28 Nisan 2014 Pazartesi

AYRILINCA

                                            

Aklımda değil,
Yanımda olmalıydın!

                                                              28.04.2014 / Yalova / Sevda

24 Nisan 2014 Perşembe

OKUMA ODASI / SİNEKLERİN TANRISI

Henüz bir ortaokul öğrenci iken karşı komşumuz Erdoğan Amca benim kitap sevdamı farketmiş olmalı ki evinin kocaman bir bölümünü oluşturan kütüphaneyi benim kullanımıma açmıştı. Onun kitaplığından alıp okuduğum onlarca kitap olmalı.
İçlerinde bir kitap en çok etkilendiğim olmuştu. William Golding'in Sineklerin Tanrısı.
Geçen yıl Çanakkale Milli Bilinç İzci Kampında Balıkesir'in izci lideri Ahsen'in elinde gördüm kitabı. Hemen tanıdım kapağından.
-En sevdiğim kitaptır dedim.
O da sağolsun bana hediye etti.Ben de eve geldiğimde ortaokul öğrencisi olan oğluma armağan ettim. Ben de ki hikayesini de anlatarak.
Kitap 1. Dünya Savaşı sırasında ıssız bir adaya düşen çocukların yaşam mücadelesini anlatıyor. Wikipedia kiatbı şöyle özetlemiş:
 "Issız bir adaya düşen dört kişilik bir çocuk grubu yaşam savaşı vermek için kendi aralarında kuvvetlenirler. Kendi aralarında iş bölümü ve uyum sorununda anlaşırlar. Bu arada bu gruba adanın başka köşelerine düşen çocuklar da katılınca, bir yönetim ihtiyacı doğar. Kargaşanın çözümünü lider seçmekte bulurlar. Sonunda lider olarak Ralph'ı seçerler. 'Domuzcuk' lakaplı çocuk bulduğu deniz kabuğuyla bir anda dikkatleri üstüne çeker fakat lidere bu kabuğu kaptırınca üzerindeki tüm dikkatler de bir anda dağılır. Bununla beraber katolik lisesi öğrenci grubuda deniz kenarındaki gruba yaklaşır ve bu gruba katılırlar. Liderlik ciddi anlamda sorun olmaya başlar. Çare olarak ise liderliği bölmekte bulurlar. Avcılıkla ilgili konuları katolik okulu başkanı olan Jack’e verirler. Çocuklara (küçük olanlara) bakma görevini Domuzcuk’a verirler. Önceliği karın doyurmaya, yatacak barınaklar ayarlamaya, korunmaya ve kurtulmaya ayırırlar. Kurtulmak için dağın en tepesine ateş yakmayı planlarlar ve bunun sorumluluğunu avcılığı üstlenen Jack’e kabul ettirirler. Ne de olsa avlanırken ateşe de bakabilir düşüncesi hakimdir. Yemek ve yatma ile ilgili işlerde sahilde kalan gruba düşer. Ateşin başındaki nöbetin aksadığı bir anda, adaya yakın bir yerden gemi geçer ve ateş söndüğü için adadakileri göremezler. Sonunda zincirler kopar ve adadaki çocuklar iki gruba ayrılırlar. Bir yanda Ralph diğer yanda katolik okulu başkanı Jack. Jack ve onun grubunda olan çocuklar dağa çıkar ve Ralph ve Ralph’in yanında bulunan çocuklara düşmanca tavırlar takınırlar. İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır. Bunları tamamlamak için karşılıklı karşılaşmalar olur ama bu karşılaşmalar da sonuçsuz kalır. Simon’un bir gece ormanda gezeken gördüğü canavar (paraşütçü) onun sahile kadar kaçmasını sağlar. O sırada sahilde bulunan ve canavar için çözümler arayan Jack ve Ralph’in grubu Simon’u görünce karanlığın da etkisiyle canavar zannedip linç ederler. İki grup Simon’u öldürdüklerini anlayınca tekrar ayrılırlar. Tekrar barışmak için çaba harcayan Ralph ve Domuzcuk, dağdaki kalede kalan Jack ve grubunun yanına giderler. Domuzcuk, Roger'in tepeden üzerine yuvarladığı kaya ile birlikte uçurumdan yuvarlanarak denizdeki kayalara çakılıp ölür. Ralph ise kaçıp çalılıklara saklanarak kurtulur. Jack ve grubunun Ralph’ı öldürmek için tekrar aradıkları sırada adaya bir gemi yanaşır ve çocukları kurtarır."

Dosya:Sineklerin Tanrısı(LordoftheFlies) Golding.jpg

Kitabın iki kez filmi çekilmiş. İlki 1963 yılında siyah beyaz olarak ikincisi ise 1990 yılında renkli olarak çekilmiş.Kitabın sevenleri ilk filmin daha güzel olduğunu düşünüyorlar.

Ben kitabın büyük küçük herkes tarafından okunması ve insanın zor şartlar altında nasıl canavarlaşabileceğini görmesini isterim.
Kitap hakkında bilgi almak isterseniz Kültür Mafyası'nın bu yazısını okumalısınız.TIK TIK 

Not:Resimler ve genel bilgi Wikipedia'dan alınmıştır.

23 Nisan 2014 Çarşamba

YARALI YAVRU KEDİ

               

Oğlum dört gün önce dışarıda top oynarken karganın ağzından yere düşen bir kedi yavrusu buldu. Panik içinde eve geldi ve "-anne bir kedi buldum her yeri kan içinde nolur onu iyileştir" dedi. Kıyamadım. Getirmesini söyledim. Gerçekten karşılaştığım manzara kötüydü. Minicik belli ki yeni doğmuş bir yavruydu ve yüzü, gözleri kan içindeydi. Hemen batikon ile yaralarını temizledim ve evde bulunan yara kreminden (fito krem) yaralarına sürdüm. Isınması için sardık. Ağzına enjektör ile süt damlattık. Ama yutmakta çok zorlandı. Bir süre kendi haline bırakalım dedim, belli ki çok korkmuştu, sürekli ağlıyor ve titriyordu.
Dört gün evde ısıtarak, doyurmaya çalışarak, pansumanını yaparak sahiplenmeye çalıştık. Adını "Portakal Suyu" koyduk. Gelin görün ki yavrucak yeme eylemini bir türlü gerçekleştiremedi.Etrafta emziren anaç bir kedi arandım durdum. En sonunda iş yerinin yanında bir anne kedi gördüm, hemen yavruyu onun yanına getirdim belki sahiplenir diye ama nafile hiç ilgilenmedi bile. Durum gittikçe kötüye gitmeye başlayınca vicdanım sızlamaya başladı.
Ben de 153 hattını arayarak Yalova Belediyesi Veteriner İşleri ekiplerine ulaştım ve yardım istedim. Sağolsunlar hemen geldiler, yavruyu teslim aldılar. Umarım Portakal Suyu iyileşir ve bir gün bir yerde karşımıza çıkar :))

17 Nisan 2014 Perşembe

KAZA GELİYORUM DEMEDİ

                                   
Ayy elim ayağım birbirine dolanıyor... az önce bir trafik kazası geçirdim. Arkadaşlarla şehir içinde işe doğru giderken yan yoldan gelen başka bir araç benim bulunduğum taraftan arabamıza bindirdi. O kadar büyük bir ses çıktı ki anlatamam. Dedim herhalde öldük. 50 metreye yakın savrulduktan sonra ancak kaldırıma çıkarak durabildik. Çok şükür kaldırım boştu. Yani çoluk çocuk her şey olabilirdi o anda orada.
Arabadan indik. Birbirimize baktık. Kimsede bir şey yoktu. Karşı araçtakilere baktık onlarda iyiydi. Ama arabanın önü mahfoldu.
Neyse verilmiş sadakamız varmış. Hepimiz gerçekten ucuz atlattık. Ama kaza anını insan gerçekten hiç anlamıyor. Hani diyorlar ya kaşla göz arası diye gerçekten doğru. Ne oldu nasıl oldu anlayamadan polisler geldi , fotoğraflar çekildi, tutanaklar tutuldu.
Etrafımızı insanlar sardı. Geçmiş olsunlar, ucuz atlattınızlar. Gerçekten ucuz atlattık.

“Müjdele o sabırlıları ki ,başlarına bir musibet geldiği vakit;”İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn”(biz Allah’ınız ve ona döneceğiz) derler.İşte onlar,Rablerinden, mağfiret ve rahmet onlara ve işte hidayete erenlerde onlar.”(Bakara 155-157)



15 Nisan 2014 Salı

TİTANİK

                           

2340 yolcusuyla ilk yolculuğuna çıkan Titanik transatlantiği, Newfoundland'ın güneyinde bir buzdağına çarparak battı, olayda 1.513 kişi öldü. 
Dünyanın o zaman için gördüğü en büyük transatlantik büyük bir tören ile denize açıldıktan sonra kimsenin ön görmediği bir şekilde tarihin soğuk sularında kayboldu.


 


Nasıl büyük bir trajedi olduğunu tahmin edebiliyor musunuz?
İnsanların teknolojiye olan güvenlerinin nasıl dibe vurduğunu veya.


                              

           James Cameron'ın yönetmenlik, senaristlik, ortak yapımcılık ve ortak kurgu yönetmenliğini yaptığı, 1997 yılı Titanik filmi ile bir nebze olsun yaşanan dramı gözlerimizin önüne sermişti. Yarım kalan aşklar, geride kalan acılar, kaybolan onca hayat...
Bugün bu trajedinin yıl dönümü....
Hatırlatmak istedim....

13 Nisan 2014 Pazar

ÖZLEM

                               
Bu şehre yağmur yağdığında,
En çok memleketimi ve seni özlüyorum.
Çünkü yağmur,
En çok Karadeniz'e ve senin hüznüne yakışıyor...
                                                                        13.04.2014/Yalova/Sevda

10 Nisan 2014 Perşembe

GİT-ME


En çok konuşmam gereken yerde,
ben SUSTUM.
Sen giderken,
ben,
gitme diyemedim.............

                                            10/04/2014/Yalova/Sevda



8 Nisan 2014 Salı

İZCİYİM BEN

Hayatınızın herhangi bir döneminde İZCİ oldunuz mu?
Ben okul yıllarımda izcileri çok komik bulurdum. Bayram törenlerinde kıyafetleri ile en önde süzüle süzüle geçerlerdi ve biz havalı çocuklar onlarla dalga geçerdik...
Hey hattt...Ne kadar kötü çocuklarmışız....Şimdi ki aklım olsa ta o zamandan izci olmaya çalışırdım. İzci gibi düşünür izci gibi yaşamaya çalışırdım. Ama çocukluk işte...

                                           

Şimdi yaşım 36. Ve ben izciyim. Çocuklarımızın sağda solda saçma sapan faaliyetler içinde bulunmasındansa gözümüzün önünde bildiğimiz insanlarla ve faydalı işler öğrenerek büyümeleri için izcilik faaliyetlerine girdik. Hem eşim hem ben LTK kursuna katılarak, başarılı olduk ve İZCİ LİDERİ belgelerimizi aldık. Yalova Yürüyen Köşk İzci Spor Kulübünde izci lideri olarak bizler, izci olarakta çocuklarım aktif görev alıyoruz.
  İzcilik insana çok şey öğretiyor. Kardeşiliği, paylaşmayı, sevmeyi,saymayı, doğayı korumayı... " Tanrıya ve vatanıma karşı vazifelerimi yerine getireceğime, izcilik türesine uyacağıma, başkalarına her zaman yardımda bulunacağıma, kendimi bedence sağlam, fikirce uyanık ve ahlakça dürüst tutmak için elimden geleni yapacağıma şerefim üzerine ant içerim"  diyerek başlanıyor bu yola... 



Eğer bulunduğunuz ilde bir izci kulübü varsa mutlaka çocuklarınızı yönlendirin. İnanın ne o ne de sizler pişman olmayacaksınız.
             

3 Nisan 2014 Perşembe

83 YAŞINDA BİR GENÇ KIZ

Anneannem bir yıl önce bir kaza geçirmiş ve kalçasını kırmıştı. Bir yıl içerisinde iki büyük ameliyat geçirdi. İlki kalçası için yapılan ve başarısız olan bir ameliyat, diğeri ise başarısız ameliyatın yerine yapılması gereken ikinci büyük ameliyat. 
Anneannem bütün eski topraklar gibi hayatı çile içerisinde, çalışarak,tırnakları ile kazıyarak yaşamış hayatını. Çoluk çocuk, kendinden büyük hasta bir eş. Yaşamış. İşte yaşamak denirse.

Artık anneannem bizimle beraber yaşıyor. Daha doğrusu annemin yanında. Ama bizde onlara çok yakın olduğumuz için sık sık görüşüyoruz. Arada bize geliyor. Takılıyoruz beraber.

Geçenlerde gözleri için doktora gitmişlerdi. Muayene sırasında nüfus kağıdı lazım olunca annem nüfusa kaydının nisanın ikisi olduğunu görmüş ve ona bir sürpriz doğum günü hazırlamaya karar vermiş.

            Fotoğraf

Anneannemin 83. doğum günü. Ama ömründe bir ilk. O kadar mutlu oldu ki anlatamam.Canım anneannem nice nice sağlıklı huzurlu yaşlar diliyorum senin için. İnşallah hep beraber hep gülelim.

Bİ BAKSANA:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...