Piraye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Piraye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2023 Perşembe

BİRAZ KAFA DAĞITMAYA İHTİYACIM VAR

Herkes gibi düştüğüm depresif ruh halinden sıyrılamıyorum.

Haberlerden uzak durmaya çalışsam da sürekli okuyor, görüyor ve maalesef üzüldükçe üzülüyorum.

Kafamı rahatlatmaya çaba sarf etmem gerekiyor. Yoksa ne insana ne de başka bir şeye inancım kalmayacak.


Dün kadınların gücünü, başarısını ve dünyaya kattığı değerleri anlatan en iyi filmler diye yazdım Goggle'a. Ve karşıma çıkan filmlerden rastgele bir tercih yaptım. 2016 yapımı olan "Hidden Figures" bizim çevirimizle Gizli Sayılar filmini açtım. 

O kadar güzel ki anlatamam. Nasa'da sıradan görevlerde çalışan ama aslında birer dahi olan üç siyahi kadının o dönemin Amerika'sında hem renk ırkçılığına hem de cinsiyet ayrımcılığına karşı vermiş oldukları muhteşem mücadeleyi anlatıyor. Kime bahsetsem ben bu filmi izlemiştim dedi. Ben duymamışım bile. 

Şiddetle tavsiye ediyorum.. Çok etkileyici ve ilham verici.




Bu arada iki tane kitap okuma şansım da oldu. İlk okuduğum kitap Piraye'nin Seyir isimli kitabı. Kitap son dönemin en popüler kişisel gelişim kitaplarından biriymiş. Hatta Çağla Şıkel kendi youtube kanalında bu kitapla ilgili "okudum ve hayatım değişti" diyor. Ben tüm bunlardan bihaber olarak okudum kitabı. Etkileyici bir dönüşüm kitabı. 

Seyir eden misin, seyreden mi bu alemde?

Eksikliğin boş gözleriyle büyümüştü Mina...

Küçük bir kızken bunu ilk fark ettiğinde, şaşırmıştı; olmayan her ne ise kalbinin orta yerinde, orada bir oyuk oluşturmuştu sanki.

Bozuktu. Defoluydu. Büyüdü, genç bir kadın oldu ve bir karar verdi; "Madem eksiğim ben, bu eksikliği kapatacak olan malzeme başkalarında olmalı.

Onların sözleri, onların ilgisi, onların tanımları, onların yorumları."

Aşklar da oldu yaşamında, kırgınlıklar, savruluşlar da... Kaybetti, ama yıkılmadı yeniden ayağa kalktı.

Bir sergi açılışında Celal ile göz göze geldiği ilk an, bir tokat patlamıştı sanki yüzünde.

Deli gibi çarpan kalbinin sesini duyuyor, bu gergin ama bir o kadar da gizemli erkeği izlemekten kendini alamıyordu.

Mina, onu kendi dönüşümüne götürecek uzun bir yolculuğa çıkmaya hazırdı artık!



Okurken kendinizi, sürekli tekrar eden mutsuzluklarınızın sebeplerini sorgulamaya başlıyorsunuz. Tabi herkes kitabın ana kahramanı kadar şanslı değil kendisine bir yol haritası çizecek biriyle tanışabilsin. Ama farkındalık oluşturmak adına oldukça başarılı. 

Okuduğum ikinci kitap Feride ve Kızları. 



Daha önce adını duymadığım Ülker Banguoğlu Bilgin'in kitabı. Anlatım, dil ve hikaye o kadar etkileyici ki anlatamam. Ben çok sevdim kitabı. Hatta cuma sabah başladığım kitap akşam 6 da bitmişti. Anlayacağınız elimden bırakamadım bile. Yine şiddetle tavsiye ederim.
Kitabın tanıtım metni;

1970’lerin çalkantıları eşliğinde bir aile öyküsü...

Feride ve Kızları, İstanbul’da yaşayan varlıklı bir ailenin hayatından yirmi yıllık bir kesit sunuyor. Romanın kahramanları bir yandan yetmişli ve seksenli yıllara damgasını vuran askeri darbeler, gençlik olayları, suikastlar ve ardından yaşanan tutuklama ve idamlarla çalkanan ülke gündemine ayak uydurmaya çalışırken bir yandan da aile içi çatışmalarla baş ediyorlar. Aralarında sıkı bağlar olsa da kıskançlık, suçluluk ve öfke duygularının sarmalında gel-gitler yaşanıyor. Ülker Banguoğlu Bilgin’den İki Devir İki Kadın’dan sonra hayata ve insanlara dair bir yakın dönem hikâyesi daha…

 









31 Ocak 2019 Perşembe

OKUMA GÜNLÜĞÜ / PİRAYE

Canan Tan kitabı okuyup ulan ne var bunda ben otursam üç saatte yazarım bunun gibisini demediğim hiç olmadı. Dili, anlatımı, hikaye örüntüsü çok kolay sanki. Kolaycılığa kaçmanın en akıllıca yöntemi. Fazla yorulmadan, okuyucuyuda yormadan roman yazmak ve çok satmak. Sanırım yıllardır cesaret edip ortaya çıkarmadığım kitap taslaklarımı editörlere gönderme vakti gelmiş.

Geçen gün eşimle sahilde dolanırken çöpün yanına bırakılmış bir koli içerisinde kitaplar olduğunu gördüm. Kitabın asla ve asla çöp olmaması gerektiğini bildiğim için koliyi aldık. İçinde üniversite hazırlık kitapları vardı. Eşim onları kendi çalıştığı okula götürdü. Onca ders kitabı içinden Canan Tan Piraye romanı çıktı. En son okuduğum seriden sonra hafif bir kitabın bana iyi geleceğini düşünerek başladım okumaya. 

Piraye. İstanbul'da diş hekimliği fakültesi okuyan, sosyalist dünya görüşüne sahip, güzel, idealist, hümanist bir kızcağız. Okulda yanına kim yanaşsa Piraye'ye aşık oluyor. Ama o hep mesafeli. Sonra Diyarbakır'dan okumaya gelen Haşim'le karşılaşıyor. Haşim dediğime bakmayın o bir ağa, okulda bile herkes Haşim Bey diye hitap ediyor. Bu birbiriyle alakasız duran ikili aşık oluyor, evleniyor ve Diyarbakır'a yerleşiyorlar. Sonrası kültürel çatışma, sonrası doğu batı çeşnisi. Şu anda televizyonda izleme rekorları kıran ağalı paşalı dizilerin kitap hali. Kahramanın adı Piraye olmasaydı kesin şimdiye kadar dizisi olurdu. 

                                 Ã–n Kapak

Ben Canan Tan'ı aslında hiç bilmiyorum. Sadece bir kaç kez arkadaşlarım vasıtası ile kitaplarını okuma fırsatım oldu. Edebiyat ödüllü bir yazar olduğunu öğrendiğimde kendisinin romanları ile ilgili düşüncelerimden utandım. Acaba ben anlamıyor muyum bu işlerden dedim. Aranızda Canan Tan kitabı okuyup benim gibi düşünenler oldu mu? Benimle paylaşırsanız sevinirim.