29 Ocak 2013 Salı

OĞULLARIM VE BEN

Dostlar..Uzun zamandır yazamıyorum. Yazacak konu olmaması değil sıkıntı benim kafamı bir türlü olsun toparlayamamam.
Ama bu suskunluğa bir dur demek lazım.Size anlatacaklarım var.
Dün akşam çocuklar kurt gibi acıkmışlar benim işten eve dönüşümü bekliyorlarmış.Eve girmemle anne hadi yemek yapalım demeleri bir oldu.Bende hemen hazırlandım mutfağa daldım.
Küçüğüm Ozan anne yemeği ben yapmak istiyorum dedi.Tamam pilavı sen yap o zaman dedim.
:) heyecanla tamam dedi.
Önce 1,5 su bardağı pirinci ölç, yıkama kabına koy dedim.Hemen yaptı.Bolca suyla iyice yıka dedim.Onu da yaptı.
Tencereye tereyağ koy bir parça dedim.Koydu.Üzerine arpa şehriye dök dedim.ne kadar? dedi. İşta kafana göre ayarla dedim.Makul bir parça döktü.Bunları kavur şimdi dedim.Anlamsızca bana baktı.Şehriyeler altın rengi gibi olana kadar kavur dedim.Tamam dedi.
Sonra pirinçleri ekledi.Kavurmaya devam etti.Tuzunu ben koydum.Sonra üzerine 2,5 su bardağı su ekle ve kapağını kapat dedim.Onuda yaptı.Sonuçta harika bir pilav yaptı.Gerçekten çok lezzetli oldu.
Büyüğüm de salatayı ben yapcam dedi.Marulu, havucu, maydanozu, taze naneyi ben yıkadım Oğuz doğradı.Sosunu ayarladı.Bende onlara tavuk pişirdim.Sofrayı kurdular.
Hımm enfes bir yemeği hep beraber neşe içinde yedik.
Yemek sonrasında ikiside ben aşçı olcam anne demeye başlamıştı:))

14 Ocak 2013 Pazartesi

DOST


DOST
Birbirimize en uzak olduğumuz zamanlarda bile
Aradığım yalnız sendin
Damlalarca biriktiğim günlerde
Akmak istediğim yerdi yüreğin……….


Diye başlamıştı yazmaya, bir el, bir kalemle kilitli hatıra defterimin kalbim kadar temiz sayfasına..1995 di yıllardan aylardan haziran.Dostluğun, arkadaşlığın en saf, en dolu yaşandığı yıllardı…Gençtik, güzeldik, deliydi kanımız…Unutulur muydu ilerde bu yazı, bu yazıyı yazan el, o eli satırlar arasında sürükleyen yürek..Bilinmezdi..Savrulduk gittik bi yerlere..Kesişmedi yollar.Bu kargaşada unutulanlar oldu.Ama dost demiştik bi kere, içten, bütün samimiyetimizle.. Unutulmuyormuş meğer dost dediğin. Yıllar ,yollar engel olmuyormuş … Aynı hava, aynı gökyüzü, o gökyüzünde kayan yıldızlarda tutulan dilekler ortaklıkları oluyormuş.. Dost hep dost kalıyormuş..Yılların karşına çıkardığı arkadaşlar, dostlar tutmuyormuş onun yerini.. 1995 de haziran ayında kilitli hatıra defterinin kalbim kadar temiz sayfasına yazılan yazı; galiba sana hep ihtiyacım var diye bitiyordu..Ne garip yıllar ihtiyaçlarıda değiştirmiyor bazen .. Yıl
2013…. Lütfen hep benimle kal dost..Galiba sana hep ihtiyacım var…
 
NOT:Sayın okuyucu bundan sonra blog sayfamızın bir ortağı daha var.Yazılarıyla kardeşim, dostum Şükriye Çetin'de buralar da olacak bu da işte ilk yazısı...

9 Ocak 2013 Çarşamba

HAVADAN SUDAN

 
Hafta sonu açıköğretim sınavım vardı. Kitaplar kucağımda bir hafta geçirdim.Ama umutluyum fena değildi sınavlarım. 
 
 
Çanakkale 1915'i sinemada ağlaya ağlaya hatta hıçkıra hıçkıra izlemiştim.Hafta sonu açtım tekrar izledim.Tekrar ağladım.Süper bir film kesinlikle tavsiye ederim.
 
 
 
Burger King'de King menü yedik.King menü sapığı oğlumun isteği üzerine.Aslında ben hiç sevmiyorum.Ama çocuklar işte.Evde yapsan yemezler, orda dipleri düşüyor.
 
 
Yorğunluğun üzerine ohh mis gibi kahve içtim.Ve fal kapattım.Kendi falına kendi bakan bir bünye sahibiyim.Ve faılmda Atatürk büstü gördüm.Aha da resmi.(hani hani dediğinizi duyar gibiyim iyi bakın mutlaka görürsünüz.İşte tam şurda:))
 

Bİ BAKSANA:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...