29 Ağustos 2016 Pazartesi

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN


Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: ilerle!
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle…

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan.
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla,
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla..,

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de,
Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

                                                                    Yahya Kemal BEYATLI

26 Ağustos 2016 Cuma

ZOR GÜNLER

Ne kadar zor günlerden geçiyoruz milletçe. Kurtuluş Savaşı'nda her yanımızı sarmış olan düşman ordularından sonra sanırım en korkunç zamanlarını geçiriyor Türkiyem.
Dıştan ve içten her yanımızda düşmanlar, hainler. Kendi meclisini kendi vatandaşını vuracak kadar gözü dönmüş terör örgütleri, yıllardır kabusumuz olan bölücü terör, vatan hainleri, dış dünya güçleri derken yanıyor, yanıyor, yanıyoruz.
Kalbimiz yanıyor.
Vicdanımız yanıyor.
Analar yanıyor.
Babalar yanıyor.
Gençler yanıyor.
Umutlar yanıyor.
İyi niyetler yanıyor.
İnsanlık yanıyor.
Hepimiz yanıyoruz.

Peki umutsuz olmalı mıyız?
Bilmiyorum. Çoğu zaman oturup düşündüğümde içinden çıkılmazmış gibi geliyor bana. Sanki artık toparlayamayacakmışız gibi.
Olmazmış gibi.

Ama sonra meydanlara bakıyorum. Sessiz bir çığlıkla sokaklara dökülen insanları görüyorum. Tankların önüne siper olan yürekleri. Vatan sağolsun diyen anaları,babaları,eşleri.
Tarihimize bakıyorum. Küllerinden doğmuş bir Cumhuriyetin evladı olduğumuzu hatırlıyorum. İçimde yeniden kuşlar uçmaya başlıyor.


Biliyorum bitecek. 
Elbette yeniden yeşerecek umutlar. 
Yeniden başlayacak güzel günler. 
Ama ne olur bir an evvel...

24 Ağustos 2016 Çarşamba

BİR GARİP RUH HALİ

Bir kedi sahibi olalım dedik.
Ama barınaktan falan almayalım o bizi bulsun istedik.
Ve biz bu kararı aldıktan birkaç gün sonra Karbonat sokakta oğlumun ayaklarına dolanarak kendini bizim eve yatılı yerleştirdi.


Karbonat kırma bir kedi. Van Kedisi ile Tekir karışımı. Bir gözü yeşil diğeri mavi. Veterinere ilk götürdüğümüzde hekim çok şanslı olduğumuzu çok özel bir hayvanın bize geldiğini söyledi.

Onunla oyun oynamak, yaramazlıklarını seyretmek, evde ki varlığını hissetmek bizim için bir rutin oldu. Yaklaşık 3 aydır bizimle beraber. Bu yaz tatiline bile birlikte gittik. Yol boyu küçük sıkıntılar yaşattıysa da öyle önemli bir sorun olmadan beraber on gün deniz tatili bile yaptık.


Ona evin bir balkonunda yer yaptık. Tuvaleti, yemek yeme alnı olarak orayı kullanıyor. Onun dışında evin her yerinde gezme hakkı var. Çok ama çok temiz bir hayvan. Bir kez bile tuvaletini kumundan başka bir yere yapmadı. Yemekten sonra mutlaka kendini temizledi. Aşılarını yaptırdık. Tırnaklarını kestirdik.

Buraya kadar herşey ne kadar güzel değil mi? Bugün sabah Karbonat bir kaza geçirdi. Balkondan aşağı düştü. Sesini duyup aşağı koştuğumuzda arka ayaklarının üzerine basamadığını ve inlediğini gördük. Halbuki daha dün koynumda uyumuştu yavrum...


Yalova Belediyesi'nin Haybulans hizmetini duymuştum. Hemen 153 hattından aradım. Bir veteriner eşliğinde eve geldiler. Oğlumuzu aldılar. Sanırım durumu çok ciddi. Sabah sabah o kadar üzüldük ki anlatamam. 

Bir hayvan sahibi olmak ne değişik bir duyguymuş meğerse. Eskiden kedi sevenleri hiç anlamazdım. Ta ki eve bir yavru gelip ailenin bir parçası olana kadar.

Canım yavrumuz Karbonat'ımız umarım bir an önce iyileşirsin. Seni şimdiden çok özledim...





12 Ağustos 2016 Cuma

HAYRAN OLDUKLARIM

Facebook'ta öyle çok fazla sayfayı takip ettiğim söylenemez. İlk başladığım zamanlar bende herkes gibi sürekli şarkı türkü paylaşıyor ve Facebook'un sadece bu işe yaradığını düşünüyordum :=)

Sonra biraz öğrenince bunun aslında keyifli birşey olmadığı aksine kimsenin paylaştığı şarkı ve türküyü dinlemediğimi farkettim. Resimler falan derken Facebook artık benim kendime ait bir dünya olmaya başladı.

Başka sayfalarla etkileşim kurmaya başladım. Bir müddet takip ettim. Sonra hepsinden sıkıldım. Şimdi sadece "Bir Sen Eksiktin Ayışığı" adlı sayfayı takip ediyorum. Harika görsellerle birlikte harika şiirler, anlamlı sözler paylaşıyorlar. Sayfanın yöneticisini tanımıyorum. Kim olduğunu bilmiyorum ama kesinlikle şiirden edebiyattan dünya gündeminden anlayan birisi. Hepinize tavsiye ederim.

İşte o sayfadan görseller ve sözler:





"Bir insan isterse, size sesiyle sarılabilir."
İlhan Berk

"Her rüzgarda otlar gibi eğilip bükülürsen, dağlar kadar olsan bile, bir ota değmezsin."

Mevlana





"Hiçbir şey yapmadan da yorulabiliyor insan, düşündükleri ağır geliyor mesela."
Octavio Paz



9 Ağustos 2016 Salı

HEYOOO


Blog yazmaya bir hevesle başladığımda başıma neler gelebileceğini, birileri ile dostluklar kurabileceğimi,yazılarımın şiirlerimin hiç tanımadığım insanlara bu denli ulaşacağını tahmin etmemiştim. Blog sayfam sayesinde şimde facebook, instagram ( bikalbimvarkocaman) üzerinden muhabbet halinde olduğum blogger dostlarım var. 
Yine blog sayesinde bazı firmalarla reklam çalışmaları yapma şansım oldu. Bana denemem için ürünler gönderdiler.  Deneyip düşüncelerimi paylaşma imkanı buldum. Bazen hiç ummadığım anda kargodan hediye paketleri aldım. Öyle çok kıymetli şeyler değiller ama insan mutlu oluyor işte :))
Şimdi de blog dünyasına girince tanıştığım Hürriyet Bumerang sayesinde ilk reklam kazancımı aldım...Tam 60 TL.. :))


3 Ağustos 2016 Çarşamba

Meryl Streep Ne Demiş?

Meryl Streep sever misiniz? Şahsen ben severim. Filmlerinden çok sesini severim. Dünya sinema sektöründe bir yaşayan efsane olduğu dışında kendisi hakkında da çok fazla bilgim yok aslında. Ancak 2014 yılında (sanırım) kendi sosyal medya hesabından bu mesajı yayınlamış ve http://journeytoblue.com/ sayfasında Dilara Erdem bu mesajı Türkçeye çevirmiş. Okudum ve sizlerle paylaşmak istedim. Yaş belli bir sınırı geçince insanın hayata bakışı değişiyor gerçekten. Sevgiyle kalın. Kucak kucak sevgiler...
"I no longer have patience for certain things, not because I’ve become arrogant, but simply because I reached a point in my life where I do not want to waste more time with what displeases me or hurts me. I have no patience for cynicism, excessive criticism and demands of any nature. I lost the will to please those who do not like me, to love those who do not love me and to smile at those who do not want to smile at me. I no longer spend a single minute on those who lie or want to manipulate. I decided not to coexist anymore with pretense, hypocrisy, dishonesty and cheap praise. I do not tolerate selective erudition nor academic arrogance. I do not adjust either to popular gossiping. I hate conflict and comparisons. I believe in a world of opposites and that’s why I avoid people with rigid and inflexible personalities. In friendship I dislike the lack of loyalty and betrayal. I do not get along with those who do not know how to give a compliment or a word of encouragement. Exaggerations bore me and I have difficulty accepting those who do not like animals. And on top of everything I have no patience for anyone who does not deserve my patience”.  Meryl Streep
“Bazı şeyler için artık sabrım yok; ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için… Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok.  Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim. Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum. Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok. Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum. Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum. Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan olan insanlardan kaçınıyorum. Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum.  Birisine nasıl iltifat edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum. Abartılar beni sıkıyor ve hayvanları sevmeyenleri kabullenmekte zorlanıyorum. Ve her şeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok”. Çeviri: Dilara ERDEM

1 Ağustos 2016 Pazartesi

TÜRKİYE'NİN EN UZUN NEHRİ KIZILIRMAK

Şunu bilin ki kitap okumak okul okumak insana çok şey öğretiyor evet. Ama bizde bir sorun var sanırım herşey kitabi bir bilgi olarak kalıyor, ötesini hayal edemiyoruz.
İlkokulda ezberlediğimiz Kızılırmak nasıldı?
1-Türkiye'nin en uzun nehri
2-Bafra'dan denize dökülür
3-Üzerinde bir sürü baraj vardır vs vs..

Ama kimse demez,
çocuklar Kızılırmak öyle anlatıldığı kadar değildir.
Bir kere muhteşem güzeldir.
Geçtiği her yeri yemyeşil yapar, bakarken gözlerinizi alamazsınız.
İçinde tatlı su balıkçılığı ile ömrünüzün sonuna kadar geçinebilirsiniz.
Muhteşem ötesi bir kanyonu vardır, mutlaka gidip görmelisiniz.


Valla bizde sağolsun eşimin inadı sayesinde gördük bu yıl kanyonu. Yolda tabelayı görünce Samsun Vezirköprü'ye kırdık rotamızı. Çocukların ya baba off baba söylenmelerini duymazdan gelerek düştük yollara.
Vezirköprü Merkez'e geldiğimizde birkaç kişiye sorduk kanyona nasıl gidebiliriz diye. İki farklı güzergahtan bahsettiler. İkisinde de tekne gezisi yapabileceğimizi söylediler. Bizde http://www.vezirkoprum.com/vezirkopru-sahinkaya-kanyonuna-nasil-gidilir/ sitesinde yazılan 2. seçeneği seçtik. Düştük yollara. Çeltek'e ulaştığımızda kanyondan çok bir mesire alanı ile karşılaştık. İskelede bekleyen bir gezinti gemisi vardı ve onun üzerinde de sadece hafta sonları gezi yapıldığı bilgisi yazıyordu. Piknikçilerden birine sorduğumuzda yanlış geldiğimiz 17 km geri gidip ilgili sitede yer alan 1. güzergahı seçmemiz gerektiğini söylediler. 


Söylene söylene o yolu geri döndük. Bahsi geçen 1. güzergaha doğru hareket ettik. Bozuk köy yolları insanı bezdiriyor ne yalan söyleyeyim. Öyle bir güzelliği saklamasa gidilecek gibi değil aslında. Buradan Vezirköprü  Belediyesi'ne seslenmek isterim. Elinizde böyle bir güzellik varken neden kıymetini bilmiyorsunuz?
Her neyse sonunda ulaştığımız güzellik muhteşemdi gerçekten. Amerikan filmlerinde izlediğimiz devasa kanyonlardan hiç bir farkı olmayan yeşili ile görkemli kayalar ile doğal hayatı insanı bambaşka bir boyuta taşıyacak kadar güzel. İnsan bunları gördükçe Allah'a ayrı bağlanıyor bence. Doğanın gücüne, suyun gücüne hayran kalıyorsunuz.

Yolunuz düşerse mutlaka gidin görün. Muhteşem. Beğenmezseniz ben de yazmam bir daha. bana güvenin. Sadece giderken güzergahınızı doğru seçin :)

Kanyona indiğimizde genç delikanlıların çalıştırdığı bir tekne ile kanyonda yaklaşık 1 saatlik bir tur atıyorsunuz. kişi başı 20 TL ödedik. Sınırsız çay ikramları var. Ağzım açık etrafa baktığımdan ben çay hizmetinden pek faydalanamadım :))