26 Eylül 2014 Cuma

BEN VARIM YA SEN?

                                 

Sabah facebook sayfamda bumhaberden gelen bu harika deneyim günü paylaşımını gördüm.Ve hemen tav oldum. Ben varım ya sen?


Köpek Balıkları İle Dalmaya Cesaretiniz Var Mı?
#BumerangDeneyimGunleri 'nde adrenalin zamanı! 

Detaylar Bumhaber'de sizi bekliyor.






19 Eylül 2014 Cuma

OĞLUMUN ELLERİ SİHİRLİ :)


                                         

Evimizin bahçesinde kırmızı ve sarı renkte akşam sefaları var. Öbek öbek o kadar güzeller ki. Geçen gün küçük oğlumla dış kapıda annemi beklerken dedim ki:
-Annem baksana bunlar ne güzel oldular..
Ufaklık dedi ki:
-Onları zaten biz diktik.
-Hadi ordan nasıl sen diktin? dedim.
-Anne Ahmet'lerin bahçede bunlardan vardı. Biz de Mehmet Ali ile bir sürü tohum toplamıştık oradan, sonra eve gelirken bunları eve getirmeyeyim dedik ve hepsini buraya serpiştirdik. dedi.
Anlayacağınız oğlumun sayesinde bahçemizde harika akşam sefaları var.
Demek ki neymiş toprağa düşen her tohum aslında bir hazineymiş.

18 Eylül 2014 Perşembe

KISA VE ÖZ

İnsanın yanlarında kendini evinde gibi hissedebildiği dostlarının olması ne kadar güzel :)
Ve ben ne kadar şanslıyım...


                                                               Sizi seviyorum canlarım...

15 Eylül 2014 Pazartesi

SUSUZLUK

     Yalova Kaymakamından sonra belediye başkanlığı savaşı ile meşhur olan bir şehrimizdi malumunuz. Şimdi ise Türkiye'de suyu biten ilk şehir olarak adımızı duyurmuş bulunuyoruz.
Evet evet şaka değil şehrin suyu bitti. Hem de tamamen bitti.


                             

Şehir küçük hatta Türkiye'nin en küçük şehri ama nüfus olarak özellikle yaz mevsiminde inanılmaz kalabalık. Arap popülasyonundan hiç bahsetmeyeceğim bile. Bazı akşamlar sahile indiğimizde kendimizi arap emirliklerinde gibi hissediyorduk.
Tabi küresel ısınma konusunda ben bildim bileli yapılan uyarıların şimdiye kadar hiç ciddiye alınmamış olmasıda ayrı bir durum.Kimsenin umrunda olmayan bir acil durum çığlığı.
Vatandaş olarak bizim bir türlü bilinçlenememiz diğer yandan ülkenin başındakilerin yerel idarecilerin mevcut durumu öngörememiş olmaları da ayrı. Herşeyde olduğu gibi nasılsa bu da bizi teğet geçer mantığı maalesef bu sefer olmadı.

  

Şimdide Yeşil Körfez Su Birliği diye bir kurum girdi hayatımıza. Suyun bitmemesi için önlem almayan bu kurum, olmayan suyu kısıtlama konusunda destan yazıyor.
Saat 10.00 - 18.00 arasında evlere su verileceğini sonrasında kesinti olacağını duyurdular. Anlayacağınız çalışan ev hanımlarının evini artık bok götürecek. Çünkü malum o saatlerde ben mesai tamamlıyor olacağım. Artık bitlenir miyiz, uyuz mu oluruz bilemiyorum.

                     

Yine tek umudumuz cuma sonrasında göğe açılan eller. Cümbür cemaat yağmur duası yapıyoruz. Sizinde aklınızda olsun ellerinizi her açtığınızda bol yağmur isteyin. Çünkü bundan kaçış yok, bugün bize yarın size...Allah korusun...


9 Eylül 2014 Salı

ACIMASIZ MIYIM?

Geçenlerde Ayşe Arman'ın kanserli bir anne ile yaptığı röportajı okumuştum. Kadın iki çocuk sahibi, kendisi Amerika'lı eşi Türk. Kanser olduğunu öğreniyor. Son evresinde artık hastalığın yani kurtulmak imkansız. Doktoru olabilecekleri anlatıyor ve diyor ki :
- İstersen hastanede yat tedavine devam edelim ya da kalan zamanını sen nasıl istersen öyle geçir.
Kadın kalan zamanını çocukları ve eşiyle geçirmek istediğini söyleyip evine gidiyor. Çocuklarına olacakları anlatıyor hem de hiç kıvırmadan, yalan konuşmadan. Onlar için günlük yazmaya başlıyor.
Bu hikaye beni çok etkiledi okuduğumda.TIK TIK


Bu hafta sonu Gebze'de aile büyüklerimizi ziyaret ettik. Orada bir hastamız vardı. Kanser. Kendisi bilmiyor.Bütün aile hatta köylüler seferber olmuşlar ama adamcağız kendisini şeker hastalığından dolayı halsiz düşmüş sanıyor. Ben dedim ki:
-Neden hastalığını kendisine söylemediniz?
-Çok acımasızsın ona moral lazım, söylenmez dediler.
-Valla sizden birine bir şey olsa ben saklamam söylerim, belki kalan vaktinde helalleşmek istersin,söylemek istediklerin vardır söylemek istersin ya da ne bileyim tövbe etmek istersin.Bu hakkı elinizden alamam dedim.


Şimdi sizlerin fikrini merak ediyorum açıkçası. Sizce ben sağlıkçı olmam sebebiyle bu konuda fazla mı acımasızım ya da sizde benimle aynı fikirde misiniz?

6 Eylül 2014 Cumartesi

KISKANIYORUM İŞTE BANANE

Sonbaharla birlikte evde geçirilecek zamanda artıyor haliyle. İşe git eve gel çocukların ödevlerine yardım et derken bir bakıyorsun saat akşamın körü olmuş oluyor zaten.
Evde sıkılmamak için birşeylerle uğraşsam istiyorum. Facebook sayfamda o kadar hamarat arkadaşım varmış ki inanamıyorum. Keçe yapanlar mı dersiniz, sabun yapanlar mı, dikiş dikenler, çiçek yetiştirenler, her şeyi yetiştirip birde üstüne üstlük sınırsız eğlenenler. Valla hepsine gıpta ile bakıyorum.

Mesela TAŞ BOYAMA fikri Semiha sayesinde hoşuma gitmeye başladı, çok işlevsel olmasada oldukça eğlenceli görünüyor. Bakın:

 
Sonra daha önce de paylaşmış olduğum ayak süsleri Nu-Pa lardan ben de yapmak rengarenk giymek istiyorum. Nedense elim bir türlü varmıyor :(
Bu arada ilgilenenler için tekrarlayayım bu güzellikler Yalova'da Doğansoy Pasajı içerisinde Kontes'te satılıyor.
 

Keçe işini artık yapmayan yok sanırım. Ben de evimde ki krem koltuklarımın üzerine hareket katacak eve biraz neşe getirecek yastılar yapmak istiyorum.
Tekrar hatırlatma Keçe Çocuk Doğansoy Pasajı'n da uğrayabilir bu güzelliklerden sizde alabilirsiniz.

 
Dikiş konusunda çok yeteneksiz hatta sıfır yetenekli olduğum halde Necla ' yı kıskanıyorum ve onun gibi bende döktürmek istiyorum :)
Necla kim mi? TIK TIK
 
 
Eltim gıda mühendisi olabilir, işinde de çok iyi olabilir evet ama yaptığı enfes kurabiyeleri ve pastaları kıskanmamak imkansız. Ben de yapmak istiyorum işte :=)
 
 
Ve bir de deli gibi tatil yapanlar sizi kıskanmamak için çok dirensem de olmuyor. Biz yılda 15 gün koştura koştura tatil yaparken sizin yılın kaç ayı deniz kum güneş ya da rakı balık ayvalık modundasınız yahu :)
 
 
 
 
 

 



5 Eylül 2014 Cuma

TOKAT / NİKSAR / TOKAT KEBABI

Gezimiz boyunca güzergahımız o kadar değişti ki anlatamam. Ordu dönüşü Samsun üzerinden Amasra yaparız derken Tokat Kebabı hatırına yolumuz Akkuş-Niksar-Düzce-Akçakoca olarak değişti.
Hiç bir tatile planlı şekilde çıkmadığımız için araç içinde güzergah değişikliği yapmış olmamız hayatını planlı yaşayan siz dostlarıma oldukça deli işi gibi gelebilir. Evet deli işi ama bizde deliyiz zaten :)

Akkuş benim doğduğum ilçe. Ordu'nun dağ kasabalarından biri.

  Dağın başında kurulmuş, aslında daha çok bir yayla havası olan bir yerleşim.Benim doğduğum ev hala duruyor.Çocuklarımla beraber önünde resim çektirdim. :)

Akkuş'tan Niksar'a inerken Niksar'ın Çamiçi Yaylası'nda mola verdik. Ne için? Tokat Kebabı ile büyük buluşma için.
      

              

           

Tokat Kebabı kesinlikle bir efsane. O etin o domatesin o sarımsağın hele hele o patlıcanın tadına diyecek yok.Bildiğin hamuduyla götürdük o kadar...

Karnımız tok düştük yollara Niksar'a.


                                                                    

Niksar'da gezerken Anadolu'nun ilk tıp fakültesini gezdik. Yukarıda resmi olan köprünün üzerinde leylek ve yılan figürü ile sağlık tanımlaması yapılmış. Zaten Niksar'da pek çok el ürününde bu leylek kullanılmaya başlanmış.
Biz arkadaşımızın ablasının dükkanından eşe dosta küçük el işleri aldık. Niksar hatırası. Dükkanlarda çalışan kadınlar kendi el emeği göz nuru işlerini satıyorlar. Yolunuz düşerse uğrayın derim.




3 Eylül 2014 Çarşamba

OKUMA ODASI / KOCAN KADAR KONUŞ

             

Şebnem Burcuoğlu Türk kızlarının evliliğe nasıl kanalize edildiğinin, daha çocukluktan itibaren hayattaki tek amacının yakışıklı, zengin bir koca kapaklamak olması gerektiğinin kitabına yazmış.
Okurken o kadar güldüm ki anlatamam. Pek çok hikaye zaten tanıdık geliyor insana. Her kızın başına gelmiş ya da gelecek şeyler :)
Tavsiye ederim mutlaka okuyun genç kızlara okutun...

2 Eylül 2014 Salı

KASTAMONU

                         

             

Kastamonu bizim için bir güzergah şehri idi. Sinop'a giderken içinden geçilen Sinop'la kıyaslanamayacak kadar kırsal bir kasaba havası taşıyan büyük ama küçük şehir. Ancak !!!
Kastamonu şehri almış yürümüş arkadaş. Bir şehirden isteyebileceğiniz her şey var. Alışveriş merkezleri, eğlence, temizlik, tarih, doğa...Vallahi bayıldık.
Biz bir gecemizi geçirdik Kastamonu'da. Akşam Kışla Parkında müzikli bir mekanda oturduk, çayımızı içtik. Oldukça keyifliydi. Etli ekmeğine diyecek yok zaten.

                                                

Taşköprü'den geçerken sarımsağımızıda aldık. Kışlık sarımsak kilosu 5 Tl.
Bir tatil için merkezi tercih edilmez ama sahil boyunca dizili ilçeleri ile deniz tatili de yapabileceğiniz güzel bir Karadeniz şehri. Valla ben çok sevdim bu sefer belki yolunuz düşerse sizlerde seversiniz.



                                                              


1 Eylül 2014 Pazartesi

TATİL ANILARIM / ILGAZ DAĞI

Memur milletinin izni genelde temmuz-ağustos aylarına sıkışmış olarak kısıtlı para ile koştura koştura yapılır. Biz de aynen tanımladığım türde bir ağustos tatili yaptık.
Yol boyu yeni mekanlar yeni şehirler keşfettik. Size ilk önce Ilgaz Milli Parkı ve Baldıran Alabalık Tesisinden bahsetmek istiyorum.
Ilgaz Milli Parkı hakkında teknik bilgi vereyim öncelikle size; Batı Karadeniz Bölgesi'nde Çankırı ve Kastamonu illeri sınırları içerisinde yer alıyor. Yüz ölçümü 1.118 hektar. İğne yapraklıların hakim olduğu bir ormana sahip. Kurt, tilki, ayı, tilki, geyik,karaca ve yaban domuzu yaşıyor ormanlık alanda.
Alan kışın ciddi bir kayak merkezi olarak gittikçe değerleniyor. Biz yolumuzun üzerinde olması sebebi ile gezip görelim dedik. Her yer yemyeşil, hava pırıl pırıl, çiçekler rengarenk. Ancak tesis çok başıboş. Alana girdik hiç kimseyi görmedik. Bir Allah'ın kulu siz kimsiniz nereye gidiyorsunuz demedi. Kendi kendimize gezdik, oysa Milli Park görevlileri alanı, doğayı tanıtmalı ve anlatmalıydı. Ki böylece Ilgaz Uludağ ya da Kartalkaya ile yarışabilir bir kayak merkezi olsun.

   

Baldıran Alabalık Tesisi ise tamamen tesadüfen gözümüze çarpan bir tabela ile bizi kendisine doğru yönlendirdi. Dağların içinden orman havasını içimize çeke çeke düştük yollara. Ancak ilk başta cazibesi ile bizi kendine çeken tesisin yolu boyunca Ilgaz Dağı tünel çalışması var ve her yer şantiye. Toz duman birbirine karışmış. Neyse arayan ya belasını ya mevlasını bulur şeklinde bizde gittik tesisi bulduk. İyi ki de bulmuşuz.

                               

Tesis ormanın içinde size yeni bir huzur ortamı sunuyor.Kuş sesleri, su sesi insanı büyülüyor gerçekten.
                 

Alabalık ızgara olarak servis ediliyor. Yanında salatası ve akabinde fırında helva servisi var. Ancak üzülerek söylemeliyim ki ben o ortamda daha lezzetli bir balık yiyeceğimi düşünmüştüm. Pek umduğumu bulamadım. Tek sevdiğim ilgisi ile insanı şımartan çalışanlar ve semaverde çay oldu.
Yolunuz düşerse uğrayın ama. Doğa muhteşem.

Bİ BAKSANA:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...