirmelisiniz. Yoksa gerçek bir nefes almadan göçüp gideceğiz.

Sevgiyle kalın ...



25 Ekim 2018 Perşembe

OĞLUM 18 OLDU...

Sen benim en kırılgan yanımsın çocuk.
Kendimi tanımlayamadığım bir anda bana bir isim verdin sen."ANNE"
Senin kara gözlerin ışık oldu,benim labirent kayboluşlarıma.
Bir bakışın, bir gülüşün için yıkarım dünyayı.
18. yaşın kutlu olsun.
Aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür olasın.



24 Ekim 2018 Çarşamba

1 ANNE 2 OĞLAN 2 SİMİT

    Ä°lgili resim


bugün sabah 1 anne 2 minik oğlan gördüm hastane bahçesinde...belli ki korkuyorlar..belli ki bir sorun var ama kime nasıl anlatacaklarını bilmiyorlar. Hal anlatmak kolayken dert anlatmak ne kadar zor oluyor...ait olmadığın bir toprakta, ait olmadığın insanlar arasında hayat kurmaya çalışan bir anne...savaşın acı yüzü..kadınların gözlerinde...kalsaydı ölecekti, tecavüze uğrayacaktı...geldi..bir umuttu...içimize girmelerinde sorun yok bence de..savaş bu...sorun bu insanların sokaklara salınmasında...bizi vicdanımızla sınayanlarda...çadır kentlerde daha iyi koşullarda yaşasalardı keşke...neyse...
bu sabah 2 simit aldım onlara...anneye almadığıma pişman oldum  belli ki o da aç..düşünemedim...2 simit için bana bir sarılışları vardı anlatamam size...neden yazdım...ben ne iyi insanım falan diye değil...niye yazdım; 
savaş mağduru mülteci insanlara daha iyi yaşam şartları sağlanmalı..
sokaklarda, aramızda 2 simit için sevinç çığlıkları atmasın çocuklar...
ne demiş koca şair;
ÇOCUKLAR ÖLMESİN
ŞEKER DE YİYEBİLSİNLER...

16 Ekim 2018 Salı

65 YAŞ ÜSTÜNÜN SOSYAL MEDYA İLE İMTİHANI:))

65 yaş üstü, hele de sosyal medyaya uzunca bir süre direnç göstermiş kişilerin daha fazla dayanamayıp facebook, instagram eline düşmesi çok eğlenceli oluyor. Onların Türkan Şoray gibi kendi kuralları var. Sizlerle bu gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.

    yaÅŸlılar ve sosyal medya ile ilgili görsel sonucu

1- Ailenin tüm üyelerini takibe almak

İlk yaptıkları şey tüm aile eşrafını takip etmek oluyor. Genç, çocuk demeden herkesi takip etmek istiyorlar. Çocuklar cin gibi tabi. Kabul ettikten sonra gönderilerini görmesinler diye engelliyorlar bu teyze ve amcaları.

2- Aile üyelerinin her paylaştığını beğenmek

Takibe aldıkları herkesin paylaşımlarını ayıp olmasın, küsmesin diye beğenmek durumları var. Aman paylaşmış şimdi beğenmezsem ayıp olur duygusu hücrelerine işlemiş.

3- Her paylaşımlarına beğeni beklemek

Paylaştıklarını beğenmezseniz çok bozuluyorlar. Hatta sadece beğenip geçme hakkınız bile yok, beğendiysen yorum da yazmalısın :))

4-  Kendi fikirlerine katılmanızı beklemek

Bu amca ve teyzeler genelde kendi dünya görüşlerinin en doğrusu olduğunu ve sizinde onlarla aynı fikirde olmanızı bekliyorlar.

5- Her yaptığı şeyden sonra "acaba" duygusu yaşama

Paylaşım yaptıktan sonra uzunca bir süre bunun muhasebesini yapıyorlar. Acaba bu yazdığımı yanlış anlayan olur mu  ? diye ciddi ciddi dert ediniyorlar. Ve karşı tarafın her paylaştığı atarı gideri üzerlerine alıp alınganlık yapıyorlar.

6- Her fotoğrafı paylaşmak

Telefonlarında var olan ya da eski albümlerden buldukları tüm fotoğraflarınızı paylaşıyorlar :)) Çünkü onlar için aile her zaman en güzel. Oysa siz o fotoğraflara bakıp "ahh bu atılır mı "diye telefon başında kriz geçiriyorsunuz.

Beni aklıma gelenler bunlar. Sizin eklemek istedikleriniz var mı? Yorumlarınızı bekliyorum.

NOT: Bu işi çok iyi yapan büyük bir grup var onları tenzih ediyorum. Ama yazdıklarımı yapan grupta azımsanmayacak kadar çok...


5 Ekim 2018 Cuma

ÖNERİ İSTEYEN BLOGGER DERSİMİZ: MAKYAJA GİRİŞ

Şimdi dostlar siz beni tanımazsınız.
Ben çok okuyan, çok yazan, devlet memuru, evli mutlu çocuklu bir arkadaşınızım.
Artık kırk yaşına da bastım.
Biraz kendimle ilgilenmek istiyorum.
Kendi düğünün de bile makyaj yapmamış, fön dışında kuaförde saçına bir şey yaptırmamış olan ben makyaja başlamak istiyorum. Makyaj dediysem günlük, basit şeyler. Ama bu tarz kadınsal işlere ne elim yatkın ne de algım.
Youtub'da ne kadar makyaj vologger varsa izledim. Olmadı.
İnstagramda takibe aldım olmadı.
Blogger arkadaşları takibe aldım olmadı.
Esmer, kara kaşlı kara gözlü, siyah saçlı 40 yaş kadını için konuya bir el atalım.
En iyisi siz bana günlük makyaj önerilerinde bulunun ve kullandığınız markalardan bahsedin.Yorumlarınızı bekliyor olacağım.
Kendime bir makyaj çantası hazırlamalıyım. Pahalı şeylerden hiç bahsetmeyin :)) yazının başında memur olduğumu belirtmiştim.

              makyaj çantası ile ilgili görsel sonucu

NOT: Bunlar benim değil googleda buldum görseli :))

1 Ekim 2018 Pazartesi

DOKSANLAR

Doksanlarda yaşayıp Türkçe pop müziğin etkisi altına girmeyen var mıdır? Bence yoktur. O yıllar bambaşka tanıştığımız, ilk gençliğimizin tüm duygularını bı şarkılarla yaşadığımız zamanlardı.

Bugün youtube'da ne dinlesem diye dolaşırken 90'lar pop yazdım ve nerelerden nerelere gittim. Hadi biraz nostalji yapalım.

Orta sondayım. Aşkın Nur Yengi diye bir kız çıkmış. Sevgiliye albümü. Herkes ayrılmammm sarılırım hayallereeeeeeee diye bağırıyor bir yerlerde. Sanırım o yıllardan bu yıllara taşıdığım en güzel kaset sanırım. Hala bile doya doya dinlerim.

                                                       sevgiliye aÅŸkın nur yengi ile ilgili görsel sonucu

Sonra Rafet El Roman'la tanıştığımız zamanlardı. Mecera dolu Amerikaaaaaaaaaa :)) Ama o kasetten dinleyip hala unutamadığımız şarkı nedir? Elbette Sorma Neden...
Muhteşemdi gerçekten.

                                             Ä°lgili resim

Ve tabi Kenan Doğulu. Ben çok büyük hayranıydım kendisinin. O zaman için aykırı sayılabilecek tarzı beni etkilemişti. Şimdi bakıyorum da o günden bugüne Kenan müziği ne kadar iyi yönde değişti.
                                               Ä°lgili resim

Ay benim memleketlim olduğu için ayrıca sevdiğim Soner Arıca. Vefasız, Deniz Gözlüm çok güzel şarkılardı. Kendisini bir kaç kez Fatsa'da Çınar Festivalinde izleme ve dinleme şansım olmuştu. Hala büyük zevkle dinlediğimi itiraf etmeliyim. Ama eski şarkılarını.

                                                soner arıca vefasız ile ilgili görsel sonucu

Bir de Rengin var. O kızın şimdi nerelerde ne yaptığını bilmiyorum. Ancak Sezen Aksu şarkısı olan Aldatıldık bence en iyi onun tarafından yorumlandı. Büyük zevkle dinlemeye devam ediyorum.

                                                 rengin aldatıldık ile ilgili görsel sonucu

Elbette doksanlar hayatımıza çok önemli isimler kattı. Başta Tarkan, Sertab Erener, Levent Yüksel, Harun Kolçak ve bir sürü güzel sesli insan.  Hepsini ara sıra yad etmek, eski şarkılarını dinlemek çok iyi geliyor bana. Siz de yapıyor musunuz arada sırada doksanlar kaçamakları...


26 Eylül 2018 Çarşamba

KULAK MİSAFİRLİĞİ

Sabah evden işe geliş sürem yaklaşık 45 dakikalık bir yürüyüş mesafesi. Bir kaç zamandır araba ya da dolmuşa binmek yerine bacaklarımı çalıştırmayı tercih ediyorum.

Okulların açılması ile birlikte sokaklar oldukça kalabalık ve sabah olmasına rağmen oldukça hareketli.

Bugün bir anne ve oğula denk geldim yürürken. Hemen önümdeydiler. Ufaklık en fazla dokuz yaşlarındaydı sanırım. Annesinin yanında mutlulukla yürüyordu.


                                         ana oÄŸul ile ilgili görsel sonucu

NOT: Görsel kaynağı:  https://meryemgultekinn.wordpress.com/sistemaile-dizimleri/baglanmis-iliskilerin-turleri-1/



                                         Bir ara aralarında şöyle bir konuşma geçti:

Anne: Oyy kuzum seni çok seviyorum

Oğul: Ben de seni çok seviyorum annem

Anne: Bugün seni uyandırmaya bile kıyamadım aslında nasıl güzel uyuyordun.

Oğul: Anne beni sen uyanır uyanmaz kaldırmalısın böylece seninle daha çok vakit geçirebilirim.

***Anne oğlunu öptü. ve;

Anne: Mis kokulum benim

Oğul: Senden bulaştı :))

***********************

Yemin ederim ikisine de sarılmamak için kendimi zor tuttum. Ne kadar güzeller. Allah nazarlardan saklasın.

24 Eylül 2018 Pazartesi

ESKİKARAAĞAÇ KÖYÜ / LEYLEK KÖYÜ

Eskikaraağaç Köyü Bursa Karacabey’e bağlı Uluabat Gölü‘nün kenarında bir köy. O civarları çok gezmiş olmama rağmen bu zamana kadar hiç yolumuz düşmemişti. Genelde Gölyazı'ya iner gezip yemeğimizi yer ve çıkardık. Ancak bu hafta sonu Balıkesir dönüşü bu Leylek Köyü nasıl bir yermiş diyerek düştük yola. İyi ki gitmişiz. Köyde çok eski zamanlarda Türkler ve Rumlar birlikte yaşarlarmış. Köy nüfusu mübadele sonrasında azalmış.




Köyün Leylek Köyü olarak anılmasının sebebi leyleklerin göç zamanında bu köyde konaklaması. Her yıl bahar aylarında buraya leylekler göç ediyor ve havalar soğuyana kadar burada kalıyorlar. Köylüler 2011 yılında Avrupa Tabiat Mirası Vakfı tarafından Avrupa Leylek Köyü seçilen köyleri için ekstra emek vermişler, leylekler için özel yuva alanları oluşturmuşlar. Bir tane leylek gözlem kulesi var. Uygun zamanda gözlem yapabilirsiniz.
leylek köyü ile ilgili görsel sonucu
NOT: leyleklerin fotoğrafının ait olduğu link için üzerine tıklamanız yeterli.. ( sadece bu görsel googleden alıntıdır, diğerlerini ben çektim)
Her yıl Mayıs ayında festival düzenleniyor. Fotoğraf çekimi için bulunmaz bir ortam olduğu söyleniyor.
Leylek Köyü oldukça bakımlı bir köy. Göl boyunca hem gölü izleyebileceğiniz hem de leylekleri görebileceğiniz bir yürüyüş yolu var. Oldukça keyifli.



Biz göl kenarında Şehriyar restorantta yemek yedik. Harika bahçesi, nefis lezzetleri ile muhteşem. İnternette dolaşırken mekanın aslında popüler olduğunu bir çok ünlünün de bu mekanda yemek yediğini gördüm.

Biz ailece çok beğendik. Bir de leylek zamanı gitme konusunda kendimizle sözleştik. Yolunuz düşerse es geçmeyin derim. Bursa İzmir yolu üzerinde Dikkat Leylek Çıkabilir tabelasını görünce dalın içeri :)

12 Eylül 2018 Çarşamba

3 GÜNE 2 KİTAP BİR FİLM BİR DE ALBÜM SIĞDIRDIM


Eylül ayının gelmesiyle birlikte sokaklarda parklarda geçirilen zamanları kaybeden ben artık yeniden kitaplarıma kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Uzun ve serin sonbahar akşamları elinde kahvenle birlikte kitap okumalarına en çok yakışan ay değil mi sizce de?

Evde okumadığım kitap kalmadığını fark edince arkadaşların kitaplıklarına dadandım. En yakınımda bulunan kitap kurdu Meral'e uğradım ve ondan iki kitap çarptım :))

                                                        İlk kitap Aklı Üç Karış Havada


Hızla okunabilecek bir kitap. İnsanı yormuyor. Merak bile ediyorsunuz kitapta bahsi geçen üç kadının hikayesini. Sude Miraç hayatı zor geçirmiş ünlü bir şarkıcı, Miraç bir psikolog ve Asya zengin ve kafası karışık bir genç kadın. Farklı hayatları yaşayan ortak noktaları çok kadınlar. 
Kitabın sonunu anlamadığım doğrudur. Kafam karıştı. Bu üç kadın aynı kadın mı yoksa hepsi farklı farklı kadınlar mı ? Hatta bitirdiğimde daha önce okumuş olan Meral'e sordum oda bana - sonunu sen yaz dedi. Ben bir sona inandım siz okuduğunuzda nasıl bir son yazarsınız meraklanıyorum.

İkinci kitap Sanma Ki Yalnızsın

sanma ki yalnızsın ile ilgili görsel sonucu

Elif Şafak'ın gazete ve dergilerde yayımlanan köşe yazılarından oluşuyor kitap. Bazı hikayeler ruhumu sararken bazılarından çok sıkıldım itiraf ediyorum. Tavsiye ediyor muyum? Hayır. Bence sıkıcı.

İzlediğim film Aşk Uykusu

aşk uykusu ile ilgili görsel sonucu

2017 yılına ait bir Mehmet Coşkundeniz kitabından sinemaya uyarlama. Sinema da ne kadar gösterimde kaldı bilmiyorum, kısa olmalı ki ne adını ne de tanıtımını duymuştum. Rastgele film günlerimizden birinde denk geldim. Filmi çok sevdim. Ben olsam başka bir final yapardım ama bu haliyle bile oldukça etkileyici. En azından gerçekçi. Aşkı için gözü kör olmuş bir kadın ve bunu sömüren bir adam hikayesi. İzleyin bence.

Dinlediğim ve çok beğendiğim albüm Ve Nazan Öncel Şarkıları

ve nazan öncel şarkıları ile ilgili görsel sonucu

Bütün yaz Koray Avcı albümlerini hatmetmiş biri olarak yeni bir cd yakalamış olmaktan çok mutluyum. Bütün şarkılar tek kelimeyle cuk olmuş. Ama sanırım ben en çok yine albümde yer alan Koray Avcı ve Manuş Baba yorumlarını sevdim. Uzun yolculuklarda sizi yormadan eşlik edecek harika bir albüm çalışması olmuş. Tebrik ediyor ve tavsiye ediyorum.



5 Eylül 2018 Çarşamba

BU ARALAR BEN

Koskoca yaz geçti gitti. Hatta leyleklerin göçünü bile gördüm. Onlarla vedalaşmak çok zor geldi. Eee yaş kırkı geçince geçen sadece mevsimler değil ömürde oluyor...


2018 yazında çok eğlendiğimi itiraf etmeliyim. Bozcaada'da tatil, Erdek'te tatil yapma fırsatı buldum. Kampçılığa merak saldım. İznik'te kamp yaptım. Çok yedim, çok içtim, çok eğlendim. Ve bu koskoca yaz boyunca en sevdiklerimi sizlerle paylaşmak istedim.

BU ARALAR EN SEVDİĞİM ALBÜM: Buna hiç düşünmeden Koray Avcı'nın son albümünü yazmalıyım.  Koray Avcı Senin İçin Değer albümünde döktürmüş. Yol boyu, yaz boyu tek dinlediğim cd bu oldu.  Ayırabileceğim bir şarkı var mı diye düşündüm de yok, hepsi birbirinden güzel. Şiddetle tavsiye.

Ä°lgili resim

BU ARALAR EN SEVDİĞİM FİLM: Yazın sinemaya gitmeye vakit ayıramıyorum, o sıcakta dar ve kapalı alanlarda takılmak beni çok yoruyor. Ama evde boş vakit buldukça bir şeyler izlemeyi seviyorum. En son Cici Babam filmini izledim. Çok özel bir film değildi ama güldüm mü güldüm , eğlendim mi eğlendim :))

Ä°lgili resim

BU ARALAR EN SEVDİĞİM ETKİNLİK: Kamp kurmak. Kendimizi dağlara, bayırlara vuruyoruz ve beğendiğimiz yerde çadırımızı kurup konaklıyoruz. Kampı az malzemeyle yapmayı öğrendiğimizde daha çok zevk alacağımı tahmin ediyorum. Çünkü biz arabayı tepeleme doldurup gidiyoruz ve dönüşte inanılmaz bir çamaşır karmaşası, eşyaları yerine kaldırma derdi oluyor. 

camp ile ilgili görsel sonucu

BU ARALAR EN SEVDİĞİM TAT : Magnum Mini Double Karadut Böğürtlen Dondurma.
Porche kazanacağız diye başladığımız dondurma yeme işi artık bir keyfe dönüştü. Özellikle mini dondurmalar seyahatlerde daha kolay tüketilebiliyor.

magnum böğürtlen ile ilgili görsel sonucu







4 Eylül 2018 Salı

MÜHENDİS ADAYI ANNESİ OLMAK İSİMLİ ÇALIŞMAM :))

Ä°lgili resim

Sevgili dostlar benim miniğim büyüdü kocaman adam oldu, sınavı kazandı ve İnşaat Mühendisliği okumayı tercih etti.

Artık bir mühendis annesi adayıyım. Rabbim bitirmeyi, güzel günlerini görmeyi de nasip eder inşallah.

Sizlerin aranızda da çocuğu üniversiteli olan varsa şimdiden güzel günler diliyorum..

Bahtları yolları açık olsun.

29 Ağustos 2018 Çarşamba

TATİLDE 1 GÜNLÜK KAÇTIK :)

Kurban Bayramı bence en zahmetli ve yorucu bayram. Geleni gideni ayrı, bütün gün etlerle uğraşması ayrı hele yaz günlerine denk gelince ve 9 gün gibi bir süre olunca tatile gidememek ayrı ( ki bence en zoru bu)

"Ya bırak bir bayramı da ailenizle geçirin büyükleri ziyaret edin" diyenlerdenseniz bu yazıyı hiç okumayın :) 

Ben de bayram gibi bayram yapmayı seviyorum yalan yok ama yılda bir kez Ramazan Bayramı bence bunun için yeterli. Kurban Bayramı bizim olmalı :))

Bu bayramda Erdek Turan Köy'e kaçma planları yapmıştık. Ancak daha önceki postta yazdığım gibi bebeğimiz hala hastanede yatıyordu ve ben evden uzaklaşmak istemiyordum. Bu sebeple deniz tatili planını iptal ettik. İlk gün eşim, çocukları da alarak önce namaza sonrasında da kurbanımızı kesmeye gitti. Oldukça geç geldiler. Gece saatlerine kadar etlerin paylaşımı ile uğraştık. 

Ertesi gün aile ve eş dost ziyaretleri yaptık. 3. gün günübirlik kayın validemin yanına geçtik. 1 gece kaldık ve evimize döndük.

Allah'a şükürler olsun ki bebeğimizin durumu da iyiye gidiyordu , doktorumuz güzel haberler verdi. Hal böyle olunca son bir yaza veda turu atmaya karar verdik.

Amacımız İznik'te yer alan Tacir ve Sansarak Kanyonlarını görmek ve birinde bir gecelik kamp yapmaktı. Çocukları bizimle gelmeye ikna edemedik, biz de karı koca düştük yollara. 

Önce İznik ilçesine bağlı Elbeyli Köyüne gittik. Harika bir yer. Yer Altı Mezarı, Tarihi Çınar ve Dikili Taş'ı gördük.







Bu harika yerlerden sonra yönümüzü TACİR Kanyonuna döndük. Tacir'e ulaşmak için geçtiğimiz köyler muhteşemdi. Hele Ömerli Köyüne bayıldık. Şirince gibiydi. Kanyona ulaştığımızda aracımızı park ederek sağda solda piknik yapan insanları selamladık, bayramlaştık ve kanyonun derinliklerine daldık. Harika manzaralar eşliğinde kanyonunun tamamını olmasa da büyük bir kısmını yürüdük.




Kanyon içerisinde atlama tramplenlerinin olduğu şelale göletleri ilgimizi çekti. 2 metre yükseklikten 3 metre derinliği olan ufak ama derin çukur göletlere gençler akrobasik hareketler yaparak atlıyorlar. Soğuk ve pırıl pırıl bir su var.Kanyondan çıktığımızda kamyonet kasasına piknik sofrası kurmuş bir aile ile tanıştık. Tacir'de bakkal dükkanı işleten Mustafa bey ve ailesi. Ailenin en büyüğü babanne bana bakıp "kız buralarda ne var, bir de kamp kuracanız" dedi. Onun için saçma bir aktivite olduğu belli. :)) Haksız da değil. Ama bize kıyamadı, sofralarına davet ettiler. Kendi kurbanlarından, tatlılarından, taze sebze ve meyvelerinden ikram ettiler. Ve hatta bu güzel insanlar madem çadır kuracaksınız bunları da yanınıza alın diyerek bizlere koca bir poşet yiyecek verdiler. Teyzeye "ay teyzem iki kişiyiz gerek yok" dediğimde aldığım cevap muhteşemdi. "Kızım bak sen bizim soframıza misafir oldun, ya sana da bir misafir gelirse. Al hepsini helal olsun" dedi. Bir kez daha güzel yurdumun güzel insanlarına hayran oldum. teşekkür ederek yanlarından ayrıldık. Sansarak Kanyonuna doğru.

Yol boyu gördüğümüz muhteşem manzara, verimli meyve bağları bizleri büyüledi. Hele gece dolunay eşliğinde mola verdiğimiz bir gölet var ki muhteşemdi.


Tepeden İznik manzaralı olan köye ait göletin orada sadece ay ışığının aydınlatmasından faydalanarak semaverimizi yaktık ve çayımızı içtik. Uzaktan gelen ulumalar neye aitti bilemiyorum ama dolunayın yarattığı muhteşem ormana bizimle birlikte kurtlar, çakallar eşlik ediyordu.

Sansarak Kanyonuna ulaşmayı kafaya koymuştuk. Gece olması bizi engellemeyecekti. Sansarak Köyüne ulaştık. Türkiye'de bu şekilde başka bir köy varmıdır gerçekten bilemiyorum. O kadar etkileyici ve şaşırtıcı ki ne yazsam nasıl yazsam anlatamam.

                                 

Köyde çektiğim fotoğraflar yanımda olmadığından http://cerentuncerphotoblog.blogspot.com sayfasından bir fotoğraf kullandım. Umarım sakıncası yoktur... Fotoğrafın üzerine tıklarsanız ilgili sayfayı görebilirsiniz.

Köyün nerdeyse tamamı kerpiç evlerden oluşuyor. Sanki orada bir köy olduğu unutulmuş gibi bir izlenim uyandırıyor insanda. 

Kanyona ulaştığımızda sanırım bize yön verecek bir rehberimiz olmadığından çokta başarılı olamadık. Ama kanyon içerisinde bir aşağı bir yukarı gezdik. Harika fotoğraflar çektik. Bol bol böğürtlen, kızılcık yedik. Kaynak suyundan kana kana içtik.  Ancak kamp yapmaya gelince bir kadın ve bir erkek olarak gittiğimizden kamp yapacak kadar güvende hissedemedik kendimizi.

Gecenin bilmem kaçında yoksa eve mi dönsek artık diye konuşurken İznik merkezine indik. Göl kenarında uygun bir yer bulabiliriz diye düşünmüştük. Ancak gölün İznik tarafı da bu işler için çok uygun gelmedi bize. Orhangazi göl kenarında yer alan piknik alanına kadar yol aldık. Sonunda kendimiz iyi ve güvende hssedeceğimiz bir yer bulunca hemen gölün önüne kurduk çadırımızı.


Gece dolunay eşliğinde harika bir uyku ve sonrasında sabah kuş sesleri eşliğinde muhteşem bir manzaraya uyanmak bize oldukça iyi geldi. 

Ancak belirtmeden geçemeyeceğim Orhangazi göl kenarında gece inanılmaz gürültü var. Biz orada kamp kurduktan sonra gece silah atanlar mı dersiniz, araçlarla son ses müzik eşliğinde doğan slx gençliği mi dersiniz, motosiklet ile pat pat yapanlar mı dersiniz ne arasanız var. Kontroller yapılıyor mu bilemiyorum ama bence polis ekiplerinin nöbet tutmaları gereken bir bölge. Yine de kamp için uygun sayılabilir. Çünkü çok fazla çadır kurmuş insan var etrafta.

Kampımızda kahvaltımızı yaptıktan sonra Gemlik'e doğru yola düştük. Çünkü daha önce Gemlik köylerini gezmemiştik. Bunun Gemlik'e haksızlık olduğuna karar verip vurduk Gemlik dağlarına. Gerçekten görülmeye değer olduğunu söylemeliyim. İsimlerini hatırlayamıyorum ama Gemlik'ten Hamzalı Köyüne gitmek istediğimizi söylediğimizde bize tarif edilen yol üzerinde birbirinden güzel bir çok köy gördük. Keçi sürüleri dağların hakimi olmuştu. Çobanlarla sohbet ettik. 


Sonuç itibari ile yaşadığınız şehrin dağlarına doğru rotayı çevirdiğinizde muhteşem güzellikler görmeniz garanti. Hiç üşenmeyin çadırı kaptığınız gibi kendinizi dağlara, köylere atın. 1 gün de bile gördüklerinizi bir ömür boyu unutamayacaksınız.












17 Ağustos 2018 Cuma

İç Dökme Yazısı :(

    Blog yazmak günlük tutmak gibi biraz. Yazdığım, taslağa kaydettiğim ve sizlerle paylaşmadığım o kadar çok şey var ki. Aklıma geliyor yazıyorum, üzülüyorum yazıyorum, birileri ile paylaşma ihtiyacı duyuyorum yazıyorum. Yayımlamaya tek tık kaldığında vazgeçip taslağa atıyorum.

  Ancak bugün biraz farklıyım. Hem yorgunum hem üzgünüm. Ve birileri ile konuşma ihtiyacı duyuyorum. Kardeşimin bundan 10 gün önce bir bebeği oldu. Nasıl mutluyuz. Nasıl keyifliyiz anlatamam. Canım gelinimiz zor bir gebelik süreci üzerinden  kavuştuğu için bebeğine hem biz hem o çok mutluyuz.

bebek ayağı ile ilgili görsel sonucu

   Bebeğimizi eve çıkardıktan 2 gün sonra rutin kontrole götürdük. Hastanede doktoru ilk muayenesinde beklenenden daha fazla vücut ağırlığından kaybettiğini tespit etti ve hastaneye yatıralım biraz gözlemleyelim dedi. Yenidoğanlar için bir servis olmadığı için bebek yenidoğan yoğun bakıma alındı.  Annesi giriyor, emziriyor, birlikte zaman geçiriyorlar. Kilo almaya başladı. Emmesi düzeldi derken idrar kültüründe üreme oldu dendi. Tedavi değişti. Antibiyotik kullanmaya başlandı. Biraz daha bizimle kalacak dendi.

     Hastanede tedavi altındayken 7. günde birden hesapta olmayan bir ateş başladı. Oydu buydu derken iş biraz büyüdü. Neyse bebeğimiz hala hastanede yatıyor. Çok şükür tedavisi devam ediyor ve Allah'ın izniyle sağlıkla taburcu olacağımız günü bekliyoruz.

    Bu süreçte pek çok insan bebeğimiz olduğunu öğrendi. Sonrasında ki gelişmelerden peyderpey haberdar olanlar oldu. Gözün aydın demek için, geçmiş olsun demek için arayıp soranlara çok teşekkür ederim. Böyle zamanlarda insan gerçekten aranmak sorulmak istiyor. 
Ancak telefonunu dört gözle beklediğim halde aramayan sormayan o kadar çok insan oldu ki şok içinde kaldım. Biliyorum herkes insan. Herkesten her şey beklenebilir. 40 yaşındayım ve bunun çok net farkındayım. Ama yine de ne bileyim insan gerçekten ihtiyaç duyduğunda sevdikleri tarafından önemsenmek istiyor.

Şimdiye kadar bu şekilde beklenti içinde bıraktıklarım varsa çok özür diliyorum. 
Bundan sonrası için kırıldığım insanlara karşı tavrım ne olacak bilemiyorum. 
Muhtemelen bebeğimizi sağlıkla kucağımıza alınca hepsini unutacağım...

Ya aslında her şey fasa fiso. Yazımı okuyorsanız tüm hasta bebekler ve içlerinde de Umut Çınar'ım için dua edin olur mu.

                                                      Biliyorsunuz siz 💗 ben