23 Mart 2015 Pazartesi

ÇANAKKALE SON MEKTUP / İZLEME İZLETTİRME


Resmen tarihi yeniden yazmaya çalışıyorlar. Hafızamızla , vatan sevgimizle dalga geçiyorlar.
Hafta sonu arkadaşlarımızın yaptığı bir organizasyon ile gurur duyacağımızı sandığımız bir Çanakkale filmine gidelim dedik. Devlet tarafından finanse edilmiş bir gurur filmi. Çanakkale 1915'te o kadar ağlamıştım ki bu filme giderken de yanıma paket paket kağıt mendil aldım. Film başladı. Çanakkale'de cepheler pırıl pırıl. Mehmetçiklerin üstleri başları tertemiz, ayaklarında ayakkabıları bile var. Komutanlar grantuvalet.
Neyse film devam ediyor, tek bir kare Atatürk yok. Atatürk olmadığı gibi Gazi'mizin ağzından çıkmış bir çok sözü başkaları söylemiş gibi...Filmde Atatürk yok ama işbirliği içinde olduğumuz İngiliz gazeteci, Alman hemşire var. Cephede herkesin türkçesi mükemmel. Vatanın şivesiyle konuşan kimsesi gitmemiş cepheye.
Destansı tarihimizin hiç bir şeyi yok. Hep aynı noktadan vicdan yaptırmaya çalışmışlar. Biri ölüyor arkasından gelen replik " daha dün bir oğlu olmuştu"...biraz sonra biri daha ölüyor " daha kızını göremedi"... Çanakkale'de o kadar anlatılacak hikaye varken film baştan sona bir pilot ile hemşirenin birbirlerini süzmesiyle geçti.
Yok deseler ki film Çanakkale'de geçen bir aşk filmi en azından beklentini ona göre kurarsın. Ben tarih izlemeye gidiyorum iki kişinin seviyeli ama sıkıcı aşkını izliyorum.
Çanakkale'den Atatürk'ü silmek günahtır beyler bayanlar. O bir deha destanıdır. Askerlerin vatan millet aşkı, büyük imanı ve Atatürk'e olan bağlılıklarıdır orda bizi galip kılan.
Filmde oyunculuklarda vasat. Sadece Nesrin Cavadzade rolünün hakkını vermişti o kadar. Resmen aldatıldığımı düşünüyorum. Utanmasam sinemadan çıkınca paramı geri isteyecektim o kadar.
Kesinlikle tavsiye etmiyorum...Hatta mümkünse gitmeyin gidene de engel olun....

18 Mart 2015 Çarşamba

100 YILLIK GURUR

Gönüllü Bombacı 'Henüz 13 yaşında bir küçük delikanlı... Fotoğrafın üzerinde bir not... 'Gönüllü Bombacı' Başka bir bilgi düşülmemiş... Duruşuyla, kararlığıyla, gözlerinden okunan özgüveniyle 'Gönüllü Bombacı'... Ne yapmıştı da ona bu sıfatı layık görmüşlerdi?


Çanakkale hepimiz için bir destandır. Unutturmak isteyenlere inat Atamıza ve destanlarımıza sahip çıkacağız...

11 Mart 2015 Çarşamba

OKUMA ODASI / KIRIK KALPLER TAMİRCİSİ

           
                                   



Melissa Senate'nin Kırık Kalpler Tamircisi kitabı biraz elimde süründü aslında. Bir başladım sonra kitabı bir köşede unuttum. Gel git nedense canım okumak istemedi.
Ancak kitabı aldıktan sonra bir gecede bitirdim. Bana kızacaksınız ama böyle çerez kitapları okumayı seviyorum.İnsanın beynini yormadan, düşündürmeden, sadece hayal kurarak okuyup eğlendiğiniz kitaplar.
Aşk, meşk seviyorsanız bu kitabı okumalısınız...


10 Mart 2015 Salı

RESİM YAPMAYA ÇALIŞMAK

Hayatım boyunca yeteneklerimi sorguladım durdum. Sesi çok güzel olan bir anne ve babanın çocuğu olarak sesim güzel değildi.Hiç bir müzik aletini çalmayı beceremedim. Ama kardeşim hem sesiyle hem de eline aldığı her müzik aletini çalabiliyor olmasıyla bu genleri kendinde topladığını bana gösterdi.

rahmetli amcam bir ressamdı. Annemin yaptığı karalamalar bile duvarlara asılacak tablolar kadar güzeldi. Ben cinali bile çizemiyordum. İş Teknik derslerinde neredeyse ağlayacak oluyordum. Ne çizim ne el işi hiç bir yetenek yok.

Ortaokulda sevgili ve kıymetli öğretmenim Firdevs Tuncer beni keşfettiğinde kendime biraz güvenim gelmeye başladı. Sen yazabilirsin kızım yaz dedi. Ve o günden beri denemeler, şiirler ve artık blog yazıyorum. Hatta taslak aşamasında olan bir kitabım bile var.

Geçenlerde oğlum evde çok sıkıldım anne deyince hadi resim yapalım dedim. Ve hadi sen beni ben de seni çizeyim dedim. O beni koca kafalı bir patates adam gibi çizdi ama ben onu gerçekten güzel çizdim. Eşime gösterdiğimde inanamadı. Gerçekten güzel olmuştu.
Ve dedim ki benim resim çizmeye başlama vaktim gelmiş. Bundan sonra çizmeliyim. Şimdi ufak ufak karalamalar yapıyorum. Hatta kurs almaya karar verdim bakalım nasıl olacak. İşte size bir örenk bakalım sevecek misiniz?



9 Mart 2015 Pazartesi

KABAK TATLISI


En sevdiğim tatlıdır kabak tatlısı. Uzun zamandır da kendim yapıp yememiştim. Dün Migros'ta gezerken havası alınmış poşetlerde tertemiz kesilmiş dilim dilim kabakları görünce dayanamadım atıverdim sepete. Eve gelir gelmez ocağın altını açıverdim.


1 kg dilimlenmiş kabak için 2 su bardağı şekeri üzerine döküverdim. En kısık ateşte kıvamını buluncaya kadar pişirdim. Çıktıktan sonra üzerine tahin ve ceviz gezdirerek servis ettim. Hımmm harika olmuştu. Aferin bana...

5 Mart 2015 Perşembe

GAMZE'Yİ KAYBETTİK :(

                      
Blog yazmaya başladığımdan beri pek çok insanı tanıma fırsatı buldum.Bunlardan biride Gamze'ydi.
Gamze Akbaş oğlum için ölmek istemiyorum diyordu yakalandığı kanseri yenmek için.Ama maalesef Gamze'yi kaybettik. Oğlu Atakan'ı için yazdığı satırları sizlerle paylaşıyorum. Allah rahmet eylesin.
Bu yazıyı yazarken sabredeceğim ağlamamak için.
Aynı başlıkta yazdığım gibi hissediyorum kendimi, ama belli ki benim seyahatim bayaca uzun sürecek. İster bir annenin vasiyeti deyin bu yazılanlara, ister gözü arkada kalmasın diye aklından geçenleri sıralıyor deyin.
İyiydim gerçekten 2 hafta önceki düşüşü, laboratuar değerleri yanlıştır umudunu yaşıyordum, Dr.’um da öyle inandırmıştı. Ama değilmiş, artık mikroskop altında da değerlerim hızla düşüyor. Maalesef kağıt üstündeki gerçekler doğru… Diş etlerim çekilmeye başlıyor diyince zaten, salı günü kemik iliğine bakalım dedi. Nefesi kesildi adamın ama, sen çok ağladın karşımda benim de ona moralim bozuldu dedi. Nasıl ağlamam öyle bir derdim var ki içinden çıkamadığım nasıl ağlamam. Evladım ne olacak Dr.’um dedim. Sıkıntılı günlerin gelmesine ağlamıyorum, benim derdim evladım dedim.
Herkesin Atakan’a çok iyi davrandığı kesin, hatta davranacağı da. Annem, babam, kardeşim en başta hatta Emrah kendini toplayana kadar Atakan ilk dönemlerde kiminle kalır. Sevdiği alıştığı insanları yanında göremeyince ya da gördüklerinde ağlayan gözlerle gördüklerinde n’apar yavrum. İş seyahatine giden bir anne defalarca kafasından geçenleri söyler, yavrusunun bir şeyi eksik kalmasın diye.
Eskişehir’e göderirler belki biii süreliğine orası da çok soğuk, keşke annem göndermese.
Kalbi kırılırsa anlarlar mı?
Dudakları beyazlamış biraz, benzi sarı gibi gözüküyor deyip hemen kan testi yaptırmaya götürürler mi?
Anneyi sorduğunda ne cevap verirler?
Meyveler, sebzeler defalarca sirkeli suyla yıkanır mı?
Marketten alınanların özellikle Atakan’nın yiyeceklerinin son kullanma tarihlerine her defasında unutmadan kim bakar?
Her akşam ılık sütünün içilmesi, dişlerinin fırçalanması atlanılmaz mı?
Günlük taze meyve suyu sıkılır mı mevsim meyvelerinden?
Terleyince üşenmeden anında atlet değişir mi?
Nelerden mutlu olur diye düşünülür mü?
Değişik kitapları kim araştırır, kim alır peki?
Bıkmadan sıkılmadan kim oyun oynar onunla?
Bıkmadan sıkılmadan saçlara cici yapmasına kim izin verir?
Gideceği okuldaki eksiklikleri kim farkeder?
Öğretmeniyle sürekli yakın diyaloğa kim girer. O özel biii öğrenci iyi bir gözleme ihtiyacı var annesini kan kanserinden kaybettik der.
Evde televizyon seyretmeyip kim aktivite yapar el becerisi gelişsin diye hem de hergün?
Kendi çocuğuna ya da çocuklarına sabır gösteremeyen insanlar, Atakan’ıma nasıl sabır gösterir?
Bir varmış, bir yokmuş. Ömür bu iki kelime arasında geçen zaman. Zamansa bazen dost insana, bazen düşman. Bize düşman oldu.
Emrah’ım canım sevdiğim. Çok üzdüm seni en fazla kötü günlere, seninle göğüs gerdik. Hakkını helal et. Bundan sonra işin daha da zor olacak. Ama sana güvenim tam. Bir kaç gün önce demiştin ya bana, ’Parkta oynarken bizi birisi seyretse deli bu adam der ama ben oğlumla çocukluğumu tekrar yaşıyorum’ diye. Hep öyle deli baba ol olur mu? O zaman Atakan yokluğumu daha az hisseder belki.
Evde demiştim ya ben, sana sevdiğim, ’Atakan seninle gerçekten iyi vakit geçiriyor hep gülüyor. Sen iyi bir babasın’ diye. Ben hep bişeyler öğretme çabasındaydım, sense eğlence, öyle olduğu için o kadar mutluyum ki hep mutlu ve onu güldüren babasıyla birlikte yaşayacak diye. Öğretmenler zaten öğretir öğrenmesi gerekenleri. Gülmek daha iyi bir ilaç. Onu da sen hep verdin ve vericeksin canım sevgilim.
Canım annem, canım babam, canım kardeşim. Hakkınızı ödeyemem şimdiye kadar çok emek verdiniz bize. Asıl şimdiden sonra sizlere daha çok iş düşüyor dimdik durup Emrah’a destek verme zamanı. Atakan başta ALLAH’a sonra Emrah’a sonra annem, babam, kardeşim size emanet.
Keşke herşey farklı olsaydı. Yaşam mutlu dolu günlerle dolsaydı.
Annem hediye kaban almak istedi. İstemedim çünkü seneye kışa çıkmam heralde.
Sabahleyin aradın annem.
Ne olur güçlü ol diye. Lütfen gel alalım dedin. İstemem annem dedim.
Ateşim var, öksürüyorum dışarı çıkmıcam dediğimde Atakan’ım koşarak geldi ne dedi biliyomusun: ’Ateşin olmasın, ne olur öksürme canım annem dayanamam sana’ dedi.
Telefonu kapadım çöktüm oğlumun yanına, ’Ben sana dayanamam merak etme geçer’ dedim. ’Geçsin annecim’ dedi. Dayancan annem diye haykırdım içimden.
Şuan ezan okunuyor. Yalvarırım rabbime evladım için bana yaşama şansı ver. Salı günü gireceğim operasyon sancısız geçsin, en önemlisi sonucu güzel gelsin. Çok bir şey istemem sadece sağlık. Ama artık o kadar yıkıldım, o kadar güçsüz kaldım ki. Savaşacak gücümü yitirdim. Emrah’ımın, annemin, babamın, kardeşimin gözünü yaşlı görmeye gücüm kalmadı.
Arayan eş, dost, akraba açamadım telefonları açamayacağım da. Biliyorum dualarınız benimle ama gücüm yok konuşmaya. Bir de tabi Atakan’ım anlamasın durumu diye.
Salı gününün güzel geçmesini bu kadar umutsuzluğun içinde yinede umut ediyorum.”

Bİ BAKSANA:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...